IRAK'TA GERGİNLİK SU YÜZÜNE ÇIKMAYA BAŞLIYOR

Yaşar İÇEN 18 Eyl 2020

Neredeyse iki yıl öncesinde gerginlikten yana ön gördüğüm tablo giderek netleşiyor... Ve taraflar aleni şekilde restleşmeye başladı!

Irak giderek ısınıyor!

Neredeyse iki yıl öncesinde gerginlikten yana ön gördüğüm tablo giderek netleşiyor... Ve taraflar aleni şekilde restleşmeye başladı!
“Havada ciddi anlamda gerginlik kokusu alıyorum bir süre sonra rahatsızlıklar belirecek” dediğimde aldığım cevap hep şu oldu; “Hayır yanılıyorsun”.
Bölgede etkili tek bir isim dışında kimseler benimle hem fikir olmadı.
Fakat tüm hayır demeler ön gördüğüm sonucu değiştiremedi! Kademeli olarak olaylar baş göstermeye başladı Bağdat Yönetimi’nde ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi sınırları dahilinde! Sokak olayları, Türk diplomatın öldürülmesi, PKK’ya karşı tavrını ‘yeter artık sizden sıkıldık’ diye yineleyen Masoud Barzani’nin açıklamaları, Türkiye’de sıkışan PKK’nın güney sınır ötemizdeki gençlere musallat olması, Barzani Yönetimi ve terör örgütünün ciddi anlamda restleşmesi...
Gençlere musallat olma demişken Sincar’dan yükselen bir annenin acı çığlığını size de duyurmak istiyorum. Terör örgütünün çocuklarını kandırarak veya zorla kaçırdığını haykıran annelerin “bize yardım edin” feryadı Türkiye’ye kadar uzandı... Diyarbakır Anneleri’nin evlatlarına kavuşmasıyla Türkiye, Ortadoğu annelerinin de umudu oldu... Acaba diyorum “Diyarbakır Anneleri” o bölgedeki terör mağduru annelere de ilham olur mu? Bence olmalı çünkü dünya annelerin elinde şekillenmeli artık!
Evet Türkiye, son yıllarda Ortadoğu’nun terörden ve sıkıntılardan yana imdat freni oldu.’ Neden Avrupa ülkeleriyle sıkıntılı ilişkiler yaşıyoruz’ sorusunun cevabı işte tam da bu!
Türkiye son yıllarda elde ettiği güç ile emperyalist güçlerin oyunlarını bozup Ortadoğu’nun faydasına olan haritaların çizilmesine vesile olduğu için Avrupa ülkeleri tarafından bunca gerginliğin içine çekiliyor, sevilmiyor, suçlanıyor, dışlanıyor!
Hatta bu gerginliği gizlemeye ihtiyaç bile duyulmuyor artık! Geçtiğimiz hafta son örneğini gördük. Avrupa Parlamentosu’nda Bakan Çavuşoğlu’nun konuşması sırasında Alman vekilin meymenetsiz bir ifadeyle Türkiye ve Avrupa Birliği’nin birlikteliğini temsil eden logoya takılmasını, ‘hemen kaldırın’ demesini ve hatta ‘bir daha hiç koymayın’ demesini dehşetle izledik! Burnu Kaf Dağı’ndaki sözde medeniyet emsali Avrupa bu kadar mı yani? Aslında hep bu kadardı da siz bakmayın şimdilerde komple maskeleri düştü!
Gelelim ‘havada gerginlik kokusu’ aldığım Irak’a. Bağdat-Ankara ilişkileri bir süredir gergin olmasına rağmen kısa süre içinde Bakan Çavuşoğlu’nun Bağdat’ı ziyaret etmesini ve bu ziyaret sonrasında ilişkilerin biraz yumuşamasını bekliyorum... Karşılıklı seyahatler rahatlamalı çünkü iki ülke vatandaşlarının beklentisi bu yönde.
Şu an iyice sıkışan terör örgütü güç kaybını Türkiye’ye bağlıyor haklı olarak. Çünkü Türkiye içinde neredeyse bitme noktasına gelen örgütü besleyen bütün can damarlarının yolu da kesildi! Bununla birlikte örgüt tüm bu kayıplarını Türkiye’nin kararlı mücadelesi sonucu olduğunu görmezden gelip farklı bir cephe açmaya çalışıyor Irak’ta! Neredeyse her gün yaptıkları açıklamalar ile Türkiye’yi suçlayan örgütün perde arkasında Avrupa ülkeleri olabilir mi demeyin çünkü Macron’un ahtapot gibi Irak’ın her kademesine uzanmasının bir amacı var elbette! Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım ‘Yeni Oyun Kurucu Macron mu?’ başlıklı köşe yazımdan hemen bir gün sonra gerçekleşen IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin Ankara ziyareti ile yazımda yer verdiğim başlıklar bir bir gerçekleşmeye başladı... Peki PKK’nın açmaya çalıştığı bu cephe nedir derseniz; Türkiye düşmanlığı üzerinden IKBY’nin içine ‘Kürtleri bölmeye dair’ nifak tohumları ekilmeye çalışılıyor derim! Geçmişten bu yana ilişkileri pek uyumlu olmayan bölgenin iki etkili Kürt Siyasi Partisi olan KDP ve KYP üzerinden ilerlemeye çalışan örgüt, Kürtleri ayrışmakta büyük çaba sarf edecek gibi! KDP’yi her söyleminde ‘Türkiye ile işbirliği yapmakla’ suçlayıp KYP’yi de öfkelendirerek karşı karşıya getirmeye çalışıyor PKK! Geçtiğimiz hafta bu açıklamalara Masoud Barzani çok sert bir dille karşılık verdi. Aslında bu karşılığı rest çekme olarak okudum ben!
Şimdiye kadar IKBY sınırları içinde birlikte yaşayan Kürtlere ülkede yaşanan tüm sorunların sorumlusu olarak Türkiye’yi gösterip kafaları karıştırmaya niyetlenenlerin zamanla şiddet söylemlerini ve tehditlerini eyleme dönüştürme ihtimallerini de yüksek görüyorum! Çünkü yıllardır ısrarla yazıp dile getirdiğim; Ortadoğu’nun huzura yeşermesi, bolluğa, berekete, güzelliklere kavuşması için “hava ve su misali” Türkiye ile Kürtlerin birlikte durması gerekiyor söylemim gerçeğe dönüşmeye başladı! Bu durum bölgede kaos yaratıp faydalananların işine gelmiyor elbette!
Türkiye ve IKBY kararlı bir şekilde yan yana geldikçe onlarca yıldır sergilenen kanlı planlar birer birer bozuluyor, bozulacak!