KÖİ MODELİ ZORUNLULUK

Mehmet GÜRBÜZ 15 Ağu 2018

Amerikan yönetiminin tek taraflı olarak almış olduğu ekonomik yaptırım kararları, küresel ölçüde 'güçlü olanın hukuksuzluğu' olarak nitelendirilmektedir.

Hukukun tanınmadığı bu ortam, gelecekte daha büyük sorunların habercisi gibi. Her gün gelişen ve umut vadeden Avrasya coğrafyasında; İran, Rusya ve şimdi de Türkiye’yi hedef alan bu düşmanca yaklaşım, yakın iş birliği ve dayanışma karşısında işe yaramayacaktır.

Diğer taraftan yakın zamanda yaşamış olduğumuz küresel ölçekli ekonomik sıkıntılar, bölgesel ve küresel ölçekte tedbir almayı zorunlu kılmaktadır. Ayrıca küresel ekonomik gelişmelere paralel olarak, kredi kuruluşlarının borç verme iştahlarında azalma olduğu görülmekte; özellikle bazı bölge ve ülkelerde borç kotasının sonuna gelindiği görüşü, her geçen gün daha çok yankı bulmaktadır. Kreditörlerin durumlarındaki belirsizlik ve likidite sorunu nedeniyle birçok ülke alternatif finansmana erişim amacı taşımakta ve bu doğrultuda finansal reformlar gerçekleştirmektedir. Türkiye ekonomisi hızla bu durağanlıktan çıkarak yeni ekonomik argümanları devreye almalı ve güçlü bir tepki vererek bundan sonraki müdahaleler karşısında mukavemet kazanmalıdır.

Bu kapsamda yaşanılan bu ekonomik sürecin aşılabilmesi için yeni Kamu Özel İşbirliği Modeli (KÖİ) projelerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara hız verilmelidir. KÖİ modelinin temel motivasyon faktörlerine bakıldığında, karşımıza ülkelerin sürdürülebilir büyüme trendlerini koruma güdüleri çıkmaktadır. 

2007 senesinden bugüne dek ülkemizde devam eden KÖİ modeli uygulamalarında söz konusu projelerin geliştirilmesi, ihale süreçlerinin hazırlanması ve tamamlanması, özel sektörle sözleşmelerin imzalanması, projelere uygun finansman sağlanması, ulusal ve uluslararası finans sağlayıcıları ile müzakerelerin yürütülmesi ve ilgili anlaşmaların gerçekleştirilmesi; proje tasarımı, inşaatı, denetimi ve kontrolü, süreçlerinin planlanan sürelerde tamamlanıp hizmet sunumumun devreye alınması ve nihayet işletme aşamasına geçen projelerin performans ölçümlerinin gerçekleştirilmesi gibi son derece hassas ve önemli proje adımları sürecinde kamu kesimi büyük bir deneyime ve KÖİ projeleri bilgi birikimine erişmiştir. Gerek özel sektör, gerekse kamu kesimi “yaparak öğrenme” modeli çerçevesinde süreç yönetimi becerisine sahip olmuşlardır. 

Bu bağlamda, yerel yönetimlerin gerçekleştirmeyi planladığı büyük ölçekli tüm projeler özel sektörün katılımıyla gerçekleştirilmeli ve kamu yüksek borçlanma maliyetlerinden korunmalıdır. 

Ayrıca özel sektör bu kapsamda desteklenmeli verimli işletmecilik becerilerinden yararlanılmalı yeni iş ve istihdam alanları açılmalıdır. KÖİ modeli ile henüz altyapı yatırım projesi gerçekleştirmemiş, ancak bu alanda ortaya somut projeler koymaya çalışan bazı Doğu Avrupa, Orta Asya, Körfez, Kuzey Afrika ülkeleri ile bazı Sahra Altı Afrika ülkelerinde, Türk özel sektör temsilcileri için KÖİ alanında önemli fırsatların doğması şaşırtıcı olmayacaktır. Söz konusu ülkelerin KÖİ modeline yönelik eğilimleri arttıkça, önemli sayıda KÖİ proje stokunu hayata geçiren Türk girişimcilere, danışmanlara, hukukçulara, mühendislere ve KÖİ proje yöneticilerine yönelik talepler önümüzdeki yıllarda artacaktır.

Yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle; borçlanma maliyetleri artmış ve kreditörler yüksek faizlerle yaklaşan yerel seçimler öncesi yerel idareleri adeta kuşatmıştır. Kamunun yüksek faizlerle borçlanmaması için zorunlu yatırımlarını özel sektöründe katkısıyla hizmete sunması kaçınılmaz hale gelmiştir. Tüm bu nedenlerle; ülkenin ekonomik yapısının korunması, borçlanma maliyetlerinin kontrol altında tutulması ve yerel idarelerin önündeki seçim yatırımlarını sağlıklı geçirebilmesi için KÖİ modeli gibi yeni yatırım araçlarını kullanması bir zorunluluk olarak gözükmektedir.