LYON

Hakan DİKMEN 23 Oca 2019

Yemeklerden bahsetmeden Lyon hakkında konuşamazsınız, çünkü gurmeler Lyon'un dünya mutfak başkenti olduğu konusunda hemfikirdir. Fransız mutfağının bir tanrısı olarak kabul edilen "Şef Paul Bocuse" in şehridir. Haydi gelin gezelim bu güzel şehri.

Lyon, büyük bir Rönesans kenti, Roma kalıntıları, tarihi sanayi bölgeleri ve 19. yüzyıldan kalma Presqu’île mahallesi ile büyük bir Dünya Mirası Alanı. Şehir, 2000 yıl önce Rhône ve Saône 
Nehirleri’nin birleştiği yerde kurulmuş ve servetini ipek ticaretiyle yapmıştır

Fourvière Antik Tiyatrosu

Bu anıt Saône Nehri’nin sol yakasında yüksek bir yerde bulunuyor. Yapıldıktan 2000 yıl sonra dahi, her haziran ve temmuz ayında Nuits de Fourvière drama festivaline ev sahipliği yapıyor. Yapıldığında 10.000 seyirci kapasitesinde olan bu mekân şehrin o tarihlerde de ne kadar kalabalık olduğunun bir ispatı gibi.

Vieux Lyon

15. yüzyıldan bu yana ipek ticareti, bu güzel şehri Avrupa’nın değişik ülkelerinden gelen kişilerin yaşadığı kent haline getirmiş. Bu nedenle, Avrupa’nın en büyük Rönesans eski mahalleleri burada kurulmuş. Fransa, Flanders, Almanya ve İtalya’dan zengin tüccar aileler bu güzel şehri yaşayacak şehir olarak seçmişler. Gotik İtalyan Rönesans’ı ve Fransız Rönesans tarzlarında görkemli evler inşa ettiler. Bu yapılan evlerden 300 tanesi hala Saint-Jean, Saint-Georges ve Saint-Paules semtlerinde görülebiliyor. İnanılması güç ama 16. yüzyılda şehirde 180.000 dokuma tezgâhı olduğu tahmin ediliyor. Gezerken sanki zaman makinesi sizi maziye götürmüş gibi oluyor.

Fourvière Bazilikası

 Şehrin batısındaki Fourvière tepesinde tüm ihtişamıyla görülebilen bu görkemli kilise, 19. yüzyılın sonlarında büyük Fransız şehirlerinde moda olarak inşa edilmiş bir dizi ikonik tepenin üzerinde bulunan kilisesinden biri.

Bazilika, kentin en eski yerinde, Lyon hac bölgesi ve çeşitli Roma yerleşiminin bulunduğu yerdedir.

Abartılı iç mekanları ve Kutsal Sanat Müzesi’ni görmek için içeri girin ve Lyon’un en iyi fotoğraf çalışmalarından biri için kuzey kulesine çıkın.  Kilise, her yıl aralık başında gerçekleşen ünlü Fête des Lumières’in toplantısının odak noktasındadır.

Meryem Ana için yapılmış. Yani ona adanmış.

Parc de la Tête d’Or

Bu şehrin içinde ülkenin en büyük botanik bahçelerinden biri yer alıyor. Merkezin kuzeyinde içinde bir hayvanat bahçesi de bulunan, ülkenin en büyük şehir parklarından birini gezin.

Eğer ilkbaharda buralardaysanız, çiçekleri yeşili seviyorsanız, uluslararası gül bahçesi muhteşem kokusuyla tur planında olmalıdır. 20.000’den fazla bitki çeşidi ve klorofil kokusu ile, görmeyi ümit edebileceğiniz en zarif 19. yüzyıl seraları ile botanik atraksiyonlar da muhteşem.  Çocuklu aileler için park bir zorunluluktur, yaz aylarında epik pedallı botlarla gezeceğiniz vahşi Afrika tadındaki mekân, zebralar, aslanlar ve zürafalar ile geniş göl hem sizi hem de çocuklarınızı çok etkileyecektir.

Musée des Beaux-Arts

Louvre’dan sonra Fransa’nın en büyük güzel sanatlar müzesi 1600’lerden kalma eski bir manastırda yer alan Musée des Beaux-Arts. Paris’teki 1300’lü yıllardan 1900’lü yıllara ait tabloların yer aldığı hem Mısır hem de Oryantal sanat eserlerinin heykellerin de sergilendiği 70 oda bulunmaktadır.

Degas, van Gogh, Renoir, Cézanne, El Greco, Canaletto, Picasso, Max Ernst ve Francis Bacon gibi ünlü Fransız ve Avrupalı sanatçıların zenginliğinden etkilenmek için gidebilirsiniz.

Eski eserler bölümü kabartma, büstler, heykelcikler ve lahitler ile Medamud tapınağından çıkarılan anıtsal kapılar da dahil olmak üzere yaklaşık 600 Eski Mısır eseri de bu müzede size sunuluyor. 

Lyon Katedrali

Şehrin muhteşem katedrali, 12. ve 15. yüzyıllar arasında inşa edilmiş, gotik bir yapı. 1300’lere dayanan orijinal vitray pencereleri görülmeye değer. Bunca yıl nasıl kaldı dünya savaşları geçirdi diye merak ettim. Cevap hazır. İkinci Dünya Savaşı sırasında onları bomba hasarından korumak için sökülmüş ve paketlenmişler. Bu soruyu sorunca rehber biraz bozuldu gibi oldu. Ama ben de cevabı alınca şaşırdım kaldım. Bir de içeride astronomik saat var. Tam dokuz metre yüksekliğinde. O da 1300’lerde yerine konulmuş. Bir de yetmemiş, ana saatin altında, 1600’lerde dünyanın, güneşin ve ayın konumunu gösterebilen bir astrolojik tablo grafik yapılmış. Daha bitmedi. Çanları her saat çaldığında, küçük bir gösteri yapan otomatik rakamlar var.

Bugün de size LYON şehrini dilimim döndüğünce anlattım. Okuduğunuz bu sayfanın mizanpajını yapan sevgili dostum Mehmet Yeşil’e de çok teşekkür ederim. Bana gönderdiğiniz mektuplar için çok teşekkür ederim. Sizin de yayınlanmasını istediğiniz fotoğrafınız ve anılarınız olursa yayınlayabiliriz. hdikmen@yenibirlikgazetesi.com adresine yollayabilirsiniz.

Sevgiyle kalın.

Traboüller Vieux Lyon ve La Croix-Rousse Saône, söylemesi zor olan bu kelimeler bu şehre özgü bir mimari tarzın isimleri aslında. Traboüller, Saône Nehri yönündeki binaların altında halka açık olan keyifli Rönesans geçitleri. Şehrin ipek işçilerine, nehir kıyısına doğrudan erişim sağlayarak, tekstil taşımasını hızlı ve kolay hale getirirken, aynı zamanda elementlerden korunma imkânı sağlasın diye yapılmışlar. Neredeyse bu geçiş yollarının tümü konut mülklerinin bir parçası olduğu için, içinde yürümek isterseniz ev sahiplerini kızdırmadan sessizce gitmek iyi bir fikir oluyor. Bu tip macerayı tatmak isterseniz, maceraya başlamak için en iyi yer Quai Fulchiron Rolland ve Rue des Trois Maries  mahaleleri civarındadır.

Presqu’île

Rhône ve Saône nehri arasındaki Presqu’île, 18. yüzyıldan kalma şehirsel bir mühendislik projesi tarafından hazırlanan, bu alanda da çok övünülen insan yapımı kara parçası olmuş. Çünkü insanoğlu yılmamış yıllarca çalışmış hastalık yayan bataklıkları boşaltmış ve bir zamanlar ada olan üzerinde ot bitmeyen araziyi karaya bağlayarak hizmete sunmuş.

Bu bölge şehirde pek çok şeyin gerçekleştiği yer durumunda. 19. yüzyıldan kalma görkemli mimari bölgesi, geniş plazalar, mağazalar, kültürel kurumlar, restoranlar, kafeler, barlar ve gece kulüpleri.

Lyon’un opera binası ve belediye binası burada yer alır.  Acıktıysanız Rue Mercière, caddesi uzun muhteşem restoranların bulunduğu bir yoldur. Ağzınıza kesenize uygun bir lokanta mutlaka bulursunuz. Alışveriş için buradaysanız, tüm ana cadde markalarının sizi beklediği otomobillere yasaklanmış eğlenceli dükkanlarla dolu bir yol sizi bekliyor.