NARDUGAN…

Mehtap DEMİR 27 Ara 2020

Nardugan Bayramı olarak nitelendirilen bugün aslında o Güneş'in doğuşu bayramıdır.

Karanlığın ve aydınlığın 3 günlük savaşı kabul edilir, döngü.

21 Aralık günü başlar 24 Aralık akşamına kadar sürer.

Doğu toplumlarının en önemli kutlamalarındandır.

En uzun gece sona erip, günler uzar… Güneş daha fazla görünür

Güneş’in daha fazla görünmesi ise bereket demektir. Yaradan’ın insanı ödüllendirişidir.

Nardugan Bayramı olarak nitelendirilen bugün aslında o Güneş'in doğuşu bayramıdır.

 

Nar güneş,

Tugan doğan

Yani Doğan Güneş’tir o…

 

***

 

İnsanlık tarihinde, en uzun gecenin yaşanması ve ardından güneşin parıltısıyla günlerin uzamaya başlaması farklı kültürlerde kutlanır…

 

Kadim Türk geleneklerinde, Akçam ağacına renkli bez parçaları bağlanarak, ateş yakılarak ve davul çalınarak yeni yıl, mevsimin dönüşü ve ayın güneşe kavuşması karşılanır…

 

Türk bilgeliğinin tarih sahnesinde varoluşundan bu yana 21 Aralık gecesini 22 Aralığa bağlayan bu kutlama, yeni bir gün doğumuna ve yeni bir döneme kavuşmanın işaretidir.

 

5 Ocak’a kadar süren kutlamalarda köklenme bilgisini çam ağacı, ateş kültünü ise nar meyvesi simgeler…

 

Mitolojik hikayelerde, masallar ve rivayetlerde kış zamanının tengrisi Ayaz Ata bir evliyadır ve kızı Aykız ile birlikte hane hane dolaşıp düşkünlere, darda olanlara, kimsesizlere yardım eder hediyeler dağıtır…

 

Hani Noel baba deniyor ya Hristiyan dünyasında

 

işte o Noel baba “aslında Ayaz Ata’dan esinlenmiştir” denir…

 

***

 

Nardugan, bugün dahi devamlılık gösterir.

 

Örneğin, çam süsleme geleneği dilek ağacına dönüşerek bugün hala yaşamımızda

 

Ve yine,

 

bereketin artması için hanede nar meyvesinin yere atılarak parçalanması pek çok evde

 

uygulanagelen bir adettir

 

Hediyeleşme, müzik ve dansla güneşi karşılama,

 

Yastık altına kesici alet konularak “bu uzun geceden ve kara kıştan kalan şer sabaha

ulaşmasın” dileği hala devam eder.

 

Nazar boncuklarının çocuklara ve bedene takılması vazgeçilmezimizdir, yine…

 

Anadolu’da pek çok bölgede şifalı ağaç kabuklarından boncuklar ve kolyeler takılır,

 

komşu mahallelerden ellerinde meşalelerle gruplar halinde insanlar, kapı kapı gezip çerez ve

 

şeker dağıtır…

 

Ve

 

Denir ki

 

Narduğan’ım nar olsun,

İçi dolu nur olsun,

Narduğan’ı oynayanın

Ömrü uzun olsun.

 

Narduğan sahipler

Kutlu mübarek olsun,

Hayat huzurlu olsun,

Malınız çok olsun.

Umutla başlayalım yeni bir yıla daha…

Bir hatırlatma…

Her defasında vurgulamıştır, Sümerolog bilim kadını Muazzez İlmiye Çığ,

ben de katılırım…

Çam ağacı süslemelerinin Hristiyanlıktan yüzlerce yıl önce Türk geleneklerinde olduğunu vurgulamıştır…

Der ki,

“Gündüzün geceyi yendiği 21 Aralık’taki bayram Nar-Dugan, Orta Asya Türklerindendir.

Kutsal akçamdan aldıkları dala kurdelelere dileklerini, isteklerini, yeni yıldan beklentilerini yazarlar.

İznik’te 325 yılında toplanan ilk evrensel Hristiyan konseyi, Anadolu’daki çam ağacını alarak bugünkü kutlamalara getiriyor.

Oysa Akçam eski Türkler'de dünyanın merkezindeki kutsal yaşam ağacıdır. Anadolu halı ve kilim desenlerinde vardır”

“Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Eski Türklerde, Türkistan’da yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor.

Bu hayat ağacı, Sümerler’de de var. Akçam ve bu akçam başka yerde yetişmiyormuş. Bir ucunda gök tanrısı duruyor.

Türklerde güneş kutsal ama tanrı olarak kabul edilmiyor. 22 Aralık’ta güneş yeniden fazla olarak dünyayı aydınlatmaya başlayacak. Günler uzamaya başlayacak.

Türklerin Gök tanrısı gün ile geceyi tanzim ediyor gökte. Sözde gün ile gece sürekli münakaşa halinde. 22 Aralık’ta gün geceyi yeniyor”.