İLK VAAT: KENDİNİ BİLMEK

'Kendini bilmek', liderlerin vaat ve projeleri arasında yer alıyor mu acaba?

Siyasi propagandalarla inliyor her taraf. Ne yana dönsek beldeleri, şehirleri yönetmeye aday liderlerin görüntüleri, sloganları, vaatleri algı alanımızı dolduruyor. Tercihlerimizle aramızdan adayları, lider koltuğuna göndereceğiz. İnsani değerleri aşındıran bir konfor alanına çevirdiğimiz şehirleri yönetecekler, kendilerini bilme yolculuğunun neresindedirler acaba?   

Bilgi çağında liderlik gerçekten de kolay değil. Modern hayatın maddi değerleri, yaşamın tüm hücrelerini etkisi altına almış. İnsan olmanın anlamı sorgulanır hale gelmiş. Yeryüzünün doğal hayat dengesi zayıflamış. Benliğine düşmekten âlemi görmekte zorlanan insanları yönetmek kolay değil. Her geçen gün artan bir istekle tüketim çılgınlığını yaşayan, her türlü aşırılığın kol gezdiği bir zamanda insanlara, güzel bir hayat ortamı sağlamak kolay değil.

Hayatın anlamıyla buluşmanın, ağır gelmeye başladığı, iş yapmaktan çok konuşmanın, sanal duruşların öne çıktığı, maddi değerlerin her kilidin anahtar gibi görüldüğü, aklın yüceltilip ruhun yok sayıldığı, bilim ile anlamın giderek ayrıştığı bir zamanda liderlik kolay değil.

Lider İş Yapmalıdır Ama

Sıradan bir seçim ve demokratik hak kullanımını, başkaca sonuçlara evirmek ve devleti zaafa uğratmak için gösterilen çabalar, liderlik potansiyelinin doğru kullanabilmenin önemini daha da arttırıyor.

İnsanların can ve mal emniyeti, trafik, çalışma hayatı, yaşanabilir ve güven içinde bir şehir hayatı için yerel liderlerin çok çalışması, toplumsal refah için çaba göstermesi gereklidir. Ancak tüm bu işlerden ve vaatlerden önce daha önemli bir işi başarmak zorundadır lider.

 Liderlik koltuğuna oturanların, her şeyden önce güzel bir insan olma yolculuğunun neresinde olduklarına kafa yormaları, donanımlarının farkında olmaları kısacası kendilerini bilme erdemine sahip olmaları elzemdir. Liderliği ateşten gömlek yapan da budur. Bunun içindir ki bilimin ve dinlerin ortak vurgusu, insanın kendini bilmesidir.  

Kendini bilmek, liderin tüm hayatına ve davranışlarına rengini veren temel bir kaynak, yatkınlık ve arayış niteliğindedir. Kendini bilme yolculuğunun eşlik edeceği işler, insanın onuruna uygun olacağı gibi toplumun gerçekten gelişmesini de sağlayacaktır. Yönetmeye aday olduğu şehrin muktediri ve emini olmanın yolu kendini bilmekten geçer.

Kendini bilen lider; etrafı için çalışmaktan kendini ihmal edebilen, gerekli bilimsel araştırmayı yapmadan ve hikmeti yakalamadan karar vermeyen, başkasını aydınlatmaktan karanlığa rıza gösterebilen kişidir.

Sınırlı Olanla Sınırsıza Doğru

Kendini bilme yolculuğu, aynı zamanda içgüdüleri yönetme becerisidir. Aksi halde liderlik, iyilik üretme alanı olmaktan çıkar, dürtülerin esiri bir davranış düzlemine dönüşür. Kendini bilen lider; sürekli bir arayış ve hareket halinde olan beynin, beş duyu ile sınırlı olan akletmesini aşarak, ruhun anlam arayışı ile sınırların ötesine geçer. Çünkü sınırlı olanla sınırsız olanı anlam vermek zordur. 

Keşke liderlerin vaat ve projelerinin ilk sırasında kendini bilme yolculuğu yer alsa. Zira âlemin küçük bir numunesi olarak kendini bilen, hayatı, öncesi ve sonrasıyla bütünlük içinde algılayan, kalbindeki aydınlıkla yüzleşebilen, maddi ihtiyaçları kadar mananın da peşinde koşan, iyilik üretmek için didinen liderlere ihtiyacı var dünyanın. Ölüm gerçeği ile dost olan lider, maddi zevkleri aşarak mana zevklerinin peşine düşebilir. Hayatın anlamını yakalamak için çalışabilir ve böylece merhametin, ahlakın ve adaletin temsilcisi olabilir. Kendini bilen lider, insanı, şehri ve medeniyeti güzelleştirmeyi bilir.

Kendini bilme erdemini kılavuz edinen lider; bugün yeryüzünün şikâyetçi olduğu, yalan, çalma, kayırma, adaletsizlik gibi insan onuruna yakışmayan içgüdüsel davranışların tuzağına düşmez. Aksi halde kendini bilmeyen liderin icraatları toplumsal çürümeyi hızlandıracaktır.