İNSANLAR, ŞÜKÜR Kİ AVAZ AVAZ ŞARKI SÖYLÜYOR..

Daha ilk şarkı, bu kadar mı olur, dinlemeye, eşlik etmeye, eğlenmeye bu kadar hazırlıklı mı gelinir.

Geçen hafta Yıldız Tilbe konserine gittim.

Konser Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda yapılacak.

Saat 21.00’de başlayan konsere, 20.30’da gidiyorum, giriş kapısı karşısında taş duvarda oturuyorum.

Ve oraya gelen insanları seyretmeye başlıyorum. 
Daha adım attığımda, girişlerin tüm kapılarında kuyruklarla karşılaşıyorum.

İçeriye giriyorum, hınca hınç kalabalığa bakıyorum, herkes yerini bulma ve oturma telaşında.  

Saat 21.00’de konser başlıyor, Yıldız Tilbe sessizce sahneye çıkıyor.

Ve ilk şarkısına başlıyor, tüm açık hava, bir ağızdan aynı anda eşlik etmeye başlıyor.

Delikanlım.

Daha ilk şarkı, bu kadar mı olur, dinlemeye, eşlik etmeye, eğlenmeye bu kadar hazırlıklı mı gelinir.

Tüm salon avaz avaz şarkılara eşlik ediyor.

Konser sonuna kadar yerlerine oturmuyorlar. Şarkılara, oynayarak, zaman zaman halay çekerek eşlik ediyorlar.

Aynı anda tüm cep telefonlarının ışıkları yanıyor.

Orta yer adeta yıkılıyor.

Salonda şarkıların kıyameti kopuyor.

Hayatımda ilk defa, aynı anda tüm insanların bu kadar eğlendiğini gördüm.

Bu hafta perşembe.

Sıla konseri var.

Giriş kapılarında kuyruk var.

Saat 20.30, yine salondaki yerimi alıyorum, insanları seyretmeye başlıyorum.

Saat 21.00, Sıla sahneye çıkıyor ve konser başlıyor.

Sıla sahneye çıktığı ilk andan itibaren, tüm Harbiye aynı anda avaz avaz şarkı söylemeye başlıyor.

Salon genel olarak genç insanlarla dolu ama her yaşta insanlar var.

Bastonlu bir kadın var bastonu ile tempo tutuyor.

Salon yıkılıyor. 

Bunları neden anlatıyorum.

Ülkem insanının, yani gençlerin ve her yaşta kadın erkek herkesin eğlenmeye ne kadar ihtiyacı varmış.

Her yaştan insanın yan yana, beraber şarkılar söylemeye ne kadar ihtiyacı varmış.

Herkesin avaz avaz şarkı söylemeye ne kadar ihtiyacı varmış.

Anlıyorum ki! 

Korona ve pandemi dönemi ve gitgide çoğalan ülke sorunlarının yarattığı bıkkınlık var.

Siyasi ortam gergin.

Ekonomi başa çıkılamaz halde.

Bu kadar dertli ülke olur mu, maalesef olurmuş.

Her sabah güneş doğuyor, güneşin doğuşu ile hayata başlatan insanlar iyi haberlere doğmayı hak etmez mi.

Hayatı iyi yaşamak herkesin hakkı değil mi.

Ülkem insanı kendine ne iyi gelirse onu buluyor.

Bulsunlar da.

Bakıyorum insanlara kıyamıyorum, eğlenin diyorum çok eğlenin.  

Sevdiği sanatçıya, şarkılarını ezbere bildiği şarkıcıya gidebilmek için öyle ya da böyle parasını biriktiriyor, biletini alıyor. 

Eğlenmeye ihtiyaç var.

Hoşgörü çıtasını yükseltmeye çok ihtiyacımız var.

Yaşadığınız topraklardaki insanları anlamamız lazım.

İnsanlar birbirini seviyor aslında.

İnsanlar eğlensinler, şarkı söylesinler, mutlu olsunlar.

Mutlu toplumdan, mutlu ülke insanından kimseye zarar gelmez. 

Ben çok duygulandım, ben çok eğlendim, ben çok ama çok düşündüm.

Şahitliğim var.

Güzel oldu.

Funda'nın aklındakiler…

... Magazin dünyasının nedenini bilmediğim birine takma huyu var.

Ben magazin yaparken hiç kimseyi takma huyumuz olmadığı için anlayamamam normal. 

Günlerce, her gün, her program aynı insandan konuşmadığımız için anlayamam.

Ve genelde edepsiz olmayan, sessiz sakin kendi halinde kimseye polemiğe girmeyen insanları buluyorlar.

Burada edepsizlerin, bir bulaş seni bulaştığına pişman eden insanların listesini vermeyeceğim.

Öyle bir liste veririm ki hepiniz onaylarsınız.

Neden Hadise'yi seçtiniz.

Evlenmesini olay ettiniz, boşanmasını olay ettiniz..

Evlendi beğenmediler, kurcaladılar ve boşansın diye uğraştılar, boşandı yine yetmedi.

Günlerdir bu naif, yumuşacık iyi kalpli kadının üstünde tepiniyorlar.

Yok evinin kirası ödenmemiş, yok ev sahibi oyuncu, acımış aman otur demiş.

Kızın konserleri var, eşek yükü para kazanan bir kız.

Valla neden kızın hayatı, gururu üzerinde bu kadar acımasızca tepiniyorsunuz ve ne istiyorsunuz çok merak ediyorum.

Birinin üzerinde tepinerek para kazanmak, evine ekmek götürmek nasıl bir duygu bilemem ama.

Kul hakkı var ya.

Allah biliyordur mutlaka.