KILIÇDAROĞLU HİÇ BU KADAR "BÜYÜK" OYNAMAMIŞTI

Dr. Can CEYLAN 30 Ara 2018

Kılıçdaroğlu yukarıda bu söyledikleriyle öyle "büyük" oynayıp son kozunu kullanıyor ki, artık bundan sonra "halifeliği geri getirmek" gibi uçuk bir vaatten başka kozu kalmamıştır.

Ana muhalefet lideri sıfatını yenilgilerle dolu seçimlere rağmen devam ettirecek kadar benzersiz bir siyâsî kabiliyete ve dehâya sâhip olan Kemal Kılıçdaroğlu, önümüzdeki seçimlerde hiç olmadığı kadar iddialı ve “büyük” oynuyor. Âdeta elindeki son kozunu masaya sürüp “rest” çekiyor.

Kılıçdaroğlu kendi çıtasını en üst noktaya çıkarıyor. Şimdiye kadarki seçimler öncesinde kullanılan “irtica”, “Atatürk düşmanlığı”, “yolsuzluk”, “ekonomik kriz”, “gizli gündem”, “vatanı satma”, “kontrollü darbe” gibi seçim malzemelerinin içi boş çıktığı için en olmadık bir yol deniyor. Adaylarının Cuma namazı kılması, türbe ziyâretleri ve seleflerinin “çarşaflıya parti rozeti takma” oyununu bile gölgede bırakacak bir tavır sergiliyor. O kadar ki, CHP’li belediyelerdeki en düşük işçi ücretinin asgarî ücretten – göstermelik de olsa – fazla olacağı vaadi bile bu tavrın yanında sönük kalıyor.

Peki Kılıçdaroğlu ne ve nasıl yapıyor?

Aşağıdaki metin, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 22 Aralık 2018 günü bir açılış töreninde yaptığı konuşmada kendi ağzıyla söylediği ve kâğıttan okuyarak dillendirdiği için yanlış olma ve dil sürçme ihtimâli olmayan ifâdelerden oluşmaktadır:

“İslâm dünyâsı zengin bir dünyâdır. Yedi yüz yıl önce, robotik ilmini kuran El-Cezirî’dir. Matematikte Sâbit bin Kurra’yı ve Harezmî’yi unutmayalım. Matematik bilimine en büyük katkıyı yapan İslâm âlimleridir. Aynı şekilde astronomide Ali Kuşçu’yu asla unutmayalım. Yine coğrafyada İbn Batuta’yı asla unutmayalım. Felsefede Farabî’yi, İbn Rüşt’ü asla unutmayalım. Bunları her yerde ve her ortamda dile getirelim. Bunlar bizim kültürümüzün birer parçasıdır. Ama biz kendi kültürümüze yabancılaştık. Tıp alanında İbn Sinâ’yı unutmayalım. Bilime en büyük katkıyı yapan inanç İslâmiyettir, çünkü aklı kullanmayı bize emrediyor yüce Rabbimiz. (…) Mâdem ki sevgili Peygamberimiz “âlimin ölümü âlemin ölümüdür” diyorsa, nasıl oluyor da İslâm dünyâsı geri kalıyor?”

Hâlâ şaşkınım

Evet, ben de birçoğunuz gibi bu sözleri televizyonda ilk duyduğumda, Kılıçdaroğlu’nun söylediği sözler olduğuna inanamadım. Dublaj falan değildi. Televizyondaki görüntülerde dudak hareketleri ve söyledikleri arasında tutarsızlık yoktu. Duyma engelli olup da dudak okuyanlar da aynı şeyleri anlardı.

CHP’nin genel başkanı, kürsüden “kültürümüzden uzaklaşmak”tan şikâyet ediyordu. Acaba bunları tehdit altında söylemiş olabilir mi, diye düşündüm. Hayır. Elindeki kâğıtta titizlikle hazırlanmış bir metin vardı ve onu okuyordu. Şaşkınlık içinde dinlerken şunları aklıma şunlar geldi:

Acaba bunu, o kültürün büyük bölümünü oluşturan Osmanlı’nın arşivlerinin hurda kâğıt olarak satılmasını unutarak ya da bilmeden mi yapıyor? Bilmemek ayıp değildir ama Kılıçdaroğlu bilmiyorsa, bulunduğu makam itibâriyle, bu bir ayıptır.

Kılıçdaroğlu bu sözleri, gündem fakirliğinden söylüyor olamaz. Zira gerçek gündem olmasa da, gündem uydurma konusunda oldukça tecrübelidir. Bunu, tazminat ödemek zorunda kaldığı yalan ve iftiralardan biliyoruz.

Böyle rol çalınmaz

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyâsî söylemine yancılık yapıp rol çalmak istiyor. Bunu daha önce de yaptı ve eline yüzüne bulaştırdı. Mesele Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kasımpaşalı olmasına heveslendi. Ne yapacağını bilmediği için miting meydanlarında sinkaflı konuşmaya kalktı. Cumhurbaşkanımızın siyâsî zafer yolunu tâkip edip İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığından başlayıp başbakan olacağını zannetti ama İstanbul belediye başkanı olamadı. Zâten başbakanlık makamı da kalmadı.

Şimdi de Diriliş-Ertuğrul ve Payithat-Abdülhamid gibi en çok seyredilen televizyon dizileriyle kamuoyunun dikkatini çeken Osmanlılık sebebiyle “kültüre ve târihe sâhip çıkma rolü” oynayıp Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan rol çalmaya çalışıyor.

Fakat Avrupa’yı taklit edince Avrupalı olunmadığı gibi, Recep Tayyip Erdoğan’ı taklit edince de Cumhurbaşkanımız kadar oy alınmaz.

Türkçülük yapıp Türklüğe düşmanlık yapan, Müslüman olup İslâm’a cephe alan zihniyetin CHP’nin arka bahçesi olduğunun üstünü neden örtmeye çalışıyor olabilir?

Arap harfleriyle yazılmış yemek târifi kitaplarını bile “irtica kitabı”(!) zannedenlerin ahkam kestiği dönemler hiç de eski değilken, Kılıçdaroğlu hangi kültürden uzaklaşmış olmaktan bahsediyor acaba?

Bu ülkede misvak özlü diş mâcunu ürettiği için hakkında soruşturma açılmış olan bir firma varken, Kılıçdaroğlu hangi İslâm dünyâsının zenginliğiyle övünüyor acaba?

Hz. Mevlânâ’nın bile Müslüman değil de, “hümanist” olarak lanse edildiği günleri yaşayan çocuklar henüz yeni ergen oluyorken, Kılıçdaroğlu, “yüce Rabbimiz düşünmemizi emrediyor” derken acaba neyi bahsediyor olabilir?

Bu millete “İstiklâl Marşı” gibi muhteşem bir şiir hediye etmiş olan Mehmet Âkif Ersoy’a cenâze törenini bile çok gören ideolojinin mirâsına sâhip çıkan bir parti, kendi kültüründen kopmaktan bahsederken olsa olsa özeleştiri yapıp pişmanlık duyması ve milletten özür dilemesi gerekir.

Milletin aklıyla ve hâfızasıyla dalga geçerken gerçek yüzünü gösterdiğini fark edemeyen Kılıçdaroğlu, “Türkmen çadırları Osmanlı zulmüne karşı verilen mücadelenin sembolüdür” dediğini de unutuyor ve kendi kültüründen ne kadar uzak olduğunu acaba neden anlayamıyor?

Kılıçdaroğlu’nun bu yaptığı, kurumuş ve yıllardır yeşermeyen ağacı sulamaktır. Onun yaptığı, olmayacağını bile bile dua edip yâni seçim vaadinde bulunup âmin demek yâni oy istemektir.

Kılıçdaroğlu yukarıda bu söyledikleriyle öyle “büyük” oynayıp son kozunu kullanıyor ki, artık bundan sonra “halifeliği geri getirmek” gibi uçuk bir vaatten başka kozu kalmamıştır.

Buyurun size bedava fikir ve proje

Hiçbir proje üretmeyen ve üretmemekten rahatsızlık duymayan ama yine de burnundan kıl aldırmayan zihniyetin siyâsî merkezi olan CHP ve onun genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, acaba kendi il ve ilçe belediyelerinin yıllık kültür-sanat programlarına yukarıda bahsettiği İslâm âlimleriyle ilgili faaliyet koymuş mudur? Mesela Kadıköy Belediyesi, 2019 yılında İbn Rüşt veya İbn Sina ile ilgili sempozyum düzenlemeyi düşünür mü?

Benden Kılıçdaroğlu’na samimiyetini ispatlaması için bir fikir ve proje. Kılıçdaroğlu buyursun, belediye başkanlarına tâlimat versin de uzaklaştığımız kendi kültürümüze yaklaşmamızda yardımcı olsunlar hatta “öncülük” etsinler.