KORONA DİYE DİYE TIRLATACAĞIZ!

Fehmi KETENCİ 04 May 2020

Neredeyse iki aydır benzeri hareketler. Yeni bir şey de bulamadım!

      Az kaldı. Başlığa uygun hale gelmemiz için çok az kaldı.. “Tırlatma” belirtilerinin en dayanılmazı ise; durup dururken birdenbire ayağa kalkıp, literatürde bile kalmayan jimnastik hareketlerini yapıyor olmam..

      Salondan rota; oldukça uzun ola hol ve antre, oradan yandaki büyük oğlanın odasına, oradan balkona, tekrar aynı hareketler. Geri dön, aynı hareketleri tekrar tekrar yap. Asıl ilginç olanı ise; büyük balkonumuzda kocaman blok cam akvaryumunda yaşayan 25 santimetre boyunda su kaplumbağamızın bu gidiş gelişlerde bana şaşkın şaşkın bakışı. Onu pek fazla ziyaret etmem ama şimdi bu ziyaretler iyice sıklaşınca şaşırması doğal.

      Neredeyse iki aydır benzeri hareketler. Yeni bir şey de bulamadım! Gel de tırlatma ama “önce sağlık” yapacak başka bir şey yok.

      Dün bir bölümünü dünkü yazımda yayınladığım, gazeteci arkadaşım Gülsen Ahıska’nın korona deyişlerine kaldığımız yerden devam edelim bari..

     “Sen neymişin be korona” devam..

     “Eskiden biri hapşırınca çok yaşa denirdi şimdi hapşırdığın da "git ileride hapşır vallahi 155'i ararım" deniyor.

      Bütün ülke Dr. Ali Vefa gibi olduk, temas yok.

      Şok kampanya!!!! sadece 3bin 500 TL’den başlayan fiyatlarla sizi korona olmuş gibi eşinizden alıp sevgilinize götürüp 14 gün sonra tekrar evinize teslim ediyoruz, kimse şüphe etmiyor.

      Ne eğlenceli bir gün, dur biraz da şu koltukta oturayım, sonra diğer odaya geçer duvarlara falan bakarım, olmadı bir de salon sefası yaparım.

     Yüzük partisi

      Çiş partisi

      Bebek geldi partisi

      Bebek geliyor partisi

      Cinsiyet belli oldu partisi...

Adım adım sapıtıyordunuz, şimdi düğün bile yapamıyorsunuz.

      Marketteydim, muazzam kalabalık vardı, şöyle bir içeriye bakıp "Veli amca Allah kabul etsin ne zaman geldin umreden" dedim markette kimse kalmadı,

      Bakıyorum da sokakta el ele gezen çift göremiyorum, hani ölümüne seviyordunuz?

      Yaz geliyor fit olayım derken, karantinaya girdim fil gibi oldum.

      Ay sonuna kadar kuaförler açılmazsa sarışınların yüzde doksanı yeryüzünden silinecek.

      Salgın bitince parayı kıracak 3 meslek;

      Psikiyatrisler, Diyetisyenler ve Kadın Doğum uzmanları.

      Yıllarca bizi üç harfliler çarpacak diye korkuttular meğerse o cin değil Çin'miş.

      O değil de, bu sene Mart ciddi ciddi kapıdan baktırdı.

      Bu Çin'den gelen her şey şimdiye kadar çakmaydı, bir koronavirüs orijinal çıktı iyi mi!.

      Beyler sakın ola evde eşinizle kavga etmeyin gidecek yeriniz kalmadı.

      Allah'ım “dünyayı gezmek istiyorum” dediğim için çok özür dilerim, Büyük laf etmişim. Şimdi mahalleyi gezebilsem yeter.

      Ulan korona bizi eve hapsettim, kendin dünyayı geziyorsun, ayıp oluyor ama!

      Bu gidişle evde kalsak Bakırköy, dışarı çıksak tahtalıköy, Allah hayra çıkarsın sonumuzu.

      Şekerimizi, kolonyamızı aldık, görücü bekleyen gibi oturduk evde virüs bekliyoruz.

       Durum vahim, binlerce erkek virüsten değil, evde kadın dırdırından ölecek.

       Devlet dışarı çıkana para cezası değil de evinde kalana para ödülü verirse biz beş güne kalmaz bu korona denilen virüsü yeneriz.”

      Durum bu!..

      Allah’tan üç gün üniversitelerdeki online dersler var da, tırlatma zamanının idareli kullanıyoruz

BİR TUTAM TEBESSÜM

“ANLADIK RAMAZAN BAŞLAMIŞ!”

    Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen bir tiryaki, gökyüzünde hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp perdeleri de sımsıkı örtermiş.

    Geceleri mahalle kahvesine giderken de başını önüne eğer hiç yukarı bakmadan yürürmüş.,

   Yine bir gece yine dışarı çıkmış, nasılsa bir su birikintisi yanından geçerken su birikintisi içinde hilalin yansıyan aksini görünce korkmuş, ürkerek şöyle demiş:
   - “Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin. Anladık işte, Ramazan başlamış!..”