ÖZLEDİM..

Ülkesini, vatandaşlarını, devletini, toprağını seven bir kadınım diye haykırasım var.

Günlerdir içimden çok şey yapmak geliyor.

Günlerdir içimden çok şey söylemek geliyor.

Şimdi söylemek lazım avaz avaz sabrında yaşarken.

Arabesk bir söz vardır "yaşayan bir ölü gibiyim”.

Ben tam tersi yaşayan şahane bir Türk kadınıyım diyesim var..

Ülkesini, vatandaşlarını, devletini, toprağını seven bir kadınım diye haykırasım var.

Albert Camus'un "belki de ben öldürüyordum o Arabı kızgın kum çöl kumlarının üstünde... kim bilir” diye yazdıklarına.. 

Dur Albert! ölmenin, öldürmenin zamanı değil, yaşamalıyız umuda, ümide sarılmalıyız diyesim var.

Milli birlik beraberlik içten duygusunda herkesin elini taşın altına sokmasının tam zamanı diye kısılıncaya kadar bağırasım var 

Özledim.

Kapalıçarşı’nın dar heyecanlı sokaklarını 

Kapalıçarşı'dan Eminönü'ne inen Tahtakale telaşını,

Esnafın kapılarda bağırıp çağırmasını,

Mısır şarkısı sokaklarını, Türk kahvesi kokusunu,

Eminönü aktarımı, karabiber, kimyon, zencefil, zerdaçal kokularını, 

Eminönü kalabalığını, metronun kalabalığını, pazarların kalabalığını,

Fatih camisi duvarına dayalı Fatih pazarını, pazarcıların hoşgeldin abla demesini,

Pazartesi pazarı sebze meyve almayı, kuruyemişçi ile sohbet etmeyi,

Esnaf ayakkabı tamircimi, esnaf terzimi, yufkacımı, beni kapıda karşılayan kuaförüm Ümit'i ,

Beyoğlu sokaklarında bomboş dolaşmayı,

Ara dar sokaklarda közde pişmiş Türk kahvesi içmeyi,

Sahilleri,

Denizi,

Bodrum'u, evimi bahçemi, zakkumları, begonvilleri, bahçemi, 

Güneşin doğuşuna şahit olmayı, gün batımının renklerini, 

Motorları,

Kadıköy'ü, 

Kardeşimi,

Yeğenlerimi,

Arkadaşlarımı,

Dostlarımı,

Oğlumu,

Oğlum gibi sevdiklerimi, 

Ve sarılmayı, 

Özledim.

Bir ölümcül virüsün, odanı, evini, kalbini, ümitlerini dağıtmasına izin verme.

O odanda, o evinde, o kalbinde taşıdığın her şey sana ait, senin.

Bulunduğun yerde sayma.

Her şey geçecek.

Her şey bitecek.

Koynunda mutlu günlerin geleceği ümidini yaşa.

Hayat mutlaka sırtını sıvazlayacaktır.

Funda'nın aklındakiler…

... Bankalardan fenalık geldi.

Sen arıyorsun bulamıyorsun.

O tuşa bas, bu tuşa bas olmuyor.

Sesli yanıta onu söyle, bunu söyle beğenmiyor olmuyor.

Müşteri temsilcileri masaların altına saklanmış, onları bulmak imkansız.

O seni arıyor bulamazsa yılmıyor, aradıkça arıyor.

Nihayet buluyor, kredi kartı ödemenizi erteleyelim diyor.

Olmaz diyorsun.

Sizin limitinizi artıralım diyorlar.

Olmaz diyorsun.

Sen ona ne diyorsun, o sana ne diyor.

İtişe itişe hayat.

Sağda solda arsız arama.

Aranan kan bulundu, pardon aranan arsız bulundu.

... Pazartesi sabahı, 

Komşu ile sohbet;

Hava çok güzel 

Yaaa çok güzel.

Sizi görmüyoruz.

Eee!  Sokağa çıkma yasakları günlerin de yasak ya! çıkmıyorum.

Ama! bizim sitemiz var.

Ama! olsun, sitede oturmak yasakta sokağa çıkabilirsin anlamına gelmez ki.

Ama! bu imkanımız var! neden yararlanmayalım.

Ama! böyle bir imkan tanıyan yok ki, yasak herkese.

Ama! hava sıcak evde boğuluyoruz.

Ama! herkes boğuluyor, sokağa çıkma yasağı demek, apartman daire kapısından çıkmayacaksın demektir.

Ama! sosyal mesafeyi koruyorum.

Ama! yasak var hanımefendi.

Ama!.

Ama!.

Ama!.

Ama! yüzünüz düştü hanımefendi, hayırdır.

Ama siz! bizim paramız var, ayrıcalıklıyım, parası olmayan fakirler çıkmasın, onlar yüzünden ölmeyeyim kafası bir kadınsınız.

Ama!

Ama! nasıl olsa ölüm var.

Ama! bu dünya size de kalmaz! hanımefendi.

Ama'lar dünyası işte.