KOZALAKLARDAKİ ÇAM ORMANI

Vergi yatırılan PTT şubesi, önünde yıllardır çalıştırılmamış bir Ford Taunus, şu el sanatı ürünleri satılan dükkan ve kozalakları yere düşmüş çam ağaçlarını seyrederken yazdığım kafe... Ankara'da yazmak için böyle sakin bir mekan bulmak zor.

... kültür, el sanatlarından, halk oyunlarından ibaret değildir. Kültür, geleneksel olandan ibaret değildir. Daha çok gelecekle, nasıl olmak istediğimizle ilgilidir. Aksi durumda ölü bir kültürden söz ediyoruzdur. Yaptığımız şeyse müzeciliktir.

... kültür, var olma meselesidir. Vergi kaçırmak da bir kültür meselesidir.

... iyi ki dünyada tek bir dil konuşulmuyor. İyi ki dünyadaki binaların hepsi aynı stilde değil. İyi ki yollarda sadece Ford’un arabaları dolaşmıyor. Farklı olmak zorundayız ve büyük tutkularımız olmalı.

... bizim yapmamız gereken şey palamutlardan büyülü bir meşe ormanı yetiştiren batıyla rekabet edecek, kozalaklardaki çam ormanını görmektir.

Buraya dönmek katilin cinayet mahalline geri dönmesi gibi bir şey. Geride ıskaladığım bir şey mi kaldı duygusu...

"Ağaçların Gizli Yaşamı" adlı kitabında Peter Wohlleben ağaçların bir hafızaları olduğunu söylüyor. “Wood Wide Web” olarak adlandırdığı bir mantar ağ üzerinden elektrik sinyalleri göndererek tehlike anında birbirlerini ikaz ettiklerini ve kökleri aracılığıyla şeker çözeltisi gönderip kesilmiş arkadaşlarının kütüklerini besleyebildiklerini, onları yüzyıllar boyunca canlı tutabildiklerini iddia ediyor.

Belki cadde ve sokaklar da düşünüşümüze tesir ediyor ve bulunduğumuz yerler düşlerimizi doğuruyor.