MARDİN'DEN HEYBEME DOLDURDUKLARIM

Yaşar İÇEN 02 Eyl 2019

"Her zerresiyle nadide, her noktasıyla muhteşem güzellikte ülkem ve ülkem insanı..." 

Sıklıkla şehirlerle buluşuyorum ve ‘kamyon şoförü misali’ yolları ruhumda yaşamayı seviyorum. Buluşmalarda an-a yansıyan her kareyi ve bende uyandırdığı her heceyi; bazen espri, bazen hüzün, bazen sitem, bazen de aşk dolu dizelerle anında paylaşıyorum sosyal medyadan...


30 Ağustos sabahı erken saatte Mardin’e doğru yola çıktım.
Bunaltıcı bir havada Mardin’i solumak, nabzını almak, kalbinden söyleyemediği cümleleri çalmak ve tabi ki lezzetlerini tatmak içindi tüm çabam. Muradıma erdim mi? Ermez miyim!
Mardin ve Mardinli sessiz sakin ekmeğinin peşinde! Huzurun ve eve götürülecek ekmeğin yerini ne ideolojik kavgalar ne de Ortadoğu entrikaları dolduramıyor artık! Bunu sahada görmek çok değerli.
Her şehirde olduğu gibi Mardin’de de kurumlar arası rekabetler, ‘gıybet time’lar, memnunlar ve mutsuzlar var. Hele ki söz konusu Güneydoğu ise en uçta yaşanabiliyor tüm bu saydıklarım. Aşiret yapısının yoğun olduğu yerlerde siyaseten etkinlik ve yetkinlik kazanma dürtüleri pik yapınca ‘dar alanda kısa paslaşmalar’ en şiddetlisinden yaşanıyor maalesef!

Sosyal hayatının aktifliğine ve turist yoğunluğu açısından Güneydoğu’nun lokomotifi olmasına rağmen ‘turizm ile kalkınma bilinci’ pratiğe pek dökülememiş Mardin’de.
Tarihsel ve kültürel zenginlikler var, yerli ve yabancı turistin ilgisi var, gastronomide Nirvana var, yöresel ürünlerde bereketli bir cennet var fakat neden hak ettiği çıtada ve vizyonda değil Mardin diye sorular da var!

Gündüz adımlanan sokaklardan sonra akşam da Mardin Valiliği’nin düzenlemiş olduğu ‘30 Ağustos Zafer Bayramı Resepsiyonu’na’ katıldım. Alışıldık salon resepsiyonları dışında samimi, sade, doğal bir ortamdı. Mardin İl Emniyet Müdürü Hasan Onar, Polisevi bahçesinin günün anlamına uygun bir şekilde dizayn edilmesine vesile olmuştu. Müdür Hasan Onar’ın akşam boyunca davetlilere zikrettiği; ‘burası sizin eviniz’ cümlesi çok hoşuma gitti. Laf aramızda adam boşuna sevilmiyor...
Türkiye nağmeleri ile müzisyenlerin mahareti kulaklarımıza ve ruhumuza ilaç gibi gelmişken sahnede sergilenen yöresel oyunlar da gecenin unutulmazlarıydı.
Ege’nin havasıyla, suyuyla, ezgileriyle büyümeme rağmen Mardin’in ‘Reyhani’si; kulaklarımdan süzülerek yüreğimin derinlerinden ‘ey aşk; ben yandım, tutuştum, küle dönüp savruldum sen-i ararken’ hecelerini dilimin ucuna getirmişti.
Reyhani’yi dinlerken ve izlerken her nağmesinde buram buram aşkı, can suyu niyetine hasreti, sevginin en asil halini ve bu toprakların tüm tarihini dibine kadar soludum...
Gecenin en cool hareketi de Mardin Valisi Mustafa Yaman’dan geldi. Kendisine mikrofon uzatan sanatçıyı nezaketen geri çevirmedi ve okunan Kürtçe şarkıya hiç tereddüt etmeden eşlik etti.

O gece Derik Kaymakamı Hakan Kafkas ile ayaküstü bir sohbet gerçekleştirdim. Malum Hakan Kafkas, Şehit Kaymakam Safitürk’ten sonra Deriklilere merhem oldu. Dokundu, dinledi, anladı ve Şehit Kaymakam Fatih Safitürk’ün ‘Kardeşlik Köprüsü’ vasiyetini layıkıyla yerine getirdi... Derik’in ünlü zeytini ve zeytinyağı Kaymakam Kafkas’ın girişimleri sonucu hak ettiği yere ulaştı. Ve çok daha fazlasıyla hepimiz görmeden tanıdık ve sevdik Kaymakam Kafkas’ı ve onun gibileri. Sevmek için kişinin cismi değil; yüreği, cesareti, yaptıkları, sardıkları, dokundukları yeter bize!
Hakan Kafkas gibi nicelerine...