KÖTÜ TOHUM

​2017'nin ilk saatlerine "terör" adını yazdırdı. 2016 bitti sevinçleri, 2017 umutları sekteye uğradı.

2017’nin ilk saatlerine “terör” adını yazdırdı. 2016 bitti sevinçleri, 2017 umutları sekteye uğradı. Yeni yılı kutlamak için Ortaköy’deki eğlence merkezinde bulunan 39 masum sivil hayatını kaybetti, geri kalanlar hayatları boyunca unutamayacakları korkunç bir tecrübe yaşadı. Saldırı olduktan sonra kaybettiğimiz canlara üzülmek için azıcık bile vaktimiz olmadı. Gerçek ve boot bazı hesaplardan insanlık dışı söylemler üretilmeye başlandı. Hedeflerden biri Diyanet İşleri Başkanı’ydı. Terör saldırısı, bir önceki gün cuma hutbesinde verilen tavsiyelerin sonucu olarak gösterildi. Oysa bunlar hemen her sene hatırlatılan tavsiyelerdi.

“Unutmayalım ki ömür sermayesinden geçen bir yılın sonunda kendini ve yaratılış̧ gayesini unutarak değerlerimizle örtüşmeyen, insan hayatına katkısı olmayan gayri meşru tutum ve davranışlar sergilemek bir mümine asla yakışmaz. Yeni bir yılın ilk saatlerinin başka kültürlere, başka dünyalara ait yılbaşı eğlenceleriyle israfa dönüştürülmesi ne kadar da düşündürücüdür. Sevap-günah, hayır-şer konularında muhasebe yapılması gereken saatlerin, emek harcamadan zengin olmak arzusuyla kumar, piyango gibi şans oyunlarıyla heba edilmesi ne kadar da üzücüdür.”

Saldırıdan birkaç gün sonra içinde bazı STK’ların da olduğu "Laikliğe Çağrı" grubu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Dikkat çeken hususlardan biri bazı dini grupların yılbaşı öncesi tehditkâr resimler yaymaları bazı kampanyalarla konuyu gündeme taşımaları oldu. Yılbaşına karşı duruşunuz farklı olabilir ama bu herhangi bir şekilde başka bir kişinin özgürlüğüne müdahale hakkı vermez kimseye.

Bütün bunlar birleşip de saldırı sonrası bazı FETÖ’cü hesaplardan yoğun şekilde bu kampanya ve tehditkâr fotoğrafların yayınlandığını görünce mevzunun yaşam şekli ekseninde ilerleyeceğini tahmin etmek zor olmadı. Nitekim bu bir yaşam şekline saldırıdır teşhisi konuldu televizyon programlarında. Bu kabul edilebilir bir tanımlama değil.

Din, dil, yaşam tarzı ayırt etmeden hepimiz terörün hedefindeyiz. İstenen farklı fay hatlarını harekete geçirerek bir arada yaşama fikrini zihinlerde öldürmek. Önceki yazımda söylemiştim, tekrar edeyim.Türkiye’nin üç büyük fay hattı var. Muhafazakar-Laik,  Alevi-Sunni, Kürt-Türk. Bu fay hatları harekete geçtiklerinde büyük acılar yaşatıyorlar bize. Muhafazakar-Laik fay hattı bir süredir sakin. Kullanılabilir halde değil. Kürt-Türk fay hattı hala canımızı yakıyor. Sünni-Alevi hattı bıçak sırtı ve maalesef her dönem kullanılabilirliği var. Belli ki, bir süredir sakin olan muhafazakar-laik fay hattını yaşam tarzına müdahale söylemleri üzerinden harekete geçirmek istiyorlar. Buna izin vermemek için her zamankinden fazla sabra ve ferasete ihtiyacımız var.

Bu saldırı sebebiyle Müslümanlara saldıranlar da, ölenlere rahmet dilemeyecek kadar kalbi katı olanlar da aynı kötü tohum. Kökünüz kurusun.

***

Perşembe günü İzmir’de adliye binasının önünde bir terör saldırısı daha oldu. Dikkati ile büyük bir faciayı önledi polis memuru Fethi Sekin, kahramanca çatıştı, son mermisi bitene kadar ve sırtından vuruldu. Ardında 3 yetim bıraktı bir de şerefli isim. Allah rahmet etsin.