İSRAİL TERÖRÜ, ABD VE BATI MEDYASININ TUTUMU

Ekin GÜN 14 May 2021

Filistinli Müslümanların evlerinden zorla alıkonulmalarına ve Mescid-i Aksa'da ibadetlerini gerçekleştiren insanlara karşı gaz bombalarıyla gerçekleştirilen saldırılara dünyanın büyük kısmı üç maymunu oynarken, İsrail'e atılan roketler tüm yaşananların sebebi gibi gösteriliyor.

Bu yazıyı yazdığım sıralarda Gazze’de can kaybı 65’e yükselmişti. İnsanlığın ortak mirası olan bölgeden gelen çocukların cansız bedenlerinden oluşan görüntülere yürek dayanmıyor. İnsanlık suçunun bundan daha büyük kanıtı mı olur?

Ortada bu haydutluğu görmeyen ve aslında görmek istemeyen Batı medyası var. Filistin’in İngiltere’deki temsilcisi Husam Zomlot’un BBC’ye yapmış olduğu açıklama gibi hastalığa kimse değinmiyor, semptomlar ise başta Batı medyası olmak üzere İsrail’e sesleri cılız kalan ülkelerin hep dilinde.

Filistinli Müslümanların evlerinden zorla alıkonulmalarına ve Mescid-i Aksa’da ibadetlerini gerçekleştiren insanlara karşı gaz bombalarıyla gerçekleştirilen saldırılara dünyanın büyük kısmı üç maymunu oynarken, İsrail’e atılan roketler tüm yaşananların sebebi gibi gösteriliyor.

Daha iki gün önceye kadar günlerdir devam eden İsrail’in terör estirmesine sessiz kalan Joe Biden da Batı medyasından farksız değil. O da “binlerce roket topraklarına düşerken İsrail’in kendini savunma hakkı var” açıklamasında bulunarak İsrail devletinin gerçekleştirdiği zulmün yanında kararlılıkla yerini aldı.

Öyle ya, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken düzeyinde yapılan açıklamalar İsrail yönetimine yetmemişti. İsrail medyası çocuklar katledilirken Biden’dan gelmeyen destek için “hayal kırıklığı” manşetlerini çoktan atmıştı bile.

Bunun sebebi nedir bilinmez, Obama döneminde başkan yardımcısı olan Joe Biden’ın Tel Aviv ziyaretinde İsrail’in Doğu Kudüs’e yeni yerleşim planını açıklaması Beyaz Saray tarafından hakaret olarak algılanmıştı. Hatırlamakta fayda var, aynı dönem İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Oren, ikili ilişkilerin “35 yıldan bu yana en kötü seviyede” olduğunu ifade etmişti.

Biden’ın başkan seçildikten bir ay sonra Netanyahu’yu araması da çeşitli spekülasyonları beraberinde getirmişti. Fakat tüm bu yaşananlar ABD-İsrail ilişkilerinin dinamiği açısından ölçü değil, kabinesinde ve ekibinde Yahudi kökenli birçok kişiye yer ayırmayı ihmal etmeyen de neticede aynı Biden.

Sanatçılar Roger Waters, Mark Ruffalo, Bella Hadid, başkan aday adayı Bernie Sanders ve senatör Elizabeth Warren gibi kişilerin Biden’a çağrıda bulunarak İsrail’e yaptırım kararı alınması gerektiği kısa vadede hayata geçecek gibi değil. Doğu Kudüs ABD’nin o bahsettiği “İsrail’in yanında yer alma kararlılığıyla” nasıl adım adım İsrail tarafından bugüne kadar acımasızsa işgal edildiyse Biden döneminde de bu politikanın aksi yönde bir değişikliğe gideceğini söylemek güç

İsrail’in insanlık dışı saldırılarının altında yatan bir diğer sebep de ülke içinde yaşanan yönetim krizi. Yolsuzluk skandalı patlak veren Netanyahu dört seçimdir koalisyonu kuramıyor. Seçimlerde meclise dört milletvekili sokmayı başaran ve baraj altında kalması beklenen İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Birleşik Arap Listesi’nin (Ra’am) lideri Mansur Abbas “İsrail vatandaşı Filistinlilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, kendilerine yapılan haksızlıklara ve ötekileştirilmelerine son verilmesi.” şartıyla herhangi bir başbakan adayına destek verebileceklerini belirtmişti.

Bu zalim saldırılardan sonra aşırı sağın başını çeken Netanyahu’nun karşısındaki blokun koalisyonu kurup kurmayacağı merak konusu. Zira Netanyahu ülke beşinci kez seçime giderken estirdiği terör havasını bir siyasi şov olarak kullanmak isteyip hükümeti tek başına kurmanın hesaplarını da yapıyor olabilir.

Olan biten bir tarafa Sabah yazarı Melih Altınok’un dediği gibi “Naziler'in soykırımından kurtulan bir halkın kurduğu devletin, bugün Hitler'in Almanya'sını aratmaması insanlık için trajedinin daniskası” cümlesi her şeyi anlatıyor aslında.