O KADAR ÇOK 'NE' VAR Kİ!

ARZU ERDOĞRAL 13 May 2020

Mazlumların duasına her zamandan daha çok ihtiyacımız var.

İslam dünyası koronavirüs nedeni ile bu yıl Ramazan’a mahzun girdi. Bizler sadece koronavirüs ile mücadele ederken mazlum coğrafyalar yokluk olmak üzere birçok sorunla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.

Biz, koronavirüsten korunmak istiyorsak dışarı çıkmayız. Camilerde namaz kılamıyorsak evde kılarız.

Ama bu gibi sebepler bile dertlenmemiz için yeterli…

Tabi kolay bir süreç yaşamıyoruz ama savaş ve işgal gibi sebepler ile uzun yıllardır sıkıntılar içerisinde boğulan insanlar çok daha zor durumda.

Halep'te siviller enkaz yığınları arasında iftar yapıyor.

Suriye'deki mülteci kamplarında yaşayanlar ayakta kalmaya çalışıyor.

Myanmar-Bangladeş sınırındaki Rohingya Müslümanlarının mülteci kamplarındaki trajedisi bitmek bilmiyor.

Doğu Türkistan’da Çin zulmü sürüyor.

Müslümanlara rahat yüzü göstermeyen Hindistan şimdi de onları koronavirüsü yaymakla suçluyor!

Gazze, yıllardır işgalci İsrail ablukasında boğuluyor.

Sri Lanka’daki Budist yönetim, Müslümanların itirazına rağmen zorla kağıt imzalatılıp koronavirüsten ölenlerin cesedini din ayrımı gözetmeksizin krematoryumlarda yaktırıyor. Bu işlemin, Müslümanları kışkırtmak için yapıldığı düşünülüyor.

Böyle bir dönemde bile boş durmayan sadece Sri Lanka değil.

Avustralya hükümeti de Filistin Devleti'ni kabul etmediklerini ve bölgede işlenen savaş suçlarını soruşturmayacaklarını açıklayarak Siyonistlerin gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerinin soruşturulmasının önünü kapamış oldu.

Çok şey beklememek gerekiyor bunlardan…

Müslümanlara işkence etmeyi zevk haline getirenler bu günlerde koronavirüse yakalanan kendi halkına bile acımıyor. Hiçbir zaman onların vicdanına bırakılmayacak olan mazlum coğrafyalara destek olmak yine bizlere düşüyor.

Aslına bakarsanız evde kalma durumu bizler gibi onlara da kısıtlı hayatın nasıl olduğunu öğretti. Açlık korkusunun ne olduğunu da gördüler.

Ama onlar gördüklerinden dolayı kendileriyle meşguller. Ülkelerini yönetenler de zaten dünyada yaşanan acıların baş sorumluları.

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım’ın bir açıklaması dikkatimi çekti.

Herkese yardım elini uzatan bu milletin ayakta kalması gerektiğine vurgu yapan Yıldırım, koronavirüs nedeniyle bu yılki yardımların çoğunu Türkiye içerisinde dağıtmaya karar verdiklerini ama bunun yanında kriz bölgelerinde de yardım yapacaklarını söyledi.

Yıldırım’ın sorusu ise çok önemliydi.

“Mesela Suriye'yi, Gazze'yi, Irak'ı, Libya'yı, Yemen'i unutamayız. Yemen'i nasıl unutalım? Koleradan 5 yaşın altında kaç bin çocuk öldü değil mi? Bunları, Suriye zindanlarını, Gazze'de ayağı kopmuş insanı, Irak'ta fakir fukarayı unutabilir miyiz?”

Unutamayız…

Unutmamalıyız…

Mazlumların duasına her zamandan daha çok ihtiyacımız var.

Verdikçe çoğalacağı anlayışı içerisinde elimizdeki bitecek korkusuna kapılmadan bölüşmenin asıl şimdi tam zamanıdır.

Az çok demeden Kızılay, İHH gibi kuruluşlar aracılığı ile yardım yapalım ve ne olur içerisinde bulunduğumuz Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerini de aklımızdan çıkarmayalım.

Sizler de biliyorsunuz ki bizlerin koronavirüs ile mücadele etmesi ile onların mücadelesi kıyaslanamaz bile.

Mazlumlar için hastane ne, sağlık hizmeti ne, iftar sofrası ne!

O kadar çok ‘ne’ var ki!

İnanın onların neyi olmadığını düşünerek vicdanımızın sesini duyabilirsek bu günleri daha kolay atlatacağımızdan hiç kuşkunuz olmasın.