PANDEMİ MANEVİ OLARAK HEPİMİZE ÇOK ŞEY KATTI

Micheal KUYUCU 02 Ağu 2020

Müzik dünyasının en güçlü kadın vokallerinden biri. Çok iyi bir sesi var.

Müzik dünyasının en güçlü kadın vokallerinden biri. Çok iyi bir sesi var. Asla hak ettiği yerde değil. Ama özel bir dinleyicisi var. Modern, lafını esirgemeyen ve çalışmaktan asla ödün vermeyen bir yapısı var. Zeynep Dizdar ile korona pandemisini nasıl geçirdiğini konuştuk. Bir yandan “Kör Kurşun” adlı teklisini yayınlayan bir yandan da korona döneminde kendine zaman ayıran Zeynep Dizdar da diğer yorumcular gibi bu dönemde işsiz kalan ve mağdur olan müzisyenler için hiç kimsenin hiçbir şey yapmamasına tepki gösterdi.

“Murat Uyar’la arada atışıyoruz”

Murat Uyar’la biz böyle arada bir atışırız. O bana kızar ben ona kızarım. “Şunu yapamazsın, sen şundan anlamazsın” ben bir nakarat yaparım o bunu beğenmez falan sonra bir şarkı açtı “Eehh dinleyeyim” dedim. İlk başta açtığında dinlemedim “Tamam işim var dinleyeceğim” dedim. Ondan sonra “Dinle dinle” dedi ısrarla bana. Oturdum kulaklığımı taktım son ses şarkı başladı. Allah allah dedim şarkı bana öyle iyi geldi ki öyle güzeldi ki. İlk başta melodi bana Arap şarkısı gibi geldi. “Aa bu Arabic bir şey” falan dedim sonra sözleri dinledim nakarat falan “Okuyan bunu ne kadar güzel okumuş” dedim, sonrasında bu demoyu Kader’in okuduğunu öğrendim. Fakat sonra Kader şarkıyı almaktan vazgeçmiş. Kader okumuş bunu ama sonra “Demo olarak kalsın ben şu anda düşünmüyorum” demiş ve şarkı kalmış. Ben de Murat’a dedim ki “Ben biraz daha okuyayım bunu bakayım”. Hakikaten ben bir baktım bir gün evde işteyim ben otel odasında işte aramızda iki oda var Murat’la, ben farkında değilim ben bağıra bağıra şarkıyı söylüyorum. Murat kapıya geldi “Sen şarkıyı ezberlemişsin bitmiş. O zaman hemen döner dönmez bunu yapıyoruz.” dedi. Gerçekten aynen böyle oldu. Gittik hemen stüdyoda okumasını yaptım ve enteresan olarak araya korona girdiği için “Kör Kurşun” benim ilk okuduğum haliyle kaldı. Bir daha okumadım şarkıyı.

“Pandemi dönemi şarkıyı yayınlattı”

 “Kör Kurşun” şarkısını Murat Uyar’la beraber aldık ve Polat Yağcı’nın kapısını çaldık. Şarkı dinlendi. Şarkının demo okumasıyla beraber şarkıyı beğendi ve bana “Bu kenarda dursun bir tane daha hareketli bakalım.” dedi.  Biz “Bir ay içerisinde belki bir aya kalmadan bir hareketli şarkı buluruz; belki Sinan Akçıl’dan, belki benim yaptığım şarkılardan.” O şekilde “bye bye” dedik ve çıktık. Ama tabi çalışmalar devam ederken bu korona olayı patladı, ondan sonra hiçbir şey yapamadık.  Bundan bir iki ay önce Murat Uyar korona karantina döneminde bana “Ya şarkının her şeyi bitti ben biraz toparlayacağım bir mastiring yapacağım senin okuman da gayet güzel, bir tek başındaki introyu değiştireceğiz.” dedi.  Başka bir aranjör arkadaşla kafa kafaya verdiler. “Ben sana karışmıyorum zaten evde oturuyoruz, kendi firmam aracılığıyla bunu yapacağım.” dedim.  “Ben Polat Abiye de bunu böyle söylerim” dedi. “Peki” dedim ve şarkı bu şekilde pandemi döneminde yayınlandı.

“Mikrofonum silinmeden şarkı söylemem”

Pandemi olayında ben bir şok yaşadım. “Ne oluyoruz” dedim “ne oluyoruz, ne oluyoruz?”... Eve kapandık. Evdeyim, spor yapıyorum, dans ediyorum falan böyle geçti günler. Ondan sonra baktık ki yok çok ciddi bir şey bu pandemi. Baktım evde vakit çok güzel geçiyor aslında, kendime zaman ayırmaya başladım. Çoğu insan da galiba bunu söylüyor. İnterneti karıştırdım, kayıtlara baktım ve gerçekten fırsat bulamadığımı anladım. Çünkü gün içerisinde o kadar çok şeye koşturuyoruz ki. Bu sürede birçok şarkının nakaratını bitirdim. İsteyen bazı arkadaşlar vardı onlar için çalışmalarımı bitirdim. Kendimi dinledim kafamı dinledim biraz. O bir şey söyledi, bu bir şey söyledi, o bunu yaptı gibi bir karmaşanın içerisindeymişiz aslında. Yani korona da bir vesile oldu, evet kötü bir vesile oldu ama insanların biraz kendilerini dinlemeleri için vesile oldu. Hemen şunu ekliyorum. Temizlik titizlik anlamında bende hiçbir şey değişmedi. Çünkü ben her daim yıllardır böyle yaşayan bir insanım. Hiç kimseyle tokalaşmam, tokalaşsam da elimde kolonyam olur. Uçağa bindiğim zaman başımı bile yastığa yaslamam hemen şeyini değiştiririm. Ben uçağa bile bindiğimde “yemek yeme yeri silindi mi?” derim. Yani ben bu konuda ultrayım. Sahneye çıkacağım zaman hemen oradaki mikrofon silinir, mikrofon silinmeden şarkı söyleyemem. Kendi özel mikrofonumun dışında öyle denk geliyor bazen yani kendi mikrofonumu götüremiyorum. Mesela başka bir kulaklık olduğunda birisi bana dese “Şunu dinler misin?” diye, “Yok canım dinleyemem kusura bakma yani kendi kulaklığım olmadan dinlemiyorum” diyorum.

“Dört ay para kazanamadım”

Karantina döneminde sahnemi yapamadım, hakikaten para kazanamadım. Üç ay, dört ay olacak. Parasal olarak beni de çok etkiledi, öyle diyebilirim. Manevi olarak çok şey kattı ama herkes farkında değil aslında, farkında olanlar da var, ama herkes bir kendine geldi. Herkes bir silkelendi, herkes bir eşitlendi. Aslında gerçekten insanların kendine gelmesi için bir ödev midir nedir anlamadım ama bu olmalıydı. Belki daha kötüye gidecekti hayat. Bence bu olmalıydı, bir şey bunu durdurmalıydı. Orkestra şefim ve orkestramla telefonlarla görüntülü konuştuk o dönem. “Ne yapıyorsunuz, iyi misiniz, bakayım nasılsınız?” diye. Kimisi kilo almış, kimisi şey olmuş, kimisi saçı sakalını uzatmış ama herkes böyle biraz daha hijyen yani gözler aslında böyle biraz daha insan insan bakıyordu. 

“Koskoca MESAM sanatçılarına neden destek olmadı?”

Korona pandemisinde sadece parasal anlamda, maddi anlamda endişe uzadıkça, zaman uzadıkça, “Hay Allah biz nasıl para kazanacağız?” demeye başladım. Çünkü bizim işimiz eğlence işi, bizim işimiz topluluk işi.  “Biz şimdi ne yapacağız?” kara kara bunu düşünüyorduk. Nereden para kazanacağız, nasıl para kazanacağız? Çünkü hiçbir şekilde destek görmüyoruz. Ne MESAM’dan ne başka bir yerden. Bu konuda isyan ediyorum, koskoca MESAM kuruluşu üyelerine, sanatçılarına, sahne yapan sanatçılarına, en azından durumu daha orta derecede olan sanatçılara neden destek olmadı? Çok mu zordu bir kısım para çıkarmak havuzundan filan, ne yaparsan yap ama yardım için bir şeyler yap. Ben acayip üzüldüm çünkü öyle bir şey yapsalardı çok iyi olurdu. Ben müzisyen arkadaşlarıma da yardımcı olacaktım. Çoluğu çocuğu olan arkadaşlar da var. Üç ay çalışmamak ne demek o insanlar için ki hala işler tam anlamıyla açılmadı.

On Line İleri Editörlük Atölyesi başlıyor

Yayıncılık dünyasının gelişmesine katkı sağlamak amacıyla Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından düzenlenen ve yoğun ilgi gören eğitimler, Online İleri Editörlük Atölyesi’nin yeni sınıflarıyla yaz aylarında da devam ediyor.

Eğitmenliğini Sevengül Sönmez’in üstlendiği “Online İleri Editörlük Atölyesi”’nin iki yeni grubunda dersler, 5 Ağustos Çarşamba ve 6 Ağustos Perşembe günü olmak üzere iki ayrı günde başlayacak; ardından her cumartesi günü 10.00-13.00 ve 11.30-14.30 saatleri arasında yapılacak.

Eğitimin sonunda Türkiye Yayıncılar Birliği Eğitim Sertifikası’nın verileceği atölyeye kaydolmak için son başvuru tarihi 3 Ağustos Pazartesi. Pandemi döneminde hepimizin hem çok vakti oldu hem de çok sıkıldığımız daraldığımız anlar oldu. Kimisi bu dönemi çok iyi kullandı ve kendini geliştirecek aktivitelere katıldı, kimisi bunalım takıldı. Ben her ikisinden payını alanlardan oldum. Bazen bunalım takıldım bazen kendimi geliştirmek için zorladım. Ama en doğrusu bu gibi ölü zamanlarda insanların kendilerini geliştirmesi. Onun için bu tarz online, kurs – eğitim ve benzeri etkinliklere katılarak bir şeyler öğrenmek çok önemli.

Proje 3 Hazır

DJ, müzik yapımcısı, besteci ve prodüktör Erdem Kınay, geçtiğimiz günlerde sinyallerini verdiği “Proje3” albümünden “Aşk Cezalı” isimli şarkısını müzikseverle buluşturdu

Erdem Kınay Instagram hesabından; 10 yeni şarkı bulunan “Proje3” albümümden, naçizane bir bayram hediyesi olarak, tek şarkı yayınlamak istedim. Erdem Kınay “Aşk Cezalı” tüm dijital platformlar da diyerek sürpriz yaptı.

Sözü Deniz Erten’e, bestesi ve düzenlemesi Erdem Kınay’a ait olan, Erdem Kınay Proje 3 albümünün ilk şarkısı “Aşk Cezalı” için Erdem Kınay “pop müziğine yeni başarılar ve heyecanlar getirmeye hazır” yorumunu yapıyor.

Kamuran Akkor Arabeske Devam dedi

Müzik kariyerine pop müzikle başlayan ama asıl popülerliği ardı ardına yayınladığı arabesk albümlerle yakalayan ve klasikleşen yorumcu Kamuran Akkor yeni albümünde de “Arabeske Devam” dedi.

"Arabeske Devam" albüm serisinin ikincisi olan "Arabeske Devam 2" ile yakında sevenleriyle bir araya gelecek olan Kamuran Akkor, albümün ilk teklisi "Dargınım" ile albüm müjdesini verdi. Sözleri Mehmet Aslan, müziği Fethi Demir'e ait olan ve daha önce Müslüm Gürses, Hüseyin Altın gibi sanatçılar tarafından seslendirilen "Dargınım" bu kez Kamuran Akkor'un sesiyle yeniden hayat buldu. Kamuran Akkor'un "Arabeske Devam 2" albümünün ilk teklisi "Dargınım" Elenor Plak etiketiyle tüm dijital platformlar aracılığıyla dinleyicilerle buluşuyor. Kamuran Akkor’dan arabesk dinlemek insana farklı bir huzur veriyor. Bunca gürültülü pop şarkısı içinde kaybolmuşken hayatın gerçek acılarıyla yüzleşmek isteyenler bu albümü dinlesin.

Müşterisi artıyor ama zarar devam ediyor

Dünyanın en büyük dijital müzik platformu İsveçli Spotify 2020 yılının ikinci çeyreği ile ilgili hissedarlarına yaptığı açıklamada abone sayısını arttırmasına rağmen zarar etmeye devam ettiğini belirtti.

Zararda olmasına rağmen nakit akışında bir sorunu olmayan Spotify’ın Premium abone sayısı ve gelirleri yıllık olarak yüzde 17 artarken reklam destekli aboneliklerden elde ettiği gelirde pandemiye bağlı olarak yüzde 21 düşüş yaşadı.

Aylık aktif kullanıcı sayısının 299 milyona Premium abone sayısının 138 milyona ve reklam destekli abone sayısının 170 milyona yükselen Spotify şirketin pandemi sürecinden etkilendiğini açıklarken abone sayılarındaki artış ve reklam gelirlerindeki düşüşün geçici olmasının kontrollü bir olay olduğunu ve bunun gelecek adına umut verdiğini belirtti.

Spotify dünyanın en büyük ve en çok aboneye sahip dijital müzik şirketi, öylesine ilginç bir işletme yapısı var ki müşterisi artıyor ama hala zarardan kurtulamıyor. Bunun tabii ki en büyük nedeni teknoloji şirketi olması. Teknoloji şirketleri geleneksel ekonomiden çok daha farklı bir ekonomik yapıya sahip olmaları. Bu yapıya uyamayan ve geleneksel işlerle yapısına ısrar eden eski şirketler teker teker tasfiye olmaya başlayacak.