​KALANLARIN ACISI!

Osman ATAMAN 16 May 2017

Giderek sosyal medya iletişimimizde sevdiklerimizin hastalık haberlerini veya aramızdan ayrılışlarının acısını paylaşır hale geldik.

Giderek sosyal medya iletişimimizde sevdiklerimizin hastalık haberlerini veya aramızdan ayrılışlarının acısını paylaşır hale geldik. 

Acaba bu belli bir yaşa gelmenin doğal sonucu olarak özetlenip geçilebilir mi?

Yakın dostlarım gayet iyi bilirler, sadece son bir yılda kaç kayıp yaşadığımı… Ve kaç yakınımın hastalık ve tedavi süreçlerinde dualarını rica ettiğimi. 

Hayat böyle bir şey.

Çocukken genel olarak hem algımızın dışında olup bitiyor her şey…

Hem de en yakınlarımızın yaşları itibariyle, hayatlarının en delifişek ve sağlıklı dönemleri oluyor biz çocukluğumuzu yaşarken…

Sonsuza kadar böyle süreceğini zannediyoruz çocuk aklımızla. 

İşin tuhaf tarafı zaman geçip de en başta büyükanne ve büyükbabalarımızın ayrılışlarını veya ayrılmaya yakın olduklarını fark ediyoruz. Küçük ve masum dünyamızda anlam yüklemeye çalışıyoruz bu boşluklara. 

Hemen arkasından kendi ebeveynlerimiz için endişelenecek olgunluğa ulaşıyoruz.

Artık bir yaprak dökümü başlıyor adeta.

Kaçınılmaz macera. 

Çok sürmüyor, yaşıtlarımızın bize zamansız gelen vedaları ile sendelemeye başlıyoruz. 

Bütün bu maceradan aslında kendi hayatımızın da tükendiğini fark etmemiz genelde hep geç kalmış bir sonuç oluyor. 

Geçen cumartesi Bayburt’un ağası eczacı Zeki Kutur’u, şimdi de Aydoğan Kaçıra’yı kaybettik. 

Daha dündü sanki, Murat Başaran da vardı ve Üsküdar’da buluşmuş, vatanı, memleketi ve hatta dünyayı nasıl kurtarırız muhabbetiyle güzel bir gün geçirmiştik. 

Kurucusu ve yayıncısı olduğum Today’s Metropol Dergisinin estetik seviyesi ve vizyonunda Aydoğan Ağabey’in büyük emeği vardı. 

Fakat diğer ticari işlerime daha fazla vakit ayırdığım için bana tatlı tatlı sitem ediyor ve “Artık zengin ol da şöyle rahat rahat, hakkını vererek yeni projelere yelken açalım” diyordu. 

Türk medyasının birçok marka kuruluşunda yöneticilik yapmış olan Osmaniyeli vatansever ve inançlı adam Aydoğan Kaçıra, yeni projelerimizi beklemeden bıraktı bizi. 

Halbuki geçirdiği çok ciddi beyin kanaması ve arkasından gelişen sağlık problemlerine rağmen hayata sımsıkı bağlı ve heyecanlıydı. 

Ve doğrusu ne zaman medya ile ilgili bir adım atacak olsam ilk aklıma gelen isimdi. Çünkü ağabeydi, dosttu, vefakardı, profesyoneldi, sanatkardı…

Şimdi çok zengin olsam neye yarar diye düşünüyorum. Çünkü Aydoğan Ağabey artık yok!

İyi işler yapıp koleksiyonumuza katmak için hayaller kurarken, sürekli onulmaz acılar biriktiriyoruz. 

Aydoğan Abi, sevgili öğretmen eşiyle aslan gibi yetişmiş iki evlat bıraktı arkasında.

Dürüstlük ve onu çok özleyecek dostlar bıraktı. 

O’nu Allah’ın rahmetine ısmarladık. 

Ama bıraktıkları, yani bizler, çoğalmış acılarımızla hayatımızı tekrar gözden geçirip, ciddi muhasebeler yapmakla baş başayız.

İyi insanlar iyi atlara binip gidiyorlar. 

Kalanların acısı tarife sığmıyor.