​NE SEZONDU AMA!

Bertan ERMAN 21 Haz 2017

Koskoca bir sezon geride kaldı Avrupa ve Türkiye'de…

Koskoca bir sezon geride kaldı Avrupa ve Türkiye’de… Bu sezona kadar bir seyirci olarak takip ettim basketbolu. 2016-2017 sezonunu ise, ilk kez bir gazeteci olarak basketbolu takip ettim. Gerçi, kendime %100 bir gazeteci diyemem; çünkü bu meslekte daha yolun başındayım. Neyse… Biz konumuza dönelim.

Bu sezonla birlikte Avrupa’da basketbol fikstürü, NBA kadar olmasa da yoğun bir hale geldi. Bizim için de, cumartesi, pazar ve pazartesi günleri Spor Toto Basketbol Süper Ligi, salı ve çarşambaları Basketbol Şampiyonlar Ligi ve FIBA Europe Cup, bazı salı ve çarşamba günleri ama her perşembe ve cuma da THY Euroleague’i takip etmek… 7 gün 24 saat boyunca o turuncu topun çemberden geçişini izlemek ve dahası… Her bir takımımız bu sene iyi mücadele etti. Kimin kimi yeneceğini kestiremiyorduk. Mucizeler oldu. Darüşşafaka Doğuş mesela… David Blatt yönetiminde harika bir sezon geçirdi. Yer yer sendeledi ama o yoğun tempodan ciddi bir başarı çıkardı Daçka. THY Euroleague’in bitimine 3 hafta kala kimse yeşil siyahlıların Playoff’a kalmasına imkan vermiyordu. Onlar zoru başardılar ve final gibi bir maçta Kızılyıldız’ı geçip son 8’de Real Madrid’in rakibi oldular ve seride saha avantajını bile yakaladılar. Anadolu Efes ise kıl payı Final Four biletini kaçırdı.

Basketbol Şampiyonlar Ligi de bir başkaydı. Sezonun başından itibaren Beşiktaş Sompo Japan’in 1 numaralı favori olduğunu dile getirirdim. Ancak Pınar Karşıyaka, hiçbir zaman basketbolda hiçbir şeyin kesin olmadığını gösterdi. Kaf Kaf, Akatlar’da 18 sayıdan gelerek siyah beyazlıları elemeyi başardı. Lakin Spor Toto Basketbol Süper Ligi’nde bu iki takımın akıbetleri, Basketbol Şampiyonlar Ligi’nin zıttı oldu. Ufuk Sarıca’nın sisteminde harika bir ekip olan Beşiktaş Sompo Japan, normal sezonu 2. tamamladı ve Playoff’ta final oynama başarısı gösterdi. Pınar Karşıyaka ise, 2 sezon öncesinin şampiyonu olmasına karşın, akıl almaz hatalarla kritik maçlar kaybetti ve 8 yıl sonra Playoff potasına giremedi. 

Sponsorsuz ve çaresiz bir şekilde yola çıkan Gaziantep Basketbol, özellikle Davon Jefferson ile Spor Toto Basketbol Süper Ligi’nin ikinci yarısında muazzam bir çıkış yakaladı ve deplasman canavarına dönüştü. Yeşil Giresun Belediyespor, genç yıldız adaylarını bünyesine toplayarak harika bir proje takımı oldu. Tofaş eski günlerinin sinyallerini verdi. 

Banvit ise, “Damlaya damlaya göl olur” atasözünü bizlere kanıtlarcasına bir sezonu geride bıraktı. 23 yıl önce bir tavuk fabrikasında kurulan takımın, şimdi Türkiye’de ve Avrupa’da zirveye oynayışına şahit olduk. Emeklerinin sonucunu bir Türkiye Kupası ile ilk meyvesini alan Bandırma ekibi, Basketbol Şampiyonlar Ligi’nde de final oynadı. Her ne kadar kupayı getiremese de, oyuncular ikincilik madalyalarını alırken, Tenerife’deki herkesin, “Banvit! Banvit!” diye tezahürat etmeleri her şeye bedeldi. 

Fakat içlerinde bir takım vardı ki, bambaşka bir seviyedeydi. Fenerbahçe, rekor üstüne rekor kırdı. Bu sene Spor Toto Basketbol Süper Ligi’nin normal sezonunda sadece Uşak ve Tofaş deplasmanlarında kaybetti. Evinde kimse sarı lacivertlilere diş geçiremedi. Playoff’u silip süpürdü ve maç kaybetmeden şampiyon oldu. Sarı lacivertliler, şimdi faal olmayan Eczacıbaşı ile ligde en çok şampiyon olan ikinci takım oldu. Bundan dahası, Avrupa’nın 1 numaralı kupası olan Euroleague’i, çeyrek final serisinde Panathinaikos, İstanbul’daki Final Four’un yarı finalinde Real Madrid ve finalde Olympiacos gibi ekolleri eze eze geçerek kazandı. Avrupa’nın tepesine “Şampiyon Fenerbahçe!” diye yazdırdı. Sadece Fenerbahçeliler’i değil, tüm Türkiye’yi gururlandırdı ve mutlu etti. Fenerbahçe, basketbolda bir marka oldu.

Ne sezondu ama! Galiba ben bu sezonu özleyeceğim. Keşke bitmeseydi mi? Yok yok… Bence 2017-2018 daha güzel olacak. Kokusunu alabiliyorum. Ama ondan önce Potanın Perileri ve 12 Dev Adam ile gururlanalım. Sonra da önümüzdeki ekim ayını sabırsızlıkla bekleyelim.