SGK2
SGK2


HEM DERSİNİ BİLMİYOR

Ülkü Tamer, en güzel ve bilinen şiirlerinden birisinde, "Konuşma"da: Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten diye anlatır şişman zencinin hikâyesini.

Ülkü Tamer, en güzel ve bilinen şiirlerinden birisinde, “Konuşma”da: Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten diye anlatır şişman zencinin hikâyesini.

TFF’nin tribünlere kapasitenin yüzde 30’u oranında seyirci alınmasına yönelik hazırlıklarıyla ilgili olarak Ankara’dan onay alamamasının kızgınlığını Bilim Kurulu Üyesi Mehmet Ceylan Hoca’dan çıkarmak istemesini görünce Ülkü Tamer’in “Konuşma”sı döküldü dudaklarımızdan.

Hoca kısaca/mealen diyor ki; TFF’ye pandemi danışma kurulu kurun dedik bizi dinlemediler kendi sağlık kurulları da ortopedist, fizik tedavici ve sporcu sağlığı uzmanlarından oluşuyor ki bu branşlar böyle büyük ve önemli bir toplumsal problemi çözümleyebilecek mesleki tecrübe ve yetkinliğe sahip değildir. Localara ve tribünlere seyirci alınması konusu ancak Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından değerlendirilip karara bağlanması gereken bir husustur. Bizlere sorulunca biz de konu hakkındaki görüşümüzü ilgililere ilettik ve konu bizim açımızdan kapandı.

Vay sen misin bunu diyen. TFF bir kızmış, bir köpürmüş ki sormayın gitsin. Yayınladıkları mesajda Hocayı küçümseme mi istersin, had bildirme mi istersin, ne ararsan var, bir TFF ciddiyeti yoktu.

“Konu ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmayan bir akademisyenin yorumları bizi ziyadesiyle üzmüştür.” diyerek Hocayı çırak çıkarmak en flaşı idi söylenenlerin. Kim oldukları açıklanmadığı için kimsenin bilmediği “göğüs hastalıkları, klinik mikrobiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları, halk sağlığı, dahiliye romatoloji, dahiliye, hematoloji, immunoloji ve yoğun bakım alanında ülkenin önde gelen yetkin akademisyenlerinden görüş alarak yol haritası çizmiş ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun süreç yönetimine katkı sağlamaya çalışmıştır.” sözü ise adeta pastanın üstündeki çilek hükmündeydi metne muhatap olan bizler için.

En güzeli ise “konu ile ilgili görüş ve düşüncelerini (varsa tabi ki) tarafımızla paylaşması sürece daha büyük katkı sağlayacaktır.” denerek öldürücü! darbeyi indiriyorlardı. Düşünsenize Hoca’ya “düşünceleri varsa tabi ki” demek kaç baba yiğide nasip olur? Hem de tek “i” li tabi ki diyerek.

İşte tam hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten vak’ası.

Hoca da gayet kibar ve “for dummies” tadında bir açıklama ile epidemiyolojinin ne olduğundan girip, maç oynatma kriterinin tespitinden devam ederek test yapma ve tekrar kriterlerine kadar bir dizi bilimsel veriyi kovayla boca ediverdi TFF’nin üzerine.

Yazımızın yazıldığı saat itibarıyla TFF henüz bu soğuk duşu atlatıp “seviyeli” bir cevap verememişti Mehmet Ceylan Hoca’ya.

Belki de Süper Kupa 2020’nin ne zaman oynanacağı konusuna o kadar konsantreler ki bu konuda henüz zaman ayırıp cevap veremediler demek. En son Katar’da oynanacak ve kulüplerimiz biraz para kazanacak demişlerdi ama o haber Temmuz ayı sonlarına aitti.

2011 Süper Kupası gibi olmasın bu kupamız da bu sefer TFF müzesinde verilemeyen kupalar diye bir bölüm açılacak yoksa.

Bu akşam Başakşehir’e, yarın da Sivas’a üstün başarılar diliyoruz. Ne olursa olsun, gerekirse (Rıdvan Dilmen’in dediği gibi) yarım-sıfır olsun üç puan bizim olsun. Haydi bastır Türkiye.