İMAMOĞLU'NUN STRATEJİK HATALARI VE AK PARTİ İLÇE BELEDİYELERİNİN ETKİNLİK HATALARI

Micheal KUYUCU 22 Şub 2020

Daha önce de yazmıştım. Ekrem İmamoğlu'nun imaj ve PR çalışması çok demode yapılıyor.

Hafta sonuna yaklaşırken Türkiye gündemine İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin toplu taşımacılığa  yaptığı zamla ilgili haberler yayıldı. Metrobüs biletlerine yapılan zammın yüzde 35 olduğu konusu hepimizi zaten üzmüştü. Bunu sindirmeye çalışırken bir de yapılan bu zammın yüzde 35 olmadığı bazı ara geçişlerle yüzde 79’lara kadar vardığı iddia edildi.

Bu zam işi canımı sıktı

Yeni zamla birlikte 1-3 durakta yeni ücret tarifesi sabit yaklaşık 2,60 TL olması gerekirken bu oran yüzde 79 oranında zam yapılarak 3. durakta 3,5 TL'ye yükseltilmiş. Bununla birlikte yeni ücret tarifesi 1,2,3 duraklar arasında farklı belirlenmiş. Yeni tarifede 1 durak 2,5 TL, iki durak 3 TL, üç durak 3,5 TL olmuş. Bu bilinçli mi yapıldı, yoksa hesap hatası mı olmuş bilemeyiz. Ama böyle ara formüllerle olmaz bu iş. Bu partisi ne olursa olsun hiçkimseye yakışmaz. Çık delikanlı gibi yüzde 79 zam yapıyorum de. Açıklama yap, dertleş toplumla, kendini anlatmaya çalış. Deki “şundan dolayı şunu yaptım”. “Özür dilerim ama mecburdum” de, küçül halkın karşısında, o halk eğer haklıysan seni anlayacaktır, gönlünde yükseltecektir.

Strateji ve PR hataları kesilmiyor

Daha önce de yazmıştım. Ekrem İmamoğlu’nun imaj ve PR çalışması çok demode yapılıyor.  İyi bir imaj yönetimi yapılmıyor. Yapılsaydı zaten seçim vaadlerinde daha somut içerikler, daha gerçekleşme ihtimali yüksek vaadler verilirdi.  Orada maç kötü başladı zaten. Sonra su zammında meclisin oylamasıyla ofsayta düşüldü, sonra first lady adayının tiyatro tiyatrosu çıktı, tam bunu unutmak üzereyken deprem ertesi kayak keyfi, tam bunu da unutuyorduk ki Metrobüs’ün yüzde 35’lik zammı patladı, bunu da unutmak üzereyken bir de bu Metrobüslerin durak arası gizli zammı patlak verdi. İmamoğlu’nun yanında iyi bir PR’cının olmadığı, iyi bir stratejistin olmadığının en somut örnekleri bunlar.

Ha bana sakın “seçimleri nasıl kazandı” demeyin. O seçimlerde İmamoğlu’nun kişisel başarısı, toplumun AK Parti belediyelerine olan kırgınlığı, ittifaklar ve benzeri bir sürü faktör ile başarı geldi. Sonrasında ise er meydanında işlerin öyle olmadığını görmeye başladık. İmamoğlu’nun iyi bir strateji ekibi kurması lazım yoksa bu imaj kayıpları ona puan kaybettirecek.

Dünya standardında belediyeciliğe yakışmayan masraflar

İmamoğlu’ndan gelelim AK Parti belediyelerine. Benim son bir kaç aydır AK Parti belediyelerinin liderleri Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimlerden önce ve sonra yaptığı açıklamarda verdiği mesajları anlamadıklarını görüyorum. İBB belediye seçimlerinde başta ekonomik nedenler olmak üzere bazı faktörlerden dolayı insanların AK Parti’ye küskün olduğunu herkes kabul etti. Bu küskünlüğün en temel nedeni ekonomiydi. Bu ekonomide de etkili olan faktörlerden biri de belediyelerin etkinlik başlığı altında yaptığı hareketlerdi. Belediyeler konserler ve etkinlik vasıtasıyla toplumun ve medyanın, sanat camiasının çok tepkisini aldı. Konserlerde hep aynı şarkıcılara iş verdi. Diğerleri kırıldı. Bu, sürekli iş alanların adı “yandaş”a çıktı. İş alamayanların adı “muhalif”e . Etkinliklerde hep aynı adamlarla çalıştılar. İşler hep aynı firmalara ve kişilere verildi.

AK Parti belediyeciliği hizmeti dünya standartlarında yaptı, keşke o kadarla kalsaydı. Etkinlik ve benzeri uygulamalarda çok tepki aldı. Fatih Belediyesinin geçmişte dünyanın parasını harcayarak düzenlediği “Sihirli Mikrofon” adlı medya ödül gecelerini hala unutmadık. Orada on kişiye ödül verip bin kişiyi kırdılar. Bir kişiye iş verip yüz kişiyi kırdılar. 

Aynı nakarat hep aynı..

Seçimlerden  sonra bu etkinlik muhabbetlerinde bir duraklama oldu. Son bir kaç ay bakıyorum yine aynı hikaye devam ediyor. Nazan Öncel’in de şarkısında söylediği gibi “Aynı nakarat, hep aynı....”

Esenler Belediyesi bir ödül töreni yaptı,  Üsküdar Belediyesi etkinlikler yaptı şimdi de  Bağcılar Belediyesi “Engelsiz Mikrofon” adında bir ödül töreni düzenliyor. Bunlar ilk aklıma gelen etkinlerden bir kaçı. Hepsinde belirli adamlar var hep onlar ön planda. Atıyorum, on tane radyocu, on tane televizyoncu, on tane şarkıcı. Hep aynı adamlar etkinlikleri düzenliyor, hep aynı radyocular ödül alıyor, hep aynı şarkıcılar sahneye çıkıyor, hep aynı kişiler organizasyonları düzenliyor. Sanki bir liste var, elden ele dolaşıyor o listede olanlar AK Parti belediyelerinden ödül alıyor. Esenler Belediyesinin listesi sanki şimdi Bağcılar Belediyesinde. Hep aynı kişiler aynı yerlerde. Bu hem haksızlık hem de israf. Geçen ay Altın Kelebek ödül töreni içinde yazdım. Bunlar israf. Şu an Türkiye’nin başka öncelikleri var. Başka gündemleri var. Eğer belediyelerin harcayacak bol parası varsa bunları belirli bir kitleye para kazandırmak için etkinlik yaparak harcamasınlar. Çıksın sokağa halka dağıtsınlar. Daha büyük bir sevaba girerler, hayır duası alırlar.

Son israfın adı: Engelsiz Mikrofon

Bağcılar Belediyesi “Engelsiz Mikrofon” adı altında bir ödül töreni düzenliyor. İddiaya göre  15 bin engelli kardeşimizin oyları ile “En”ler belirlenecek. Etkinlikte engelli dostlarımız nesne ama medya özne. Bakıyorsunuz adaylar da aynı, az önce bahsettiğim o liste varya sanki o liste yine devrede. Yine aynı adamlar ve aynı kadınlar aday, yine aynı adamlar ve aynı kadınlar ödül alacak, yine körler sağırlar birbirini ağırlayacak ve yine milletin parası sokağa atılacak. Şimdi bunun neresi hizmet? Bunun neresinde Cımhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mesajlar var? Bağcılar Belediyesi o ödül törenine çok mu ihtiyaç duyuyor? Ona bin lira bile harcasa yazık değil mi o paraya? Bu israflar ne zaman duracak?

Acaba İBB seçimlerinde iyi bir hizmet anlayışı olduğu halde AK Parti neden büyük şehiri kaybetti? Kimse kusura bakmasın detaylar ayrıntılarda gizli. Bu saçma etkinliklerin mikro bazda toplumda, radyo kanallarında, televizyon kanallarında ve o kurumlarda çalışanlardan tutunda toplumun genelinde yarattığı “israf” psikolojini hesaba katan yok. Bu seçim sandıklarına da yansıyor neden mi? Çünkü artık insanların israflara tahammülü kalmadı.

Bu konuda Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lazım. Etkinlikler konusunda CHP belediyeleri biraz daha dikkatli davranıyor. Sadece Beylikdüzü Belediyesi bol etkinlik yapıyor. Onlar da biraz kendi ahbaplarını kolluyor ama diğerleri öyle çok girmiyor etkinlik denen israflara.

İlçe belediyeleri Erdoğan’ın vizyonundan çok uzak

Recep Tayyip Erdoğan büyük düşünürken onun altındakilerin küçük düşünmesi beni çok şaşırtıyor. Bu iş bence böyle yürümez. Belediyelerin toparlanması lazım. Hem AK Parti’nin hem de CHP’nin etkinliklere dikkat etmesi lazım. AK Parti ilçe belediyelerinin biraz daha fazla dikkat etmesi lazım. Üç, beş tane etkinlik yapacaksın diye halkın gözünden düşme. Bak Metrobüs zammını konuşuyoruz. Ama bir yandan da Bağcılar Belediyesinin “Engelsiz Mikrofon” yarışmasını konuşuyoruz. Bağcılar Belediyesi on tane adamı mutlu etmek için para harcayacak ama bin on tane adamı küstürecek. Esenler Belediyesinin iki hafta önce yaptığı ustalar ödül törenindeki gibi.

Bu ödül törenlerine ne gerek var? Birilerini mutlu etmek için düzenleniyor bunlar yoksa bir bütçe var da onu harcamak adına mı düzenleniyor. Dediğim gibi paranız çoksa çıkın halka dağıtın daha çok hayır duası alırsınız.

Bu böyle giderse hem AK Parti’nin hem de CHP’nin oylarında ciddi gel gitler oluşacak. Bu israf ve partisi ne olursa olsun “benim partimin adamı” rüzgarının dinmesi lazım. Halk artık uyandı. Artık sandıkta gösteriyor tepkisini.

Şu an  geldiğimiz noktada İstanbul gibi Avrupa’nın en büyük metropollerden biri olan İsatanbul’da belediyecilik konusunda her iki parti de ayrı ayrı imaj kaybında. Bu böyle giderse bir anda pat diye sürpriz bir parti çıkar alır maçı götürür. Ecevit’in DSP’sinin 1999 seçimlerinde yaptığı gibi, Erdoğan’ın AK Parti’sinin 2002 seçimlerinde yaptığı gibi... Bu başarılar hep öncekilerin başarısızlıkları yüzünden parlayan başarılar oldu. Herkes şapkasını önüne koysun ve otorup düşünsün.

Ben bu belediyelerin etkinlik başlığı altında bir takım adamlara verilen ödüllerden oluşan masrafları artık duymak istemiyorum. Dünyada en çok ödül töreni düzenleyen ülkesi biz olduk. Yok bilmem ne radyocu ödülü, yok platin kuş ödülü, yok şu mikforon ödülü, yok bu medya ödülü. Vallahi de, billahi de sıktınız artık.

Corona maskesinde nanoteknoloji

İstanbul Arel Üniveristesi ArelPOTKAM birimi dünyayı kasıp kavuran Koronavirüsten korunmak için en önemli çarelerden biri olan maskede nanoteknolojiyi getirdi. Diğer maskelere göre daha uzun ömürlü, doğa dostu, yüz yapısına uygun ve fiyat olarak da daha az maliyetli olan Nanokoruyucu Maskeler üretmeye başladı.

Ürünü tasarlayan ve geliştiren  Erdi BULUŞ yaptığı açıklamada; “ Ürün 24 saat kullanılabiliyor, diğerlerinin kullanım süresi ise sadece 8 saat. Ayrıca ürünümüz geri dönüşümlü ve doğa dostu çünkü çevresel atıklardan üretiliyor. Diğer maskeler yüzde bir süre sonra sıkıntı yaratırken bu ürün tamamen yüzün ergonomik yapısına uygun ve rahatsızlık vermiyor. Bir diğer önemli taraf ise diğer mevcut ürünlere nazaran ortalama yüzde 30’a yakın maliyeti daha düşük. Bu sistemimizi mevcut endüstriyel proseslere direkt kurabiliyoruz ve 1 ay içinde seri üretime geçebiliyoruz.” dedi.

Özellikle son yirmi gündür piyasada bir maske karaborsası oluştu. Bir anda herkes maskeci oldu, alakasız adamlar “elimde beş bin maske var, bir milyon maske var, bunları Çin’e satmak istiyorum” tarzı söylemlerle piyasaları yokladılar. Birden piyasaya maske karaborsacıları çıktı,  bu maskelerin çoğuda tırışkadan basit maskeler. Sağdan soldan karaborsacıların maskelerini duymaktan daralmışken ArelPOTKAM’ın bu buluşunu duyunca olaya bilimsek yaklaşan birilerinin de olduğunu gördüm mutlu oldum. Bakarsınız bu maskeler bestseller olur hiç belli olmaz, ülke ihracatına katkıda bulunur belki.

Rütbeler sökülmeli!

Geçen gün Yargıtay 12 Eylül askeri darbesinin planlayıcı ve uygulayıcısı olan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında ölümleri sonrası ölümlerinden sonra “düşme kararı” verilen davayı yeniden gündeme getirdi. Bu davada bu iki darbeci hakkında “müebbet hapis, TSK’dan çıkarma ve rütbelerini sökülmesi” kararı verilmişti. Sonra karar bozulmuştu. Bir ara bu konuyu çok konuştuk. Yargıtay’ın talebini çok olumlu olduğunu düşüyorum. Evren Paşa başta olmak üzere bu ülkede darbe girişiminde bulunan herkesin rütbeleri sökülmeli. Bu sembolik bir hareket. Bu tarihin tarihe ders vermesi anlamına gelecek. Ayrıca anayasaya bir madde eklenerek “darbe teşebbüsü” vatan hainliği ile eşdeğer olmalı. Bu ülke dingonun ahırı değil. Her darbenin bize verdiği zararları toplasak ve bugün bulunduğumuz durumdan çıkartsak biz Avrupa’nın en önemli beş ülkesinden biri oluruz.

En çok hangi diziyi özlediniz?

NG Araştırma şirketi çok güzel bir araştırma yapmış. Türkiye’nin televizyon ve dizi izleme alışkanlıklarını incelemiş. Oldukça ilginç sonuçlar çıktı. Mesela her ne kadar dijital medya yükselişte olsa da insanlar dizileri hala televizyondan izlemeyi tercih ediyorlar. Her on kişiden altısı dizileri televizyondan izlerken ikisi Netflix’ten izliyor. Bu şu an için televizyonun hala güçlü olduğunu gösteren bir veri. Bugün durum böyle ama beş sene sonra bu onda altılık oran düşecek. Yani klasik televizyonlarda ciddi düşüş olacak.

Araştırmada bir de insanların özlediği diziler araştırılmış. Yüzde 11’lik oranla Avrupa Yakası birinci çıktı. Yüzde 10’luk bir oranla Diriliş Ertuğrul ikinci, yüzde 9’la Aşk-ı Memnu üçüncü sırada yer aldı. Siz hiç düşündünüz mü mesela en çok hangi biten dizi şu an devam etseydi mutlu olurdunuz? Ben bu araştırmayı incelerken düşündüm, benim en çok özlediğim diziler seksenlerin fenonem dizisi “Bizimkiler”, yakın geçmişte damgasını vuran “Medcezir” geldi aklıma.  Bir de nostaljik havası ile aklımda ve gönlümde kalan “Öyle bir Geçer Zaman ki” var. Çok güzel ve kaliteli dizilerdi. Klişe olacak ama her şeyin olduğu gibi dizilerinde eski havası kalmadı artık.