MADE İN JAPAN

"Japon Malı", "Japonya'da üretilmiştir", demek. Uluslararası ticaret sisteminin bir gereği olarak ürünlerde bulunan menşe şahadetnamesi bir nevi.

Bizim Güzel ve Şanssız Ülkemizde şu anda iki Süper Lig takımımızda birer tane “Made in Japan” damgası taşıyan futbolcu mücadele ediyor ve zaten hepimizde olumlu olan Japon imajını daha da pekiştirmeye devam ediyor -Nagatomo ve Kagawa.

Pazar günü oynanan 26. Hafta maçlarından sonra yaklaşık üç haftalık bir (milli maçlar ve seçim var) ara verildi Lefter Sezonunda Ligimize. Başakşehir’in Kayseri’de berabere kalmasıyla, Galatasaray’da Bursa’dan 3 puanla dönünce kalan sekiz haftada Başakşehir-Galatasaray diferansı 6 puana düştü. Önemli bir puan farkı aslında fakat rakip Galatasaray olunca Başakşehir’in sahadaki performansı kadar; TFF, MHK ve VAR’daki performansı belirleyici olacak gibi gözüküyor.

Biz dönelim Made in Japan kardeşlerimizin ligimize getirdikleri yeni renk ve güzelliklere. Her şeyden önce iki futbolcu da işinin ehli, çalışkan ve nitelikli insanlar. Sağlık durumları maç oynamaya müsait olduğu her dakika sahada ellerinden gelenin en iyisini vermeye gayret eden bir iş ahlakı ve iç disipline sahipler. Ne rakiple ne de hakemle gereksiz diyaloglara girmeden oyun kurallarını eğip bükmeden aldıkları paranın hakkını veriyorlar.

Mehmet Akif Merhum ‘un Japonlarla ilgili yazdığı şiirinde; Japonların ne kadar müstesna insanlar olduğundan dem vurarak “keşke Müslüman olsalardı, İslâmiyet’in birçok konuda en mümtaz temsilcileri olurlardı” ana fikrindeki düşüncelerinin yıllar öncesinden günümüzü tarif ettiğini görebiliyoruz;

“Sorunuz, şimdi, Japonlar da nasıl millettir?/ Onu tasvire zafer-yâb olamam, hayrettir!

Şu kadar söyleyeyim: Din-i Mübin’in orada,/ Ruh-u feyyazı yayılmış, yalınız şekli: Buda

Siz gidin, saffet-i İslam’ı Japonlarda görün! / O küçük boylu, büyük milletin efradı bugün,

Doğruluk, ahde vefa, va’de sadakat, şefkat;/ Acizin hakkını i’laya samimi gayret;

Mayıs Ayı’nın ilk haftasında 31. Hafta maç programında Galatasaray-Beşiktaş karşılaşması bulunuyor. O zamana kadar köprülerin altından ne sular akar, lig sırlaması takımlar için ne durumda olur şimdiden bilmek mümkün olmasa da bu maç özellikle Japonya’da şimdiden heyecanla bekleniyor. Eğer sağlıklı olurlarsa parantezinde Yuto NAGATOMO ve Şiinji KAGAWA karşı karşıya gelecekler bu maç özelinde.

Japon Turizm Acentaları Birliği’nin Galatasaray yönetiminden 2000 (iki bin) bilet istediği haberleri duyuldu geçtiğimiz günlerde. Hâli vakti yerinde insanlar olan Japonları (ve boyunlarındaki fotoğraf makinelerini) tüm dünya kendi ülkesine çekmek ve onların turizm hareketlerinden kazanç sağlamak için bin bir çaba gösterirken bu imkân bizim ayağımıza geldi. Buradan hareketle Asya Pazarı diye bilinen Uzakdoğu Asya’nın ticari/ekonomik kaymağını İngiliz Futbol Kulüplerinin ve Amerikan NBA Basketbol Ligi’nin yediğini biliyoruz. MANU Fun Club gibi birçok organizasyon hem naklen yayın hem de ürün pazarlama konusunda ait oldukları kulüplere yüksek cirolar sağlıyorlar. Hatta Japonya’nın bulunduğu saat dilimine göre belirlenen maç saatleri bile söz konusu olabiliyor dünya çapında uzun zamandır (bizim GS-BJK Maçını da Japonya’da daha çok izlenmesi için 15:00’e alalım diyorlarmış).

Hem naklen yayın geliri hem de spor turizmi açısından yeni imkanlar sunan bu durumu kulüplerimizin lehine geliştirebilecek her türlü enstrüman etraflıca düşünülerek gereken girişimler yapılırsa Asya Pazarı bizim için de verimli olabilecektir. O hinterlant bizim için daha çok bakir ve gelişmeye uygun.

Japon ve Kore Liglerinde temayüz etmiş futbolculara (istisnai olarak her takımda bir tane olacak şekilde) yerli oyuncu statüsü tanınırsa Süper Ligimiz bir cazibe merkezi olacaktır. Bundan hem ülkemiz hem de takımlarımız kazançlı çıkarlar. Yeni federasyon gelecek sezon bunu düşünür İnşallah.

Hepimize güzel bir hafta dileklerimle,