KÜRESEL ISINMA VE ARTAN ETKİLERİ

Bırakınız geleceği, günümüzü bile artık kurtaramaz hale geldik.

Başta en çok karbon ayak izine sahip devletler olmak üzere insanlık bir türlü mutabakat sağlayamadığı, hep çok kazanma ilkesi üzerine kurulu kapitalizme bir defa daha yenik düşmek üzere. Dünya’nın geleceğini kurtarmak üzere hazırlanan anlaşmalar üzerinde mutabakat sağlayamayan, başta ABD olmak üzere tutarlı bir devlet politikası olmayan, başa geçen yöneticiye göre değişkenlik gösteren politikalarla gelecek asla ve asla kuratılamayacak.

Bırakınız geleceği, günümüzü bile artık kurtaramaz hale geldik. Kuzey ve Güney Kutbunda eriyen buzulların çaresine bakmak yerine, erime sonucu ortaya çıkacak toprak altında ki yer altı zenginliklerine odaklanan, daha hızlı ticaret yapmanın yollarını arayan ne kapitalist ve ne de sosyalist ülkelerden göstermelik birkaç hamle dışında çözüm üretmelerini beklemek artık koca bir hayaldir  ve hatadır. ABD’nin yıllardır yanmakta olan Kaliforniya ormanlarının yol açtığı çölleşme ve hava kirliliğini önlemede yetersizliği, son salgında gösterdiği basiretsizlik, Çin’in dünyanın en kirli havasına sahip şehirlerinin havasının temizlenmesi konusunda gösterdiği yetersiz çabalar, Rusya’nın dünyanın tarım üretimi açısından en zengin topraklarına sahip Sibirya’da eriyen toprakların neden olduğu yüksek emisyon oranlarını azaltma konusundaciddi çabalarda bulunmaması bu üç gücün yaptıklarına bakarak politika yürütmenin ne kadar yanlış olacağını göstermektedir. Dünya’yı en çok kirleten başta ABD ve Çin olmak üzere gelişmiş ülkeler, kendi vatandaşlarını refahı için gelişmekte olan ve az gelişmiş ülke topraklarını sömürmede ve bu ülkeleri çöplük olarak kullanmakta, okyanusları, uzayı çöplüğe çevirmekte hiçbir sakınca görmemektedirler.

Yeşil mutabakat kavramı

AB’nin en son çıkardığı yeşil mutabakat kavramı dahil, sürdürülebilirlik, yeşil ile başlayan lojistik, pazarlama vb. kavramlar, sivil toplum kuruluşları, çevre içerikli yasalar, sayfalar dolusu akademik çalışmalar, raporlar dünyanın sonunu getirmeyi engelleyemektedir.

İnsanlığın yaşam alanlarından uzak diyerek önlenmesi için girişimde bulunmadığı birçok çözüm bekleyen konu bulunmaktadır. Bu konulardan biri Pasifik Okyanusu'ndaki Büyük Pasifik Çöp Lekesi'dir. Yapılan yeni incelemeler, çöp adasında önceki tahminlerden 4 ila 16 kat fazla plastik atık biriktiğini ortaya koymuştur. Çöp adasının büyüklüğünün Türkiye’nin yüzölçümünün birkaç katına ulaştığı, çöplerin derinliğinin ise bazı bölgelerde 30 metreye kadar ulaşmakta olduğu tespit edilmiştir.

Son kavşaktayız

Almanya yakın tarihinin en büyük sel felaketi, Belçika ve Hollanda’da yaşanan ve can kaybına yol açan seller, genellikle Afrika ülkeleri ile Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Filipinler gibi ülkelerde görmeye alıştığımız sel görüntülerini dünyanın en gelişmiş ülkelerinin topraklarında görmeye başlamak, “artık tedbir almak için son kavşaktayız” ifadesinin ne anlama geldiğini bir kez daha gözler önüne  sermiştir.

ABD, 2021 yılında 108 yılın en sıcak yazı yaşamaktadır. Kaliforniya, Ölüm Vadisi'nde hissedilen sıcaklık 54 derecenin üzerine çıkmıştır. Bölge tarihinde en yüksek sıcaklık, 1913 yılında, 56 ila 57 derece olarak kaydedilmiştir.  Kalifornia'daki elektrik şebekesi yönetimi, artan klima kullanım oranına bağlı olarak elektrik arzının talebi karşılayamaması olarak tarif edilen 3. aşama acil durum ilan etmek zorunda kalmıştır.

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’un “ Küresel ısınmaya hâlâ inanmayanınız varsa Kaliforniya’ya gelsin” ifadesi, artan yangınlar ve yüksek sıcaklığın dünyanın en gelişmiş ülkesini nasıl çaresiz bir duruma düştüğünün en güncel kanıtı olarak görülmelidir. Araştırma lar zaman içerisinde Kaliforniya’da sıcaklığın 50-55 dereceler arasında sabitleneceğini ve eyaletin Nevada gibi çöle dönüşeceğini göstermektedir.

1998-2017 yılları arasında, 70.000'den fazlası Avrupa'da 2003 yılında yaşanan sıcak hava dalgası sırasında olmak üzere toplamda 166.000'den fazla insanın sıcak hava dalgaları nedeniyle yaşamını yitirdiği raporlanmaktadır. Kanada'nın British Columbia eyaletinde Temmuz 2021’de hava sıcaklığı, ülkede verilerin tutulduğu dönemde daha önce görülmedik düzeye yükselmiş ve  5 günde 486 kişi hayatını kaybetmiştir.

Güvenlik sorunlarına ve göçlere yol açacak

Küresel ısınmanın çatışmaya dönüşen güvenlik sorunlarına ve göçlere giderek artan ölçüde yol açması beklenmektedir. Bir örnek olarak Çad Gölü verilebilir. Afrika’da; Nijer, Nijerya, Çad ve Kamerun’un ortasında yer göl uzun süreli kuraklık ve sıcaklığa bağlı olarak küçülmekte ve çölleşmektedir. Gölün yüzölçümü 1963’ten günümüze, 25 bin km2’den 2 bin 500 km2’nin altına düşerek on kat (% 90) küçülmüştür. Birleşmiş Milletler’in ekolojik felaket (olarak ifade ettiği bu olay, bölgenin üretim kapasitesinin bozulmasına ve gıda güvensizliğine neden olmaktadır. Gölün yerini çöl almakta, bu ise tarım alanlarının kaybına yol açmakta ve çatışmalar artmaktadır. Su nedenli çatışmalarda sadece Sudan’da hayatını kaybedenlerin sayısının 500 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Küresel ısınmanın etkilerini kutupların yer değiştirmelerinde görmekteyiz. 1990’lardan beri yüz binlerce tonluk buz kütlelerinin erimesiyle birlikte kutuplar yer değiştirdiğini, kutupların yönünün güneyden doğuya doğru kaymaya başladığını açıklayan uzmanlar, 1995 yılından 2020’ye kadar olan değişim hızının 1981-1995 yılı arasındakinden 17 kat daha fazla olduğunu, kutupların pozisyonunun 1980’den beri 4 metre kaydığını raporlamışlardır. Henüz gündel ik hayatı etkilyecek boyutta olmasa zamansal olarak milisaniyelik sapmaların meydana gelmekte olduğu görülmektedir.

Dünyanın her yeri küresel ısınmadan etkileniyor ve etkilenme hızı giderek artıyor. Küresel bir iş birliği olmadan son buzulun erimesinin önüne geçmenin zor olduğu görünmektedir. Bugüne kadar toplantılarla, uygulanmayan anlaşmalarla ciddi zaman kaybedilmiştir. Küresel Isınmaya karşı, sade, kesin ve uygulanabilir eylem planları üzerinden yeni bir başlangıç denenebilinir mi? Elbette bu dünyanın son şansıdır!