İSLAM MEDENİYETİNİN ŞAİRİ: YAHYA KEMAL BEYATLI

İsmail ÖZCAN 04 Kas 2016

​1 Kasım 2016, Yahya Kemal Beyatlı'nın vefatının 58. yılıydı. 2 Aralık 1884'te Osmanlı'nın Balkan şehirlerinden Üsküp'te doğan Yahya Kemal, 1 Kasım 1958'de İstanbul'da vefat etmişti. Genel olarak bütün Türk edebiyatının, özel olarak da 20. Yüzyıl Türk edebiyatının bu en büyük şair ve yazarının ölüm yıldönümleri geliyor geçiyor, hakkında ne yazılı ne de görüntülü medyada iki satırlık bir habere rastlanmıyor. Bu büyük vefasızlığın ezikliğinden bu kısa ve mütevazı yazıyla bu sene olsun kendimizi kurtaralım diye düşündük.

1 Kasım 2016, Yahya Kemal Beyatlı’nın vefatının 58. yılıydı. 2 Aralık 1884’te Osmanlı’nın Balkan şehirlerinden Üsküp’te doğan Yahya Kemal, 1 Kasım 1958’de İstanbul’da vefat etmişti. Genel olarak bütün Türk edebiyatının, özel olarak da 20. Yüzyıl Türk edebiyatının bu en büyük şair ve yazarının ölüm yıldönümleri geliyor geçiyor, hakkında ne yazılı ne de görüntülü medyada iki satırlık bir habere rastlanmıyor. Bu büyük vefasızlığın ezikliğinden bu kısa ve mütevazı yazıyla bu sene olsun kendimizi kurtaralım diye düşündük. 

Yahya Kemal’in bir şair ve yazar olarak en karakteristik yanlarından birini Türkçeye herkesten fazla sevgisi, bağlılığı, bunun da bir adım ötesi olan aşkı oluşturur. Onun bu aşkını ifade eden “Bu dil, ağzımda annemin sütüdür” sözünün gücünde bir söz bugüne kadar söylenmemiştir.

1930’lu yıllardaki dilde özleştirme çalışmaları sırasında Atatürk Yahya Kemal’den de destek istemiş. Fakat o, “Benim dil konusunda ilmim yok, vehmim (duygum, sezgim) vardır” diye nazikçe bu isteği geri çevirmiş. Tasfiye hareketi sarpa sarınca Atatürk, “Yahya Kemal’in vehmi, bizim ilmimizi yendi” demiştir. 

Yahya Kemal için şiir, güfte olmaktan önce bir bestedir. Duyguların matematiksel ifadesidir. Duyuş ve sezgidir. Duyguları nesirdekinden çok daha üstün kalitede ifade etmektir. Bunu sağlamak için de hep arayış içinde olmaktır. Onun “Rindlerin Ölümü” şiirinin ikinci dörtlüğündeki “Ve serin serviler altında kalan kabrinde” mısraındaki “serin” kelimesinin yerinde şiir ilk yazıldığında “siyah” kelimesi varmış. Ama “siyah”, duygusunu istediği gibi anlatmadığı için uzun zaman düşündükten sonra “serin”i bulmuştur.

Bilindiği üzere Yahya Kemal’in kimi şiirleri bestelenmiştir. Bunlardan biri şu dörtlüktür: 

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin

Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde

Mehtâb, iri güller ve senin en güzel aksin

Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde.

Özleşme hareketinin baş aktörü olan Atatürk, bu şiirdeki “velhasıl” kelimesi için, “Biz öztürkçe falan deyip duruyoruz, ama şu şiirdeki kullanılışıyla ‘velhasıl’ ne kadar güzel bir Türkçedir”, demekten kendini alamamıştır.

 Yahya Kemal’in şiirlerinde ve nesirlerinde tarihe özlem önemli yer tutar. Ona göre Türkler doğuştan sahip olduğu mertlik ve kahramanlık duygularını Müslüman olduktan sonra daha da güçlendirerek tarihin seyrini değiştirecek hamleler yapmışlar; çok önemli medeni eserler meydana getirmişlerdir. Türk-İslam medeniyeti adını verdiği bu medeniyete Yahya Kemal hayrandır. Bu medeniyetten ilham alarak ve o medeniyeti tasvir amaçlı çok sayıda şiir ve yazı yazmıştır. Bu tutumunu da şöyle ifade etmiştir:   “Mehmet Akif İslam imanının şairidir; ben ise İslam medeniyetinin şairiyim”

En çok tanınan şiir kitabı, ölümünden sonra yayımlanmış olan “Kendi Gök Kubbemiz”dir. “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”, “Koca Mustafapaşa”, “Itrî”, Sessiz Gemi” gibi birçok önemli şiiri bu kitaptadır. En çok tanınan nesir kitabı ise, “Ezansız Semtler”, “Ezan ve Kur’an” gibi çok ünlü makalelerinin yer aldığı “Aziz İstanbul”dur. 

Yahya Kemal’in anlamlı, kolay anlaşılır mesajları olan çok sayıda rubaileri vardır. Şu rubai onlara iyi bir örnektir:

Her rind bu bezmin nedir encamı bilir

Dünyamızı nâgah zalâm örtebilir

Bir bitmeyecek zevk verirken beste

Bir tel kopar, âhenk ebediyen kesilir.

Yani, “Saç düzene girer, hamur tükenir; iş düzene girer, ömür tükenir.” atasözünün başka bir şekilde söylenişi gibi.