İNSANLIK 21.YÜZYILIN YÜKSELEN DEĞERİ

Çok önemli uluslararası danışmanlık şirketinin başkanı, 21.yüzyılın yükselen değeri insanlık demiş.

Ne kadar güzel.

Ama bu yükselen değer, gitgide tuhaflaştı, böyle olunca da.

Bir kısım insanlar robotlaşma konusunda ısrarlı.

Beyefendi diyor ki, insanların robotlarla nasıl ikame edileceğine para harcayacaksanız, insanların maddi ve manevi gelişimine para harcayın.

Eğer harcamış olsaydınız, insanlık ve şirketler böyle mi olurdu, diyor. 

İnsanlık için, şöyle tanımlamada bulunuyor.

Savaşlar çıkaran, kendi türünü yok eden, ülkesine zarar veren, ülkesinin kaynaklarını kullanarak kendi ülkesine ihanet eden, kim? 

Bir üst makama geçtiğinde, geldiği yeri unutan, birbirini kandıran, çalışanını düşünmeyen, müşterisini, çevresini düşünmeyen, çalıştığı firmada bir yandan maaş alırken bir yandan zarar veren kim? Yalan söyleyenler kim?

İnsan olarak neredeyiz, insan olarak nereye gitmek istiyoruz?

Bunları daha çok sıralayabiliriz.

Ne yazık değil mi? 

Ne kadar acı değil mi?

Koskoca uluslararası şirketin koskoca danışmanı, insanlar hakkında bunları düşünüyor.

Yerden göğe kadar haklı, değil mi?

İnsanoğlu maalesef bu tanımlar içinde olunca, diğer tarafta robotları yaratmak, onları evlendirmek gibi tuhaf fantezilere çok ama çok paralar harcıyorlar.

Teknik tanımların dışında, aslında insanoğlu felaket, bu çok kötü olmuş, biz en iyisi robotlar yaratalım, ihanet etmezler, kazık atmazlar mı demek istiyorlar. 

Ben kişisel olarak,

Hangi okullarda eğitim alırsa alsın, kaç lisan konuşursa konuşsun, sosyal statüsü, iş kariyeri, başarıları, ne olursa olsun.

İyi bir insan değilse.

Merhameti yok ise.

Hiç kimse için tek damla yaş dökemiyorsa.

Ölüm bilmiyorsa.

Gözünün içine baka baka yalan söylüyorsa.

Umurum değil.

Bana ne! İster CEO olsun, ister şirket sahibi olsun, ister eşek yükü para kazansın, 

Gözümde beş kuruş, gönlümde bir kuruş etmezsiniz.

Kuruş eder! insanlar.

Kuruşluk! insanlar.

Funda'nın aklındakiler…

... Bennu Gerede kitap çıkarmış.. Bu bir roman değil hanımefendinin hayatı imiş, yani otobiyografik kitapmış.

Ben, Ben Nü... kitabın adı, almadım, okumadım o nedenle kitap ile ilgili bir şey demeyeceğim.

Kitabın üzerine gay yazarlar atlamış.. Grinin elli tonunu sollayacakmış, şehveti tavan yapmış, seks bölümleri varmış.

Kadınların içindeki arzuyu dışarıya vurmalarına, biraz istekli isek yaftayı yapıştırırlar, kaltak fahişe derler, diyor Bennu.

Küfür yiyorum ben, neden diyor, Bennu.

Bennu'nun kitabında en çok sevişmeyi sevdiğini saklamamasını çok beğenmiş bu yazarlar.

O kadar, özgürlüğe, kişisel haklara, önem veren biriyim ki ben.

Ama şunu demeden edemeyeceğim, sayın Bennu hanım bir kadın sevişmeyi sevebilir, istediği insanlarla istediği gibi sevişir, yaşar, kim ne diyebilir ki.

Ama bunu açık açık, en ince detayına kadar yazarsanız, yorumlara açık olmalısınız.

Neden yazdınız? diye sorarlar.

Ben mesela neden bileceğim? diye sorarlar.

Ayrıca, bakın bu yazarlardan takdir kazanmışsınız, sevişmeyi seveni değil bunu açık açık yazanı tebrik etmişler.

Daha ne istiyorsunuz.

... Nereli olduğu önemli değil, adam 54 yaşında, kocaman kocaman boyalı bıyıkları, ve saçları var.. Komşusunun kızına cinsel tacizde bulunuyor, kız,18 yaşında. Bu arada annesi sık sık arıyor, genç kız eve ağlayarak geliyor ve sinir krizi geçiriyor. Annesi ve kız karakola giderek şikayetçi oluyorlar. Bu koca herifi göz altına alıyorlar, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıyorlar. Hakkında basit cinsel saldırıdan, ağır ceza mahkemesinde dava açılıyor.. Kızın annesi anlatıyor, bu sapığın karısına gidip durumu anlattım, ne olur dillendirmeyelim, üstünü kapatalım, kızımın düğünü olacak diyor.

Bu adama 4 yıl, 2 ay ceza veriliyor.

Buradan ne anlamadık? 

Basit cinsel saldırı nedir?

Basit ise, neden ağır cezada dava açılmış?

Adamın karısı neden bu kadar utanmaz?

Düğünü olacak kızın, babasının sapıklığı nedeniyle, düğün iptal olmuş mudur?