KARADENİZ'İN ZEUGMA'SI HADRİANOUPOLİS (1)

Sırtçantam dergisi kurulduğu 2005 yılından günümüze kadar ülkemizin pek çok yöresinin tanıtımına katkı yaptı. 2019 yılının başında 14. yaşını kutlayacak olan Sırtçantam sadece basılı dergi olarak değil, belgesel kuşağı ve internet sitesi olarak da varlığını sürdürüyor. Sürdürmesi için de çaba sarf ediyoruz…

Sırtçantam’ın kapağa taşıdığı konulardan bir de günümüzdeki Karabük ilinin Eskipazar ilçesi (Eskipazar, Karabük il olmadan önce Çankırı iline bağlı idi) yakınlarında bulunan ve Karadeniz’in Zeusma’sı olarak nitelenen Hadrianoupolis antik kenti olmuştu. Derginin 42. sayısının kapak konusunu antik kentin kazı başkanı o dönemde doçent doktor olan Vedat Keleş (günümüzde Prof. Dr.) kaleme almış, ben de fotoğraflarını çekip yayımlamıştık.

Eskipazar dayanışması

Bu yayının çıkmasında emeği geçen dönemin Eskipazar Kaymakamı (şimdi Milas Kaymakamı) Eren Aslan ve halen Eskipazar’da vakıf müdürlüğü görevini yürüten sevgili büyüğüm Ahmet Bostan’a çok teşekkür ederim. Pek tabiki bu yayının çıkmasında emeği geçen çok kişi olmuştu. Onlara da ayrıca teşekkür ederim, unutmadık, unutulmadılar. Bu yazıyı kaleme almadan önce uzun uzun anı anlatmamın mutlaka bir değeri vardır elbet. Çünkü Karadeniz gibi arkeolojik eserlerin yer az görüldüğü coğrafyada böylesine bir antik değerin ayakta kalabilmesi olağan üstü bir durum.

Antik kent sırları içinde bekliyor

Hadrianoupolis antik kenti halen yaz dönemlerinde kısıtlı imkanlarla kazılıyor. Ortaya henüz tamamı çıkmadı. Ancak eldeki eserler çok büyük bir kültür mirasının üzerinde oturduğumuzu gösteriyor. Bende geçmişte güzel günler geçirdiğim Eskipazar coğrafyasına ve eski dostlara bir selam vererek böylesine önemli bir kültür mirasına yeniden dikkat çekmek istedim.

Karadeniz arkeolojisi bilinmezliğini koruyor

Karadeniz Bölgesi hep doğal güzellikleri ile anılıyor, bölgenin özellikle arkeolojik değeri henüz anlaşılmış değil. Bunda pek çok etkenin elbette payı var. Belki de Karadeniz Bölgesi’nin günüzdeki doğal, kültürel ve güçlü sosyal yaşamının oluşunun etkisi de olabilir. Ülkemizin Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadarki sahil şeridinde hatta sınırları aşan kültür arkarabalığının güçlü oluşu arkeolojik değerleri bir yana bırakmıştır. Çünkü halk hala geçmişi ile iç içe yaşamaktadır.

Karadeniz üzerine yazılar                            

Argonautlar’ın Karadeniz yolculuğundan, Anabasis’ten (Türkçe çevirisi ile Onbinlerin Dönüşü), Arrianus’un Notları’ndan, Perikles’in Karadeniz Seferi’nden ve Strabon gibi coğrafyacılardan hakkında önemli bilgiler elde ettiğimiz Karadeniz Bölgesi, detaylı araştırıldığında arkeoloji dünyası için çok önemli sonuçları ortaya koyacağı şüphesizdir. Belki de bazı konuların aydınlığa kavuşmadan öylece tarihin derinliklerinde gizemini koruması doğru olacaktır. Belki…

Anadolu’suz dünya tarihi yazılmaz

Karadeniz arkeolojisini ve geçmişin gizemlerini Hadrianoupolis üzerinden okumak ne kadar doğru bilemiyorum. Hadrianoupolis Karadeniz coğrafyasında bulunduğundan dolayı belki de arayışın doğru yolundayız. Şunu iyi bilmemiz gerekiyor; Anadolu kültür coğrafyasından bahsetmeye başladığımızda gözümüzün önüne bir dünya haritası ve insanlık tarihini de belleğimize getirmemiz gerekiyor. Çünkü dünya tarihi bu topraklar üzerinden yazıldı. Yani Anadolu’da bir kültür değerinden bahsedecek olursak, değerin köklerinin çok uzak coğrafyalarda olduğu görülecektir.

Bazı gizemler çözülmemeli

Ülkemizde en çok kazı Van Gölü Havzası’nda, bizim Güney Doğu Anadolu olarak isimlendirdiğimiz oysa dünya coğrafyasında bilinen ismi ile Kuzey Mezopotamya’da, ülkemiz coğrafyasına göre Batı Akdeniz’de yapılıyor. Bu coğrafyalar kesinlikle bunu hak ediyor. Pek çok kazıda bulunmuş biri olarak ilk söyleyeceğim konu, Karadeniz arkeolojisini sadece yer altında aramamak lazım. Yörenin insanları ve kültürel değerlerinden yola çıkarak geçmişin gizemli dünyasına varılabilir…

Önümüzdeki hafta devem etmek üzere iyi seneler dilerim…

 

1)

2)

3)

4)

5)

6)

7)