HAYDİ, TÜRKİYE'M AŞIYA…

Buket BEKTAŞ 04 Şub 2021

Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri, Dünya Sağlık Örgütü(WHO)'nun nasihatlarını hiçe sayarak, gerek para güçleriyle gerekse de el altından aşı üreticisi firmalar üzerinde büyük baskılar kurup, bir an önce aşılanmak için diğer ülkelerin önüne geçmek için adeta birbirleri ile yarıştılar.

Neredeyse birinci yılını bitirdiğimiz Kovid-19 pandemisi, aldığımız tedbirler ve bu tedbirlere riayet ettiğimiz için ülkemizde azalmaya başladı. Ancak dünyada durum çok farklı. Pandemi olanca hızıyla dünya üzerinde etkilerini artırmaya devam ediyor. Bulaşıcılık seviyesi diğer korona ve grip (influenza) virüslerine nazaran daha da yükseliyor. Tüm dünya neredeyse tekrar pandeminin başına döndü. Bu veriler neticesinde Almanya kısmen, İngiltere önemli ölçüde kapanmaya başladı. Ülkeler ek tedbirler almaya başladılar. Kısmen de olsa bazı ülkelerde uçuşlar durduruldu. Hemen hemen her ülke aşıya ve aşılanmaya ümitlerini bağlarken, ortaya çıkan farklı türlerdeki aşılarda gerek bilim insanlarını gerekse de ülkeleri farklı görüşlere böldü.

Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri, Dünya Sağlık Örgütü(WHO)’nun nasihatlarını hiçe sayarak, gerek para güçleriyle gerekse de el altından aşı üreticisi firmalar üzerinde büyük baskılar kurup, bir an önce aşılanmak için diğer ülkelerin önüne geçmek için adeta birbirleri ile yarıştılar. Bu duruma kapitalist düşünce ürünü olarak kısmen hak veren bir kesim olsa da, yapılması gereken adil paylaşım ve dağıtım olmalıdır. Çünkü hastalık yapan virüslerin dili, parası, dini olmadığı gibi amaçları da sadece hayatta kalmak olduğundan, Amerikalıyı hasta etmeyeyim de, Brezilyalıya bulaşığım tarzından bir düşüncesi söz konusu değildir. Neticede bölgesel düzeyde aşılanma ve tedbirler, küresel ölçekte bu virüsten kurtulma şansını tanımamaktadır.

Dolayısı ile dünya üzerinde yayılmış durumdaki pandemiyi yok etmenin altın kuralı, tıpkı çiçek ve diğer hastalıklarda olduğu gibi genel ve adil bir aşılama sistemi kurmak ve buna sadık kalmak olmalıydı. Büyük kazançlar elde etme hırsıyla hareket eden toplumlar, bu virüslerin dünya üzerinde dolaşırken mutasyona uğrayacağını düşündüler ama kendilerine yakıştıramadılar, konduramadılar.

Nitekim sonuçta medeniyetin beşiği, futbolun kalesi, Avrupa’ya kafa tutan hatta BR exit diyerek rest çeken İngiltere’de virüs mutasyona uğradı. Güç ve paranın insanoğlunu kurtarmayacağını bir kez daha gözler önüne serdi. Güney Afrika’da zenginler (beyaz tenli insanlar) ile fakirler (siyah tenli insanlar) arasındaki yıllardır süren haksızlık ve mücadele virüse hiç etki etmedi ve yeni mutasyon haberi de oradan geldi. Bu tip haberler zaten bekleniyordu ama hiçbir ülke bu tehlikeyi kendisine konduramadığı için durum biraz sarsıcı oldu.

Hemen aşı üreten firmalara dönüldü, aşıların yeni bulunmuş olması, etkileri ile sonuçları neredeyse bilinmemesine rağmen aşılar sorgulanmaya başlandı. Hemen hemen her ülke aşıya karşı bakış ve tavırlarını değiştirdi. Hatta üretim, adet ve teslimat şartları bile sorun olmaya başladı. Bu sonuçlar aşı karşıtlığını görüşünü artırdı.

Türkiye’deki durumu analiz ettiğimizde ise pandeminin başından bugüne kadar bilim insanımız inanılmaz derecede bu konuda fikir ürettiler, çalıştılar ve araştırdılar. Devletimiz tüm tedbir ve uygulamalar dâhil olmak üzere birçok konuda bilim insanımızla birlikte hareket etti. Bu gelişmeler neticesinde, Çin aşısı Cinovac şimdi ülkemizde ve aşılama olanca hızıyla devam ediyor. Bu esnada yerli üreticilerimiz ve üniversitelerimizde yeni aşı üretimi için çalışmalarını hızla yürütüyor. Ama bu arada inaktif ve geleneksel yöntemlerle elde edilen bir aşı ülkemizde uygulanıyor.

Diğer ülkelerin teslimat, lojistik ve fiyat sorunları yaşadığı bir dönemde, ülkemiz sağlık çalışanlarımızla başlayan koruma çabaları başarıyla devam ediyor. Umarız ki insanımız her zamanki vakur duruşu ve hakkaniyetli yaşam tarzı ile bu aşı kampanyasına gereken desteği verecek ve bizlerde bu emeklerin sonuçlarını hep birlikte alacağız. İşte bu noktada asıl yapmamız gereken, bu süreçte çok önemli kararlar alan ve alınan kararların doğruluğu günbegün ortaya çıkan devletimizi ve sağlık çalışanlarımızı desteklemek.

Bakın İngiltere insanları kırılıyor, İtalya keza tarihinin en kötü yılını yaşadı. İspanya aynı. Amerika rüyası kâbusa döndü. Ama hepsi bir arada adeta aşı kapışması yaşarken, bizler hem ülkemizde pandemiyle mücadele ederken hem de ekonomik zorluklar, terör ve harici saldırılarla uğraşıp aynı zamanda da üretmeye, hayatta kalmaya ve diğer ülkelere yardım etmeye çalışıyoruz Tüm bu zorluklara rağmen gene de sabırla ve tevekkül içerisinde, yardımlaşarak ilerliyoruz. Bize yakışanı yaparken insanlığımızdan ödün vermiyoruz. İşte bugünkü durumumuz tam olarak bu. Tüm dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri objektif olarak analiz ettiğimizde durum daha da net bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Bu günleri de atlatacağız elbet. Ama daha sıkı sarılmak ve kardeşlik bağımızı daha sıkı koruyarak bunu gerçekleştirebiliriz. Her şeyden önemlisi hak ettiğimiz günleri, hak ettiğimiz şekilde yaşamak için.

İşte bu yüzden hepimizin sağlık çalışanlarımıza, sağlık sistemimize destek olması şart. Hepimizin sırası geldikçe aşılamaya katılması, aşı çalışmaları kadar diğer alınan tedbirlere uyması gerekiyor. Değerlerimizi yitirmeden, kayıplarımıza son verebilmek ve güzel günleri yeniden yaşayabilmek, yarınlarımıza daha da güvende bakabilmemiz için. Haydi, büyükler ardından gençler ve çocuklar aşıya… Haydi, Türkiye’m aşıya.