İSRAİL ENTROPİ İÇİNDE: DEMOGRAFİK YAPI -2

Devlet terörünün uygulayıcısı İsrail ile planlayıcısı ABD, Filistinlilere yeteri kadar ders verdiklerini düşündüklerinden ateşkes ilan etmeye karar verdiler.

Devlet terörünün uygulayıcısı İsrail ile planlayıcısı ABD, Filistinlilere yeteri kadar ders verdiklerini düşündüklerinden ateşkes ilan etmeye karar verdiler. Lütfettiler. Söylemleri yaptıklarından daha da vahim. Böyle bir süreç içinde çocukların ve kadınların yaşamlarını yitirmelerinin normal olarak karşılanması gerektiğini, esas olanın İsrail halkının güvenliği olduğunu belirtmeleri asla son olamayacaktır. İsrail’in saldırıları devam edecektir. İsrail’in daha önce defalarca söylediğimiz gibi Ermenistan’dan farkı yok. Ermenistan arkasına kimi zaman ABD’yi, kimi zaman Rusya’yı alarak Azerbaycan’da katliamlarını aralıksız sürdürdü. Ne zaman Rusya, Azerbaycan’a müdahale etse, hemen yanı başlarında fırsatçı Ermenileri gördük. 1920’de gördük, 1990’lı yıllarda gördük, 1994 Hocalı katliamında gördük.

İsrail ve Ermenistan aynı yumurta ikizleri gibiler. Yanlız kaldıklarında ne yapacaklarını bilemiyorlar. Hemen arkalarına bakıyorlar. İplerin kimin elinde olduğunu ve sahiplerinin onları gösterilerde kullanıp kullanmayacaklarını önce öğrenmeye çalışıyorlar. Sonra sahneye çıkıyorlar. Ermenistan, Dağlık Karabağ’da nasıl olsa arkamda Rusya var diyerek Azerbaycan’a saldırmaya kalktı. Ancak, bu kez Rusya Azerbaycan’a müdahale etmeyince nasıl çarpıldığını gördü. İsrail’de içinde düştüğü uçurumdan çıkmaya çalışıyor.

SU İSRAİL İÇİN HER ŞEYDİR

Önceki yazımda İsrail’in operasyon nedenlerinin öncelikle temiz su ihtiyacını sürdürülebilir bir şekilde karşılamak olduğunu vurgulamıştım. Tevrat’ta; su, petrol ve kutsal toprakların İsrail için önemi belirtilmektedir. Olaya su boyutundan baktığımızda bu konuda kitaplar, raporlar ve çok sayıda belgeye ulaşabiliyoruz. Bu kitaplardan biri, Arkam Zubi tarafından yazılmış olan “Yahudilerin Arap Suları Üzerinde ki Mücadeleleri. Eski Bir Tevrat Rüyası ve Bunu Gerçekleştirme Çabaları” adını taşımaktadır. Zubi kitabında Arap sularının feth edilmesini dini bir görev olarak görmektedir. Su İsrail için herşeydir. Su varsa İsrail siyonist çalışmalarına devam edecek, yeni göçlerle genişlemesini tamamlayabilecek ve nüfusunu arttırabilecektir.

Halen Filistin ve Arapların nufuslarının 4 kat artışına karşılık İsrail’in nüfus artış hızı 2 kat seviyesindedir. Kısa bir zaman sonra İsrailli Yahudiler azınlık durumuna düşeceklerdir. 2000’li yılların başında yılda ortalama 200 bin olan Yahudi göçü günümüzde 40 binler seviyesine inmiştir. Bu sayılar gelecek için İsrail’i korkutmaktadır. Aynı zamanda doğurganlık oranı da giderek düştüğü için gelecekte güvenlik sorunları da yaşamaya başlayacaktır. Bunu gördüğü için başta Çin olmak üzere diğer ülke vatandaşlarına  kapılarını açmaya başlamıştır.

BÜYÜK MİKTARDA DOĞAL GAZ VE PETROL

Zubi’nin kitabında sözünü ettiği petrol ise İsrail saldırganlığın ikinci köşe taşını oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı “Filistin Halkı İçin İşgalin Ekonomik Maliyeti” başlıklı raporda Batı Şeria ile Gazze Şeridinde büyük miktarda doğal gaz ile petrol olduğunu açıklamıştır. Dünya Bankasının 2013 yılında yayımladığı raporunda ise Batı Şeria’daki madencilik üretiminin potansiyel değerinin yılda 900 milyon dolar olduğu tahmin edildiği bilgisi yer almaktadır. İsrail bu kaynakların kullanımına izin vermediği için Filistin’in kaybı milyar dolarları bulmakta, bu zenginlikleri İsrail firmaları yağmalamaktadır. En verimli taş madenciliği bölgeleri de İsrail işgali altındadır. İsrail, kendisine ait olmayan bu kaynakları işletirken uluslararası sermayeyi de kullandığı için diğer ülkelerin sesleri çıkmamakta, Filistin toprakları yağmalanmaya devam edilmektedir.

Kısacası, İsrail için kutsal topraklar sadece yaptıkları katliamların ve yağmaların maskesini oluşturmaktadır. İsrail için varsa yoksa öncelik su ve paradır. Konu bir din savaşı değildir.