PSİKOLOJİK MESAFE

Öncelikle pandeminin yol açtığı ölümlere ve sosyal mesafeden kaynaklanan psikolojik sorunlara ilişkin yakın çevremizden doğrudan dinlediğimiz birkaç canlı görüşü paylaşmak isteriz.

Biyolojik sağlığımız için sosyal mesafeyi koruyalım. Peki ya ruh sağlığımız? Pandemi nedeniyle artarak devam eden ölümlerin yanı sıra birey ve toplum düzeyinde ruh sağlığı ve psikolojik dengesi etkilenenler de çığ gibi artıyor.

Öncelikle pandeminin yol açtığı ölümlere ve sosyal mesafeden kaynaklanan psikolojik sorunlara ilişkin yakın çevremizden doğrudan dinlediğimiz birkaç canlı görüşü paylaşmak isteriz.

* “Eşim ve çocuklarımla zaten zor bir hayatımız vardı. Ekonomik durumumuz iyiydi belki ama iletişimimiz sıkıntılıydı. Ben, kişi ve aile olarak yalnızlıktan şikâyetçiydim. Şimdi korona ile birlikte hem aile içinde birbirimizden hem de yakın akrabalardan iyice uzaklaştık. Gerçekten zorlanıyorum. Tamam, telefon ve görüntülü görüşmeler var ama yan yana dost sesine hasret kaldım, hayattan çok ölümü düşünüyorum.”

* “Ben öğrenciyim ve salgın öncesinde yurtta kalıyordum. Aileme hasretlik çekiyordum. Şimdi dersleri evden online katılarak izliyorum. Ama doğrusu okul ortamındaki heyecanı, öğrenmeyi, arkadaş ilişkilerini iple çekiyorum. Bazen sabahlara kadar konuşuyoruz arkadaşlarla ama yeterli olmuyor. Belirsizlik beni endişelendiriyor. Doktora gittim ve hap kullanmaya başladım…”

* “Hocam bu yaştan sonra evde tam hapis hayatı yaşıyoruz. Hastalık, yakaladığını götürüyor. İşte böyle evde ne zaman bize sıra gelir diye bekliyoruz.”

ASIL ACI YALNIZLIK

* “…Bence asıl tehlikeli olan korona değil. Nasılsa bir gün öleceğiz. Asıl acı olan yalnızlık çekmemiz ve acımızı yalnız yaşayacak olmamız. Akrabalar, arkadaşlar, herkesten uzaklaştığımı hissediyorum. Dost muhabbetini arıyorum, derdimle dertlenecek, içimi dökecek kimse yok. ‘Yalnızım Dostlarım’ şarkısını dinlemekten de sıkıldım.”

* “Her gün koronadan ölenlerin sayılarını öğrenmek çok acı. Önceden dünyada ve ülkedeki durumla ilgiliydik. Çember daraldı, hastalık mahalleye kadar geldi ve ölümler sıradan hale gelmeye başladı. Çok korkuyorum. Beni asıl endişelendiren nokta kimsenin kimseye yardım edemediği bir durum olması. Düşünün ki doğru dürüst bir cenaze töreniniz bile olmuyor. Ne acı…”

Kuşkusuz her hastalığın bedene zararı yanında psikolojik dengemize zararı da söz konusudur. Aradaki fark şudur ki maddi kayıplar ve bedensel hastalıklar, çoğunlukla hemen fark edilir, görülür ve matematik olarak ölçülebilir. Ancak maddi yıkımların ve kayıpların oluşturduğu psikolojik etkiler, genellikle zamana yayılır.

Dolayısıyla pandemi sürecinin yol açtığı ve yol açacağı ruhsal sorunların etkileri yıllarca sürebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi açıklamalarında pandeminin psikolojik etkilerinin de beden, akıl ve ruh sağlığı bütünlüğü içinde ele alınması ve ihmal edilmemesi gerektiği özellikle vurgulanıyor.

Zira insan sosyal bir varlıktır. Yeryüzünde görüldüğünden bu yana diğer insanlar, canlılar ve cansızlarla sürekli ve sistemli bir etkileşim ve iletişim halindedir. Bedenimizin yeme, içme, korunma ve barınma ihtiyacı kadar ruhumuzun da diğer insanlarla birlikte olmaya, ait olmaya, iletişim halinde olmaya ihtiyacı vardır.

BAŞKA RUHLARLA BULUŞALIM

Sosyal mesafe kuralı, bu birlikteliği etkilediği için zaten yalnızlık sıkıntısı çeken insan, birden çok daha büyük bir yalnızlık girdabına girdi. Kalabalığın içinde sessiz kalan, kendisini ifade edemeyen, gözünün önündeki ölümleri düşünmekten hayata dair hayaller kuramayan insanlar çoğalıyor.

Her ne kadar gerçek mutluluk insanın içinde ise de kendi madenimizi keşfetme yolculuğunda başkalarının rehberliğine de ihtiyacımız vardır.

Şu halde pandemi sürecinden yoğun şekilde öğreneceklerimiz var. Belki de insanın insana olan ihtiyacını hiçbir zaman bu derinlikte bir acı ile hissetmemiştik. Elbette beden sağlığımız için gereken bütün önlemleri almalıyız ve bundan ödün vermemeliyiz. Ancak psikolojik ihtiyacımızın gerektirdiği bireysel iletişimden, muhabbetten, kendini ifade etmekten ve dost sesinden uzak kalmamaya da özen göstermemiz önemli bir ihtiyaçtır.

Sosyal ve fiziksel mesafe, başka ruhlarla buluşmaya ve psikolojik birlikteliğe engel değildir. Sosyal mesafe, psikolojik mesafeyi gerektirmez. Yeryüzüne egemen olan salgın hastalığın, bizi birbirimizden uzaklaştıran etkisine rağmen inadına insan insana iletişimi sürdürmek, daralan vicdanımızın sınırlarının yeniden genişleyip derinleşmesini sağlayacaktır.