İLGİNÇ SAPLANTILARIMIZ!

Fehmi KETENCİ 17 Haz 2019

İlginç bir toplumuz, akla hayale gelmez davranışları sergileriz. Bilerek veya bilmeden mi yaptığımız konusunda pek net bir bilgi yok ama, bu durum araştırmaya değer önemli ve örnek olabilecek yaşam kesitlerimizden biridir.

      Sosyal yaşamımızda, biraz dikkatle gözlemlediğimizde öyle şeyler gözümüze takılır ki, hepsi neredeyse bir mizah konusu olabilecek görüntülerdir..

      Örneğin; hep onların üzerine örtüştürülen şu meşhur Temel, Dursun ve Fadime’nin kahramanlık öykülerinin ortaya çıkardığı Karadeniz fıkralarını bilmeyeniniz yoktur veya yerli yersiz anlatıldığına çok şahit olmuşsunuzdur.

      İşte aşağıda benzeri örneklerini yazdıklarım da memleketimden insan manzaralarından yansıyanlardır. Bunlara, zaman zaman kızdığımız, zaman zaman gülüp geçtiğimiz de çok olmuştur. Yazıma girerken; “İlginç bir toplumuz, akla hayale gelmez davranışları sergileriz” gibi bir cümle kullanmıştım. Memleketimde sıkça rastlayacağımız insan manzaralarında fotoğraflara yansıyanlar bunlar ve çok da özelliklidirler.

      Geçtiğimiz günlerde gazetelerden birinde okuduğum bizim toplumun alışkanlıkları ile ilgili biraz mizah kokan mini bir araştırma oldukça ilgimi çekti.

      Ve bu ilginç başlıklarda verilen mesajları sizlerle paylaşmak istedim

      Toplum olarak birçok konuda genel davranışlar açısından kendimize özgü bir farklılığımız var. Olaylara bakış açımız, davranışımız, zaman zaman önemli olaylar karşısında bile olsa mizahi bir yaklaşım sergilememiz bizi ayıran özellikler.

      Bunu; “Türküz, böyleyiz” diyerek farklılığımızı göstermeye çalışırken ilginç yansımalara neden yaratarak sergileyebiliyoruz.

      Toplumumuza özgü bazı öyle davranışlar var ki, bizlere özellik kazandırdığı, ayırt edici olduğu gibi komik ve düşündürücüdür. Bu davranışlar bazan hastalık derecesine vararak tipik bir Türk davranışı olarak yerleşebiliyor.

      Bu konuda yapılan araştırmalar sonucuna birkaç ilginç örnek;

      - Kırmızı ışıkta durma sırasında, yeşil ışık yanar yanmaz sanki çok acelemiz varmış gibi kornaya basmak,

      - Gazete üzerindeki fotoğraflara hiç üşenmeden sakal bıyık yapmak, gözlük takmak,

      - Toplumumuzda yaygın kullanılan eski, Şahin otomobili Doğan otomobil görünümüne dönüştüren aksesuarlarla donatmak,

      - Otobus duraklarına “ateşli sevişirim, beni mutlaka ara” gibi “absurt mesajlar” yazmak,

      - Tuvalet duvarlarını defter sanıp yazarlık özelliklerimizi oraya aktarmak,

      - Tuttuğu takımın galibiyetleri sonrasında nerede olduğuna bakmaksızın silaha sarılıp havaya sıkmak,

      - Yasak olduğunu bile bile yasak ortamlarda cep telefonu ile konuşmak,

      - Küllük olmayan ortamlarda veya küllük bulamayınca içtiği sigara izmaritini dik olarak masa üzerine bırakmak,

      - Her gün kullandığımız para banknotlarını iyi haberleşme aracıymış gibi kullanıp, “beni ara” yazıp telefon numarası bırakmak,

      - Yolda tanıdık birini görünce şakanın dozunu kaçırarak arabayı onun üzerine sürmek, tabiri caizse “eşek şakası” yapmak…

      - Ağaçlara ve bankolara kalp ve isim kazıma, yeni atılmış betona isim yazma…

      Bu ve bunun gibi birçok ilginç davranışı çoğaltmak mümkün.

      “Türküm, bizler böyleyiz” dedirtmenin başka yolları yok mu acaba?

BİR TUTAM TEBESSÜM

DELİLİK EFENDİM!

   Mahkemede katil suçunu itiraf etmiştir. Yargıç da itiraf sonrasında oluşan durumu, oniki kişiden oluşan jüri heyetine iletir. Bir süre aralarında durum değerlendirmesi yaptıktan sonra jüri başkanı, yargıçtan gelen bilgileri doğrultusunda kararını açıklar;

   - “Bu sanık suçsuzdur!”

   Yargıç duyduğu bu karar sonrasında, kızgınlıkla ve yüksek sesle bağırmaya başlar;

   - “Canım ne biçim iş bu! Adam; “Ben katilim” diyor, suçunu itifaf ediyor, siz ise; “suçsuzdur” kararına varıyorsunuz. Acaba; “suçsuzdur“ kararını neye dayanarak verdiniz?

   Jüri başkanı, kendinden emin ve sakin bir şekilde yanıt verir;

   - “Delilik efendim, delilik!”

   Yargıç, jüri başkanının bu kesin ve net yanıtı karşısında, bütün jüri üyelerini

teker taker süzdükten sonra, başını sallayarak;

   - “Delilik ha! Sahi mi? Onikiniz de mi?”