HZ. MUHAMMED FİLMİ: YETMEZ AMA EVET

Müslüman genç sinemacıların Hz. Peygamber'le ilgili daha fazla eser ortaya koymasını arzu ediyorum. Daha fazla film olursa, dünyadaki İslamofobik söylemin darbe alacağı görüşündeyim.

Mecid Mecidi’nin yönettiği Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi filmi sonunda Türkiye’de vizyona girdi. Uluslararası ölçekte, görkemli bir film. Filmi eleştiren kadar beğenen de çok. Mecidi’nin cesareti ve gayreti ise kocaman bir teşekkürü hak ediyor.

Dünyada bir milyarı aşkın Müslüman yaşıyor. İlk vahyin geldiği 610 yılından bugüne, dünya tarihini ve milyarlarca insanı etkilemiş olan, İslam ümmetinin lideri Hz. Muhammed SAV’i anlatan kaç film var sizce? Çağrı filminden başka bir film benim aklıma gelmiyor. Mustafa Akkad’ın çektiği Çağrı filmi yapılalı neredeyse 40 yıl oluyor. Ben hatırlamıyorum elbette ama dönemin şahitleri Çağrı filmi vizyona girdiğinde çok şiddetli tepkilerle karşılandığını söylüyorlar. Mecidi’nin bu filmi de tepkilerin hedefi oldu. Suudi ve Mısırlı alimler 'Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi' filmine yasak fetvası verdiler. Mecidi filmi seyretmeden yasak fetvası verdiklerini söyledi. "Konuşmak istedim, yanaşmadılar. Bu anlayışla Çağrı filmini de yasaklamışlardı" dedi.

Mecidi’nin Şii olması filmin eleştirilmesi için bir numaralı neden. Filmi izleyen Sünni kesimin film içinde Şii unsurlar araması şaşırtıcı değil. Ama şunu unutmamak gerek Mecidi bir insan. Yaşadığı hayatta aldığı bir kültür var. Her insan yaptığı işe kendinden bir şeyler katar. Mecidi de şüphesiz kendi öğretisinden bir şeyler katmış filme. 

Hz. Muhammed bir peygamber, elbette tamamen kurgu ile veya sahih bilgilere dayanmadan onu anlatmak veya bir yüz ile filmde yer vermek ciddi bir yanlış olur. Filmde Hz. Peygamberin yüzü görünmüyor, konuşmaları altyazı ile verilmiş. Mecidi bu filmi yaparken uzun süre çalışmış, pek çok İslam ülkesine gidip ulema ile görüşmüş. Duraklarından biri de Türkiye’ymiş. Türkiye’de bu alanda çalışan sözü kıymetli hocalara danışmış. Bu, filmin ve elbette yönetmenin iyi niyetini gösteren bir çaba. Mecidi hemen herkesin üzerinde ittifak edebileceği, hassasiyeti yüksek bir film yapmak istemiş. Bu nedenle hakkını teslim etmek gerek.

Peki bu film ne kadar gerekliydi? Çekilmese olmaz mıydı? Bu film çok gecikmiş bir film. Mecidi’ye atfedilen ve benim de çok beğendiğim bir söz var. “Peygamberlik devam etse, tebliğ sinema ile yapılırdı” Dünyadaki en etkili propaganda araçlarından biri sinema. Bakın Amerika sahada kaybettiği neredeyse tüm savaşları beyaz perdede kazandı. Dünyanın polisliğine soyunan, girdiği her ülkeyi bir enkaz haline getiren Amerika’yı dünyanın yegane kurtarıcısı haline getiren sinema oldu. Zihin inşasında, duygu aktarımında en etkili yöntemdir sinema. 

Filmle ilgili Prof. Dr Nihat Hatipoğlu, Sosyolog Dr. Necdet Subaşı ve sinema yazarı İhsan Kabil ile konuştum. Hepsinin üzerinde ittifak ettiği nokta böyle bir filmin gerekli olduğuydu. Filmde eleştirilebilecek yerler var/olabilir ama bu filmi izlememek veya tekfir etmek için bir neden değil dediler.

Benim bu konuda vurgulamak istediğim iki nokta var. Birincisi Hz.Peygamber’in hayatı belli sınırlar dahilinde anlatılmalı, hassasiyetlere dikkat edilmeli, asla hoyratlık yapılmamalı. Bunlar tamam. Ama iyi niyetli çalışmaların acımasızca eleştirilmesi, bu konuda çalışma yapan herkesin dinlenmeden linç edilmesi sinemacıları bu konuda eser vermekten uzak tutuyor. Bakara bahsine dönüyor bu iş, kurbanın niteliklerini bıkmadan usanmadan sorgulayınca ortada kurban kalmıyor. 

Müslüman genç sinemacıların Hz. Peygamber’le ilgili daha fazla eser ortaya koymasını arzu ediyorum. Daha fazla film olursa, dünyadaki İslamofobik söylemin darbe alacağı görüşündeyim. 

Mecidi’nin filmine gelince, filmi iyi niyetli bir çaba olarak görüyorum. Ama filmin ikinci ve üçüncü bölümünün nasıl olacağı çok önemli. Beklemek ve görmek lazım. Özetle şu an için yetmez ama kuvvetle evet..