MESELE PARA DEĞİL...

Sezai ŞENGÖNÜL 27 Ağu 2022

Beş altı yıl öncesine kadar bazı şehirlerde, kasabalarda, köylerde halk ozanları veya yerel aşıkların yaptığı bazı programlar, etkinlikler ara ara gözümüze ilişirdi

Beş altı yıl öncesine kadar bazı şehirlerde, kasabalarda, köylerde halk ozanları veya yerel aşıkların yaptığı bazı programlar, etkinlikler ara ara gözümüze ilişirdi. Hatta her yıl düzenli yapılırdı. O türden etkinlikler çadırlarda, meydanlarda göz de doldururdu... Merakla takip edenlerden biri de ben olurdum. Arada bir etkinlik davetleri de tarafıma ulaşırdı.

Günlük telaş içerisinde, o türden davetlere vakit ayıramasam  bile etkinlik veya program gerçekleştikten sonra bilgisayarın arama motoruna girer, videolarını bulup takip eder, dinlerdim. İnternete yüklendiği kadarıyla. Doğup, büyüdüğüm Çukurova yöresi ve hatta yakın çevrelerinde zaten o türden program ve etkinliklere halk aşinadır. Bu yörelerden okkalı sanatçılar da çıkmıştır bu anlamda. Örnek; Abdulvahap Kocaman, Aşık Feymani, Aşık Hacı Karakılçık, Aşık Ayşe Çağlayan, Aşık Halil Karabulut. Bu arada saydığım isimlerden bazıları rahmetli oldu.

Tabii ki o isimlerden bazılarının şair yönü de ağır basar. Bazılarının da 'ozan atışmaları' sevilerek takip edilirdi. O türden insanları mümkün olduğunca ziyaret etmeyi sevdiğim için, bu sene ortasında memlekete gittiğimde bir halk ozanını da o bağlamda ziyaret etmiştim. Biraz da sohbet...

Aramızda konuşurken, o tür etkinliklerin artık neden gözümüze eskisi kadar ilişmediğine dair bir görüş belirdi. Sonra, o ozanımız bu tür konulara dair bakın neler dedi. Ne sitemler savurdu; 'Sezai Bey kardeşim, sen de bilirsin ki bu tür işleri yapan adamların yüzü yumuşak olur. Para konusunda ısrarcı olmazlar. Telif namına çoğu para da almaz, sadece masraflarının karşılanmasını isterler. İş öyle olduğu halde bile bu işin günümüzde artık tadı tuzu kaçmaya başladı. Gene bizim buralarda iyi kötü bir şeyler yapılıyor. 'Çukurova Aşıklar Bayramı' gibi... Ama Türkiye genelinde yaygınlık azaldı. Rahmetli olan ustalar oldu. Yerleri dolmuyor. Kalan Halk Ozanları olarak bizim asıl üzüldüğümüz noktayı ben sana söyleyeyim mi;  bizim meselemiz para meselesi değil kardeşim. Bizler, misyon olarak Anadolu'nun yerel 'halk dilini' topluma taşıyor, sözcüklerini yaşatıyor, nesillere bir nevi bu kültürü  aktarıyoruz, işte işin bam teli burası, mesele bu. Bu olmaz ise ne olur bir düşünün. Bir 100 sene sonra ne olur? Eskiden, o türden halk ozanı atışmaları, şenlikleri, festivalleri vb. gibi etkinlikler Türkiye'de çok yerde göze çarpardı, teşvik de edilirdi. Bazen bu programları izlemek için dünyanın öbür ucundan insanlar gelirdi. Yine, hatırlar mısınız bilmem, bir de 'destan' yazanlar vardı ülkemizde. O destan yazma işi, bitti gitti. Ninni kültürü bitti. Ağıt kültürü, ağıt yakanlar vardı. Şimdi dağda taşta, belki üç beş temsilcisi kaldı mı onu da bilmem. Korkarım, bizim yaşatmaya gayret ettiğimiz bu gelenekte aynı akıbeti yaşayacak. İş oraya doğru yol alıyor. Kimse üzerine alınmasın demeyeceğim, alınsınlar, bu işlerin böyle gitmesi hayra alamet değil! Canlı tutmaya çalışıp, hafızalarda yer etsin diye uğraştığımız o güzelim yöresel sözcükler bir bir buharlaşmaya başladı. Ee diliniz zayıflarsa, kültür aktarımı nasıl gerçekleşecek? Sonra, yabancı devletlerden o kadar popçu, başkaca yabancı dilde müzik icra eden sanatçılar gelip konser veriyor bu memlekete, üstelik bunlara yüklü telif ödemeleri de yapılıyor. Tamam onlar da olsun, dinleyenleri vardır elbette. Amma bizler, üç beş halk ozanı neden bu milletin karşısına geçip, bir 'Harbiye Açıkhava' veya 'Cemal Reşit Rey' konser, konferans salonunda ya da bir stadyumda onlar gibi konserler veremiyoruz?  Millet bizi sevmiyor, istemiyor ondan mı? Yoksa bize o fırsatları birileri mi vermiyor?  Üzülüyoruz bunları gözlemleyip, düşününce..."

Bana kalırsa halk ozanımız söylediklerinin çoğunda haklı. Günümüzde külliyen ortalığı kaplayan yoğun 'sisli' siyasi atmosfere rağmen, bu türden işlere karşı ihmalkar davranıp, 'suyun yüzündeki köpük' muamelesi yapılmamalı. Yerel sözcüklerin yaşatılması, hafızalarımızda yer etmesi, nesillere nesillerden aktarım önemli. Sağlıcakla kalın...