HAYATA IŞIK TUTAN BİR SANATÇI VE GÜLBEN ERGEN ÜNİVERSİTESİ

Gülben Ergen'i Merhaba albümünden beri yakından takip ederim.

Dünden bugüne sanat yaşamı, şarkıları adeta film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Her yaptığı albüm, single içinde yer alan şarkılar, çektiği klipler, görsel şölene dönüşen konserleri her şey ama her şey bir öncekini tekrar etmeyen her zaman kendi kendini aşan bir Gülben Ergen'i gördük ve izledik. 

Türk halkı Gülben Ergen' i çok sevdi. Samimi ve içten olması ve sanat için kendini yenileyen bir  sanat kadını olması sebebiyle yüzünde ki gülümsemesiyle içtenliğiyle herkesin kalbinde taht kurdu. 

Bu bir yol bu Gülben Ergen 'in başarılarla dolu sanat yolculuğu onurlu bir kadının yürüyüşü olarak nitelendirilebileceğimiz bir durum. İçinde bulunduğu sanat ormanında Gülben Ergen'e zehirli elmayı hep yedirmek isteyen cadılar oldu. Gülben Ergen ise iyilik ışığı ile tüm kötücül ruhları çekim alanından iyilikler yayarak uzaklaştırdı. Gülben Ergen zehirli elma yerine sağlıklı olan yeşil elmayı sevenleriyle paylaştı. 

Evet Gülben Ergen kıskanılıyor hem de çok kıskanılıyor. Gülben Ergen işinde ve gücünde çok başarılı bir Türk kadını ve örnek bir anne... 

Gülben Ergen yaşamın hiçbir sınavından başarısız bir sonuçla çıkmadı. Bu sınavlar öyle havuz problemi, çift bilinmeli denklemler, rasyonel sayılar, vektörler sınavı değildi. Hayat sınavıydı. Çünkü insanlığa ve gerçek başarıya adanmış bir ömrün sınavıydı. Her sınavdan üstün başarıyla çıkmış takdirnamelerle taçlandırılan fark yaratan bir Türk kadını. 

Sosyal sorumluk alanında Çocuklar Gülsün projesiyle tüm sanatçılara ve iş insanlarına da örnek olmuş fark yaratan emekçi bir kadın. 

Çocuklar Gülsün Projesini ilmek ilmek örerek 9. yaşına ulaştırdı. 9 yılda nelere mi? İmza attı...

38 Anaokulu 

32 Oyun Parkı 

12.000 Öğrenci Anaokulu Mezun Oldu. 

120 Okula Anaokulu Malzemesi 

200.000 Anaokulu malzemesi ve eğitim materyali gönderildi. 

3.000 elemana iş imkanı 

Ve gidilen 55.000 km yol. 

Gülben Ergen tüm Türkiye'nin örnek alacağı, aldığı gençliğe ışık tutan bir sanatçı olmakla birlikte kariyer mentorüdür. 

Gülben Ergen Üniversitesinden mezun olmak insanı hayat maçında 5-0 galip olarak şampiyon olmanızı sağlıyor. Gülben Ergen'in başarılarını örnek alan birçok genç ile karşılaşıyorum. Biz Gülben Ergen Üniversitesinden mezun olacağız onun gibi sağlam vakur elif gibi dimdik duracağız. Bu sözleri söyleyen Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğine ışık tutacak olan Türk genç kızları. 

Sen çok yaşa Gülben Ergen. Gülen yüzün hiçbir zaman solmasın... 

CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK CAMİSİ ÇAMLICA CAMİİ

Altı yıl önce temeli atılan Çamlıca Camisi İslam dünyasının Regaip kandilini kutladığı perşembe günü sabah namazıyla birlikte hizmete açıldı.

ÇAMLICA CAMİİSİNİ BİR TANIYALIM...

Kubbesi 34 metre çapında. Mimarisinde Osmanlı-Selçuklu ile günümüz mimarisinin çizgileri yer alıyor.

Türkiye'nin en büyük camisi olan Çamlıca Camisi İstanbul'un her noktasından görülebilecek.

İmanın şartını temsilen 6 minareli inşa edilen Çamlıca Camisi'nin üç şerefeli 4 minaresi Malazgirt Zaferi'ne ithafen 107,1 metre, iki şerefeli 2 minaresi ise 90 metre yüksekliğinde yapıldı.

Caminin 72 metre yükseklikteki ana kubbesi İstanbul'da yaşayan 72 milleti, 34 metre çapındaki kubbesi İstanbul'u simgeliyor.

Kubbenin iç yüzeyine, 16 Türk devletine ithafen Allah'ın isimlerinden 16'sı, Haşr Suresi'nin son iki ayetinden istifade edilerek yazıldı.

Ana kubbenin üzerine 3 metre 12 santimetre genişliğinde, 7 metre 77 santimetre yüksekliğinde, 4,5 ton ağırlığında alem yerleştirildi. Nanoteknolojiyle renklendirilen ve 3 parçadan oluşan alem, dünyanın en büyük alemi olma özelliğini taşıyor.

Ana kubbenin üzerinde 3.12 metre genişliğinde, 4,5 ton ağırlığında alem var

72 metre yükseklikteki kubbesi İstanbul'da yaşayan 72 milleti temsil ediyor. 

Caminin dışarıdan ana avluya girişinde yer alan ve mermerle kaplanan taç kapı, büyüklüğüyle de göz dolduruyor. Taç kapının avlunun içine bakan kısmında, Kasas Suresi'nin 77. ayeti yer alıyor. Caminin içine girilen kapının üzerine ise Al-i İmran Suresi'nin 132-136. ayetleri işlendi.

Caminin kubbe altındaki dört ayrı bölümde yer alan aslan göğüslerine, paslanmaz çelikten nanoteknolojiyle üretilen hatla Arapça "Ey ihtiyaçları gideren", "Dualara icabet eden", "Sesleri duyan", "Dualarımızı kabul et" sözleri yazıldı. Yine nanoteknoloji ürünü 220 metre boyunda ve yaklaşık 9 bin parçadan oluşan Fetih Suresi'nin tamamı, kubbe altındaki kemerlere monte edildi.

Çamlıca Camisi, halı serili alanında 25 bin olmak üzere 63 bin kişinin aynı anda ibadet edebileceği bir cami kompleksi olarak tasarlandı. Camide aynı anda 8 cenazenin namazı kılınabilecek.

Çamlıca Camisi ibadet alanının yanı sıra 11 bin metrekarelik müze, 3 bin 500 metrekarelik sanat galerisi, 3 bin metrekarelik kütüphane, bin kişilik konferans salonu, 8 sanat atölyesi, 3 bin 500 araçlık kapalı otoparkı bünyesinde barındırıyor.

MERCEDES BENZ FASHION WEEK İSTANBUL 13. SEZON BAŞLIYOR

Yaklaşan yeni sezon öncesi Türk modasının tüm önemli aktörleri, sanat ve eğlence dünyasından isimler Ferko Signature içinde yer alan Signs Art Space'de bir araya gelerek 13. sezona dair yenilikleri keyifli bir davet eşliğinde keşfettiler. Etkinliğe katılanlar arasında Mustafa Gültepe, M.Cem Altan, Nejdet Ayaydın, Levent Erden, Mirgün Cabas, Tamer Yılmaz ve Emre Kurt gibi isimler bulunuyordu.

IHKIB ve Mercedes-Benz Türk ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu özel gece kapsamında Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul Kreatif Direktörü Güneş Güner Işık, Sonbahar/Kış 2019 koleksiyonlarının sergileneceği yeni sezona dair tüm yenilik ve sürprizleri davetlilerle paylaştı. Görkemli detaylarıyla öne çıkan gecede davetliler, DJ Jan Molti'nin setleri eşiğinde Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul'un yeni sezonuna merhaba dediler.

Davetliler etkinlikte, Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul isim sponsoru Mercedes-Benz'in Sonbahar/Kış 2019 sezonu moda görsel kampanyası ile de tanışmış oldular. "kendinden daha fazlasın” sloganını benimseyen kampanya, moda tutkunlarını kendi renkliliğini keşfetmeye ve diğer renklerle birlikte olmaya davet ederek cesaret verici bir ilhamın gücüne vurgu yapıyor.

Mercedes-Benz Türk Otomobil Grubu İcra Kurulu Üyesi Şükrü Bekdikhan, yaklaşan yeni sezon ile ilgili görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: "Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul'un 13. Sezonunu, sektörün önemli oyuncularının bir araya geldiği bu etkinlikle birlikte karşılamaktan mutluluk duyuyoruz. Uluslararası moda takviminde yer alan ve dünyanın en prestijli moda etkinliklerinden biri olan MBFWI, Türk tasarımcıları ve moda sektörünün yetenekli isimlerini hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada desteklemeyi bu sezon da sürdürecek.

DİZİ PİYASASI SENARYO KRİZİNDE

Peş peşe çekilen yeni yerli diziler ekranlara gelmek için gün sayarken, beklenen reytingi toplayamayan diziler ise apar topar ekranlardan kaldırılıyor. Ekranlardaki bu yaprak dökümü o kadar hızlandı ki yeni başlayan diziler iki üç bölüm sonra düşük reyting yüzünden ekranlara veda ediyor. Dizilerin tutmama nedenlerinin başında ise tutarsız, sürükleyici olmayan senaryolar, klişeleşmiş diyaloglar, uzun bakışmalar geliyor. Toplumu kan ve vahşete doğru sürükleyen senaryolar. Yeni nesli silaha, savaşa ve mafyacılığa özendiren korkunç diziler. Oyuncu seçimindeki hatalardan dolayı tutmayan diziler de var. Dizi izleyicileri daha birinci bölümde bile bir dizinin tutup tutmayacağını nedenleriyle tartışıyor. Dizide kim oynarsa oynasın, kim yönetirse yönetsin hikayesini beğenmemiş ise o diziyi kaderine terk edip başka bir kanala geçiyor. Dizi yapımcıları genellikle daha önceden çalıştıkları senaristleri tercih ettikleri için yeni senaristler dizi piyasasında pek şans bulamıyor.

Tıpkı eski Yeşilçam filmleri gibi yeni çekilen dizilerde hikaye zengin kız fakir oğlan, zengin oğlan fakir kız etrafında dönüyor. Hastane, karakol, adliye, hapishane ise her dizininin klasik olmazsa olmazları. İddialı dizi çekiyoruz diye yola çıkan bazı yapımcılar ise bölüm başı daha fazla kar elde edebilmek için, bazen de tasarruf amacıyla senaryodan masraflı, kalabalık kadrolu görkemli sahneleri çıkartıp hikayeyi kuşa çeviriyorlar. Çekim mekanları ya azaltılıyor ya da sabit mekanlarda bildik platolarda sahneler peş peşe çekilip tamamlanıyor. Bu yüzden bazı diziler sitcoma dönüşüyor. Elbette büyük emeklerle kalabalık bir oyuncu grubu ve teknik ekiple hazırlanan dizilerin ekrana geldikten hemen sonra apar topar kaldırılmasını en başta umudunu o diziye bağlayan çalışanlar olmak üzere kimse arzu etmez. Bu yüzden yapımcıların proje ve oyuncu seçimi yaparken kılı kırk yararak, hayli titiz hareket etmeleri gerekli.

Ekranlar tutmayan dizilerle değil aileyi ekran başına toplayan kaliteli işlerle anılmalı. Tüm kanallar yeni sezonda bir karar alsalar. Perihan Abla, Mahallenin Muhtarları, Süper Baba, Baba Evi, Kuruntu Ailesi gibi günümüze adapte edilmiş güzel kaliteli işleri umarız ekrana getirirler...

GÜNÜN SÖZÜ:

HUZUR BULMAK İSTİYORSANIZ. EZAN İLE DİRİLİN, NAMAZ İLE YAŞAYIN... 

HZ. EBUBEKİR