KEMAL BEY GÖZ KIRPTI, GERİSİNİ İTTİFAK DÜŞÜNSÜN

Ekin GÜN 07 May 2021

E gerisini artık Meral Akşener başta olmak üzere Millet İttifakı düşünsün, Kemal Bey belli ki aday olmaya hevesli.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir canlı yayında cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı sorusuna “İttifak derse ki ‘olacaksın’, oluruz o zaman. Bu ittifakın kendi içinde oturacağı, konuşacağı bir olay.” cevabını vermiş.

E gerisini artık Meral Akşener başta olmak üzere Millet İttifakı düşünsün, Kemal Bey belli ki aday olmaya hevesli.

Öyle ya, geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Akşener’in adaylık konusundaki kararlılığı Abdullah Gül’ün adaylığını engellemişti, bunu bizzat Gül’ün kendisi Temel Karamollaoğlu’yla yaptığı görüşmede “Çok geniş bir mutabakat söz konusu olursa o zaman üstümüze düşeni arkadaşlarımla birlikte yapmaktan kaçınmayacağımı da söylemişimdir.” sözleriyle kamuoyuna açıklamıştı.

O “geniş mutabakat” olmadı, ardından Muharrem İnce’nin partiden tasfiye sürecine giden cumhurbaşkanı adaylığı serüveni başladı.

Şimdi durum daha çetin, zira Meral Hanım’ın karşısında ittifaktaki ortağı var.

Durum ne olacak hep beraber yaşayıp göreceğiz.

Anlaşılan o ki İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerin kazanılmasından sonra Kemal Bey cumhurbaşkanı adaylığını kimseye bırakmak istemiyor.

Parti içinde ve muhalif tabanda yoğun desteğe sahip olan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş da en azından Muharrem İnce kadar kolay lokma değil.

Her ne kadar son zamanlarda muhalif taban için ibre İmamoğlu’ndan Yavaş’a dönse de parti içi rekabet bu sefer kıran kırana geçecek gibi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nu parti tabanıyla, CHP’li olmayıp AK Parti’ye oy vermeyen seçmen kitlesi ister mi orası meçhul.

Çünkü Kemal Bey, genel başkan olduktan bu yana Erdoğan tarafından sayısız yenilgiye uğradı.

Dolayısıyla “Tayyip gitsin de gerisi önemli değil” şeklinde düşünen kitle Kemal Bey’in Erdoğan’ı yenebileceğine hiç ihtimal vermiyor.

Kılıçdaroğlu’na mesafeli bakmalarının da tek sebebi bu, bir kez daha sandıktan hüsranla ayrılmak istemiyorlar.

Aslında bu durum bile önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yine Tayyip Erdoğan çevresinde döneceğini gösteriyor.

Erdoğan gerçek bir özne, lider özelliğine sahip sahici bir karakter ve merkez sağ seçmen açısından mevcutlar içerisinde oy verilebilecek tek kişi.

Seçimlerin şimdiden Erdoğan’ı destekleyenler ve Erdoğan’a karşı olanlar arasında geçeceğini söylemek mümkün.

Aslında bakmayın muhalifler Kemal Bey’in adaylığına mesafeli dursalar da Kılıçdaroğlu meseleyi çoktan çözdü.

CHP’nin Deniz Baykal çizgisinde olduğu gibi arkaik ulusalcı bir tavırla yüzde 25 bandını aşamayacağını anlamış olacak ki parti yönetimine CHP’nin klasik reflekslerinden çok uzak kişileri alarak homojen yapıyı heterojen bir yapı haline getirmeyi başardı.

Hayır, bahsettiğim cinsiyet kotasından Mehmet Bekaroğlu’nun parti meclisine girmesi değil, seyreltilmiş bir ulusalcılıkla CHP’nin yeni bir tarzla yoluna devam ediyor olması.

Fakat CHP, yine aynı CHP, yanlış hatırlamıyorsam seneler önce Baskın Oran’a ait bir ifadeydi, “CHP değişmez, değişirse CHP olmaz” diyerekten özetle partinin geçmiş angajmanının dezavantajlı bir durum olduğunu belirtiyordu.

Meral Akşener de bunu bildiğinden siyasi çizgisini daha merkeze çekmeyi amaçlayarak merkez-sağ bir denkleme oynuyor, çünkü Türkiye toplumunun CHP çizgisine hiçbir zaman oy vermeyeceğinin çok net farkında.

Görünen o ki, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adaylık süreci kıyasıya bir rekabete sahne olacak.

Ortalığı karıştırmak gibi olmasın ama ittifakın “görünmez yüzü” HDP ne diyecek bu duruma büyük merak konusu.