İSKOÇLAR VE İRLANDALILAR İÇİN BORIS JOHSON YENİ BİR ŞANS MI?

Ozan CEYHUN 02 Ağu 2019

İngiltere'nin yeni Başbakanı Boris Johnson, AB ile anlaşma olmaksızın ayrılık konusunda çok kararlı gözüküyor. Tüm hazırlıkları da o yönde yapmak niyetinde. Bu, AB'ye yönelik bir "blöf" olabilir düşüncesinde olanlar var. Ben katılmıyorum.

“İngiltere’nin en popülist “Brexit” savunucusu Boris Johnson belki de İskoçlar ve İrlandalılar için hiç beklenmedik yeni bir şans mı olacak?” sorusu kimseyi şaşırtmasın. İskoçya’da halkın yarıdan çoğunun AB konusunda eğilimi açık ve net. İskoçların çoğunluğu “her türlü” Brexit’i istemiyorlar. İskoçlar, AB üyeliğinden çok memnunlar. İrlanda Cumhuriyeti’nin de AB ile hiçbir sorunu yok. Tam tersine geçmişin “fakir” İrlanda’sı AB üyeliği sayesinde çok farklı bir konuma geldi. İrlandalılar, AB üyeliği konusunda tereddüt etmiyorlar ve durumlarını değiştirmekten yana değiller. Ancak herhangi bir AB ile hiçbir anlaşma olmaksızın gündeme gelecek bir “No-Deal-Brexit” söz konusu olursa ve bu durum İrlanda ve Kuzey İrlanda arasındaki eski “sınırı” da beraberinde getirirse Kuzey İrlanda’dan “iki İrlanda birleşsin” sesleri yükselmeye başlayacak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

İngiltere’nin yeni Başbakanı Boris Johnson, AB ile anlaşma olmaksızın ayrılık konusunda çok kararlı gözüküyor. Tüm hazırlıkları da o yönde yapmak niyetinde. Bu, AB’ye yönelik bir “blöf” olabilir düşüncesinde olanlar var. Ben katılmıyorum. Birincisi AB bu “blöfü” görmez. İkincisi de Johnson ve onu destekleyen “ayrılık” yanlıları gerçekten bunun “İngiltere için en iyisi olduğuna inanmaktalar. Bu görüşe katılmasam da saygı duyuyorum. Sonuçta İngiltere vatandaşlarının çoğunluğu bu konuda kararlı iseler yapacak bir şey kalmıyor.

“No-Deal-Brexit” hazırlıklarından sorumlu olan Devlet Bakanı Michael Gove, “Keşke AB yeni bir anlaşma konusunda yumuşak bir tavır izlese. Ancak bunun böyle olacağını beklemediğimizden, biz hazırlıklarımızı bir anlaşma olmaksızın ayrılmak üzere yapmaktayız” derken yeni hükümetin politikasını da özetlemekte. Gerçekten de yeni hükümetin hem verdiği sözler hem de ayrılığın ülke yararına olduğu inancı oldukça ağır basmakta.

Hükümet bu nedenle Ekim ayı sonuna kadar tüm hazırlıkları bitirmek niyetinde.

Hükümet İngiltere tarihinin en büyük kampanyasını hazırlamakta. “No-Deal-Brexit” kampanyası ile halkın büyük bir çoğunluğunun desteğini almayı hedefleyen kampanya sayesinde şu anda “anlaşmasız bir ayrılık” kararına karşı olan meclis çoğunluğunu da etkilemeyi planlayan Johnson 31 Ekim 2019 tarihinde bu işi bitirmek niyetinin ne kadar ciddi olduğunu sadece İngiliz kamuoyunun değil aynı zamanda AB kamuoyunun da görmesini arzulamakta.

Boris Johnson, “No-Deal-Brexit” stratejisi ile “önündeki duvara son sürat giden bir kamyon” görüntüsü ile aynı zamanda AB’ye de bir tür şantaj yapmakta. Johnson ve “Brexit” taraftarları, AB’nin “anlaşmasız bir ayrılık” kaosundan çekineceği ve bunun AB’ye vereceği zararlar nedeniyle tekrardan masaya oturabileceğinin mümkün olduğuna inanıyorlar. Hatta İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab’in görüşüne göre böyle bir durumda AB ile imzalanacak yeni bir “Ticaret Anlaşması” alanında İngiltere avantaj bile sağlayacak.

Buna karşın AB cephesinde ise konunun uzmanları “sakin kalıp, Johnson’un blöfü adımlara karşı dik durulmasını” strateji olarak benimsediklerinden “kamyonun duvara çarpması” kaçınılmaz bir hale geliyor.

İşte bu durumda da İskoçlar ve İrlandalılar, kamyonda olmak istemiyorlar. İngilizler “intihar ederken”, İskoçlar ve İrlandalılar “bugüne kadar olduğu gibi yaşamak” niyetindeler.

Böyle giderse Boris Johnson, İngiltere’yi “bir arada tutmak” sözünü gerçekleştiremeyecek. Tam tersine İngiltere’den kopmalara neden olan başbakan olarak tarihe geçecek. Aslında İngiltere ile birlikteliği kendileri için bir “yük” olarak gören İskoçlar ve “Brexit” kaosunu iki İrlanda’yı birleştirmek için bir fırsat olarak değerlendirmek isteyen Katolik İrlandalılar için belki de yeni bir şans haline gelmiş durumda.

İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, bir yandan Johnson’u “No-Deal-Brexit” yolunda ilerlemek ile suçlarken diğer yandan da bu durumda bir “bağımsızlık referandumu” yapacaklarını da özellikle dile getirmekte. İskoçlar bu durumda ezici bir çoğunlukla “bağımsızlığı” seçeceklerdir. Johnson, İskoçların yüzde 55’inin 2014 yılında yapılan bir referandumda “bağımsızlığı reddetmesine” güvenmemeli. Çünkü aynı İskoçlar 2016 yılında yapılan bir referandumda “AB üyesi kalmak istediklerini” ezici bir çoğunlukla dünyaya ilan ettiler.

Johnson hedefine ulaşırsa İrlanda Barışı da tehlikeye düşecek. Çünkü tekrardan iki İrlanda arasında gündeme gelecek AB sınırı özellikle Katolik Kuzey İrlandalıların “iki İrlanda birleşmeli” hedefinin canlanmasına neden olacak. Bunun doğuracağı sonuçları ise uzun, uzun yazmamıza gerek yok.

Sonuç olarak Boris Johnson, anlaşmasız bir ayrılık ile İngiltere’de yeni bir dönemi başlatacak. Bu yeni dönemde olabilecekler eminiz İngiltere vatandaşlarını da çok ama çok pişman edecek. “Hayırlısı” diyoruz.