O KAFA!

Avrupa Ligi'ndeki maddi getirinin yetersiz olduğunu kabul etmekle beraber, bir Sloven takımının gösterdiği ciddiyeti neden bizim takımlarımız gösteremesin ki?

Bir Rauf TAMER klasiğiydi “O Kafa”. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızda Tercüman Gazetesi’ndeki köşesinde sisteme dair eleştirilerde başrol oyuncusu O Kafa idi. Bir zihniyeti, bir anlayışı temsil ediyor, geri kalmışlığı, bürokratik oligarşiyi, Jakobenizmi tarif etmek gerekince O Kafa demesi anlaşılır ve yeterli oluyordu.

Uzun yıllardır bu tanımın yerine konacak başka bir kelime/cümleye ihtiyaç olmadı. Sonra Merhum Turgut ÖZAL’lı yıllarda O Kafa’nın temsil ettiği zihniyet yerini daha liberal, daha anlayışlı ve daha ılıman bir siyasi iklime bıraktı ve hem Rauf TAMER hem de toplum daha az kullanır oldu O Kafa deyimini.

Şimdi günümüzde, hem de bir spor yazısında O Kafa diyecek ne oldu?, sorunuzun cevabı için okumaya devam etmenizi rica ediyoruz.

Geçtiğimiz sezon Erol BULUT ile birlikte Lig’de güzel işlere imza atarak Avrupa Ligi’nde Ülkemizi temsil etme hakkı kazanan Yeni Malatya, ön eleme turu ilk maçında geçen hafta Perşembe gecesi Malatya’da kendi evinde Slovenya temsilcisi NK Olimpija ile 2-2 berabere kalarak “ben yokum” dedi. Sloven Ligi’ni geçen sezon Maribor’un ardından ikinci sırada bitiren Olimpija Ljubljana takımı Malatya’dan büyük bir avantajla döndü ülkesine.

İşte O Kafa’nın tipik bir davranışı ile bu noktada karşılaşıyoruz. Avrupa Ligi ve Şampiyonlar Ligi’ne iştirak sayesinde Ülke Puanı’na yapılacak katkıyı umursamadan, sadece kendi küçük dünyalarında yerel başarıları yeterli bulan, Türkiye’yi Avrupa’da temsil etmeyi “angarya” olarak gören bir zihniyetin bizi getirdiği noktanın örneği olarak geçecek kayıtlara.

Geçen senelerde de Abdullah AVCI ve Başakşehir FK ile alışık olduğumuz O Kafa’nın bu dar bakış açısı daha sezon başlamadan ağzımızın tadını kaçırmaya yetti. Sağ olsun Abdullah Hoca ve Göksel Bey de Lig’de şampiyonluk kovalayacağız diye Şampiyonlar Ligi ön eleme maçlarına da Avrupa Ligi maçlarına da düşük profilli bir rotasyonla katılıp alabilecekleri Ülke Puanlarını alamaz, güdük ve boynu bükük kalmamıza sebep olurlardı.

Avrupa Ligi’ndeki maddi getirinin yetersiz olduğunu kabul etmekle beraber, bir Sloven takımının gösterdiği ciddiyeti neden bizim takımlarımız gösteremesin ki? Böyle-böyle daha ne kadar üzüleceğiz O Kafa’ların elinden? İlerleyen turlarda turnuvaya devam etmek masraflı olabilir, puan karşılığı alınan primler de yetersiz olabilir ama en kıymetlisini unutuyoruz; Ülke Puanı’nı.

UEFA Rankings’de şu anda 10. Sıradayız ve puanımız 34 bin 600. Bir üst basamakta Ukrayna var 38 bin 900 puanla. Bizim bir altımızda ise Hollanda var ve onların puanı da 32 bin 433. geçen sene biz 5 takımla 5 bin 500 puan alabilirken Hollanda 5 takımla 8 bin 600 puan aldı ve bize biraz daha yaklaştı. Bizim Yeni Malatya gibi hovarda takımlarımız olduğu düşünüldüğünde ilk 10’daki yerimizi kaybetmemiz an meselesi. Aslında hedefimiz Ukrayna ve hemen onun üstündeki Belçika olması gerekirken O Kafa ile buralarda (onuncu sırada) kalmamız bile zor gözüküyor. İlk 10’dan bir kez düştük mü de her şey bizim için daha zorlaşacak. Daha fazla ön eleme, daha zorlu rakipler, kuralarda seri başı olamama gibi dezavantajlar peş-peşe sökün edecek.

Yarın gece Slovenya’da Ljubljana’da rövanş maçı var. 2-2’den geri dönüş pekalâ mümkün ama bunu istiyor muyuz? o meçhul. Sergen Hoca ve talebeleri İnşallah bizi yanıltırlar ve Malatya’daki sonucun bir anlık acemilikten kaynaklandığını gösterirler. Biz de bundan memnun olur çıkar bir telafi yazısı ile “özür” dileriz.

Hepimize güzel bir hafta diliyorum.