MİLLETİN KAHRAMANI: MEHMET AKİF

Mahmut BIYIKLI 27 Ara 2018

Hayattayken ve gücü elinde bulundururken biraz baskıyla biraz korkuyla kendisi etrafında sahte saygılar uyandıran sayısız hükümdarın yerinde yeller esmiş isimleri zaman içinde silinip gitmiştir. Geçmişten bugüne baktığımızda milletinin gönlüne giren adamların ise ne kadar asil bir makamda ölümsüzleştiğini açık bir şekilde görürüz.

Sevmek zorlamaya gelmez saygı baskıyla uyandırılmaz. Milletlerin vicdan mahkemeleri kendi kahramanlarını belirler sahtelerden eler ve o isimleri gönüllerinde ebediyen misafir eder. Bu tablo insanlığın muazzam tecrübesinin sonucuyla ortaya çıkar. Asıl kahramanlık gönüllere girmekten geçer. O yüzden ecdadımız aleme padişah olmayı kuru bir kavga olarak görmüş ve en büyük sultanlığı bir gönle girmekte bulmuştur. Gönüllere girenler de genelde gönlün kıymetini bilenler ve vatan millet memleket davasını omuzlananlar olmuştur.

HAKİKAT SAVAŞÇISI

İçinden çıktığı milleti için ömrünü feda eden sadece varından değil yoğundan da seçen asil adamlar hep sayılmış sevilmiş hem de aziz isimleri her dönem baş tacı edilmiştir. İşte o isimlerden birisi de Merhum Mehmet Akif Ersoy’dur. Her 27 Aralık’ta ve yılın diğer günlerinde onun büyük hürmet ve saygıyla anılması milletinin sevgisini ne denli güçlü bir şekilde kazandığının göstergesidir. Sistem susturmaya çalışmış o susmamış yönetenler batıla kaymış o hakta direnmiştir. Tabiî ki de yanlışına yanlış yanlış dediği sistem tarafından en ağır şekilde bedelini ödediği haksızlıklara maruz kalmıştır. Fakat inandığı davadan dönmemiş baskılardan yılmamıştır. Onun bu zulme meydan okuyan bu yiğit tavrını şu anekdot açık şekilde anlatmaktadır. Sebilürreşad Dergisinde oturan ve evden getirdiği kuru fasulyeyi yiyen Akif’in kapısı çalınır ve birisi girer içeri. Der ki, ‘Nazırın selamını getirdim, yazılarınızda o kadar ileri gitmemenizi rica ediyor’. Akif çok kızar, der ki, ‘Söyle Nazırına, ben kuru fasulye yemeye razı olduktan sonra, kimseden korkmam, bu gidiş böyle oldukça ben her zaman yazarım’.

Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek diyerek ömrünü tamamlamış istikametten asla ayrılmamıştır. İşte gerçek yiğitlik budur. Bir şair düşünün ki düşmanları bile şiirlerine dil uzatmışlar ama şahsiyetine karşı tek kelime edememişlerdir. Karakter Abidesi olduğunu dostları da düşmanları da kabul etmiştir.

MİLLETİNİN KALBİNDE

Akif kabına sığmamış ama milletinin kalbine sığmıştır. Cenazesinin resmi yetkililer tarafından sessiz sedasız defnedilme çabasına karşı bir anda milyonların haberdar olarak cenazeye akın etmesi usta bir yönetmenin beyaz perdeye taşıyarak ölümsüzleştirmesi gereken muhteşem bir sahnedir.

Kendisi sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir dese de milletin evlatları iyi bilmişler iyi görmüşler ve iyi sarılmışlardır. Bugün hiçbir faniye nasip olmayacak kudrette bir sevgiye mazhar olmuş nadir şairlerden birisidir. Ustasının besmeleyle açtığı Anadolu’da bir lokantada, gençlerin çalıştığı tekstil atölyelerinde, mahalle aralarındaki kıraathanelerde, kütüphanelerde, vakıflarda, derneklerde, evlerde, meclislerde hep onun fotoğrafı vardır. Resmi bir zorlamayla değil yürekten bir bağlanmayla halkımız milli şairine sahip çıkmaktadır. Mesele sadece şair olması değildir elbet. Çünkü şiir tekniği bakımından başarılı sayılabilecek nice şair vardır ama halkımız onları sevmekte bu kadar cömert olmamıştır. Demek ki marifet sadece sözü güzel söylemekte değil hayatı güzel yaşamaktan geçmektedir. İşte Akif bunu başarmıştır. Halkının inancını haykırmış halkın adamı olmuştur. Paraya şana şöhrete tamah etmemiş kendisiyle halkın arasına duvarlar örecek iktidar alanlarından uzak durmuştur.

ÜMMETİN DERDİ

Usta Şair memleket sınırları içinde değil ümmetin bütün coğrafyalarındaki acıları içinde duymuş feryadını haykırmıştır. Ümmetin bir olması diri olması parçalanıp bölünmemesi emperyalistlerin kölesi olmaması için son nefesine kadar adeta çırpınmıştır. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Afrika’dan Ortadoğu ve Hint alt kıtasına kadar uzanan o büyük coğrafyadaki Müslümanlara bir olun birlik olun çağrısı yapmıştır. Irkçılık yapmayın İslam bayrağı etrafında toparlanın demiştir. ‘Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor;
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor’şiiriyle kavmiyetçilik yapmanın sonunda nelere mal olacağını aydın sorumluluğu içinde göstermiş yaşanacak hazin hallere işaret etmiştir.. Ne yazık ki bugün Akif’in işaret ettiği hususlarda lakayt davranan İslam milleti paramparça bir halde emperyalistlerin oyuncağı olmuş durumdadır.  Bu sebeple Akif dünde kalan bir şair değil yazdıklarıyla da bugünün Müslümanlarına da seslenmeye devam eden bir mütefekkirdir. Safahatından hangi bölümü açsanız günümüz meselelerini de bütün açıklığıyla anlattığına şahit olursunuz. Bize düşen dün olduğu gibi bugün de Akif’i iyi okumak ve okutmaktır. Milletinin sadece sesi değil milletinin kendisi olan Akif gibi kahramanlar anacak yüzyılda bir gelir. Bu gibi Büyük sanatkârlar ve büyük ruhlar toplumlarını yüzlerce yıl besler doyurmaya doldurmaya devam eder. İşte Akif de diğer soylu şahsiyetler gibi milletimize yön vermeye yol açmaya devam etmektedir. Ufuk açıcılık vazifesini vefatından sonra da eserleriyle sürdürmektedir.

ASIMLAR MEYDANDA

Tevfik Fikret’in Haluk tipine karşı vatanını seven dinine sadık gelişmeye açık doğruluktan ayrılmayan tarihine bağlı geleceği emin adımlarla yürüyen Asım’ı idealize etmiştir. Asım Onun ruhunda canlandırdığı inşa etmek için hayatını vakfettiği gençliğin adıdır. Pekiyi Akif bu inşada başarılı olmuş mudur elbette olmuştur. Talihsiz bir şekilde ortaya çıkan 15 Temmuz ihanetçilerine karşı meydanları Akif’in Asımları doldurmuştur. Ülkeleri için canları pahasına meydan yerine çıkmış şerefli bir şekilde direnmiştir. 15 Temmuz gecesi Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem diyen Asımlar darbecilere meydanları dar etmiştir. Şuurlu nesillerin vatansever gençlerin üzerinde Akif’in büyük hakkı vardır.

ÖZLEMEK

Akif’in hayatının her karesi ibretli ve öğreticidir. Fakat bir kare var ki hem sarsıcı hem yakıcıdır.  Büyük vatanseverin Mısır dönüşünde bir gazetecinin sorduğu verdiği cevap romanlara sığmayacak derinliktedir. Gazeteci sorar:

‘Özledin mi bizi üstad?

― Özlemek mi oğlum… Özlemek mi?’.

Evet biz de bugün kendisini hem özlüyor hem de saygıyla hürmetle anıyoruz. Aziz ruhu şad olsun…