RAP MÜZİĞİ YAPANLARIN ÇOĞU BOŞ

Micheal KUYUCU 17 Kas 2019

Denizli'den Atina'ya varan bir müzik hikayesi.

Uzun yıllar boyunca Yunanistan’da hem Türkçe müziği tanıttı hem de yurt dışında aralıksız en uzun sahne alan yorumcu oldu. Şimdi Türkiye’de müzik kariyerine devam ediyor. Hem Greek müziğin hem de Türkçe şarkıların en başarılı sahne yorumcularından biri. CEFİ, ile yeni teklisi “O Kadar Güzelsin ki” ve müzik üzerine konuştuk.

“Altı yıldır devamlı üretiyorum”

Üniversite yıllarının son senelerinde Yunanistan’a gitme kararı aldım Atina’ya çünkü Greek müziği Yunan kültürünü seviyordum. Hem orada yaşayayım hem müziği orada öğreneyim hem dilini öğreneyim diye Yunanistan’a yerleştim Atina’ya. Ufak ufak dil öğrendikten sonra sahneye çıkmaya başladım orada kendi mesleğimi icra etmeye başladım. Birçok ünlü isimle çıktım sahneye, yani Keti Garbi’den tut Angela Dimitriu’dan Yunanistan’ın en popüler isimleri ile çalıştım.

Türkiye’ye 2013 yılında geldim, 2013’ten 2019’a kadar devamlı ürettim.  2013’te “Yüzde Yüz Aşk” adlı single’ı çıkardım, sonra arkasından “Uyuyunca Geçer” yayınlandı, Ersay İner’in bir şarkısıydı.  Sonra “Aldım” diye bir şarkı yaptım sonra baktım beş tane olmuş. Beş tane single bir tane de maxi single albüm yaptım.

“Hep iyi isimlerle çalışıyorum”

“O Kadar Güzelsin ki” yerli bir şarkı, aslında yine Akdeniz – Ege havası var şarkıda. Bu soundu bırakmıyorum çünkü bu benim yani soundum. Aslında birçok popçu arkadaşımız da yapıyor bunu, duyuyorum bu soundları ama ben daha böyle içime, özüme sindirdim. Hem Egeliyim hem o kültürde yaşadım seviyorum Akdeniz ve Ege kültürünü o yüzden böyle sounddaki şarkıları seçmeye gayret ediyorum.  Benim için önemli olan müzikle beraber şarkının sana ne anlatmak istediği, verdiği mesajlar, duygusu her şey bir bütün aslında. Müzikle sözler güzel buluştuğunda güzel işler çıkıyor ortaya.

“O Kadar Güzelsin ki” şarkısında aslında ayrılığı beceremeyen bir çift var. Şebnem Sungur’un sözlerini yazdığı Gökhan Tepe’nin müziği yaptığı bir şarkı. Erhan Bayrak aranjesini yaptı. Hep iyi isimlerle çalışmaya çalışıyorum, buna gayret gösteriyorum. Bu şarkıda verilmek istenen mesajı hemen başında söylüyor, ‘ne uzun yolmuş ayrılık yürü yürü bitmiyor’ içinde edebiyat da var. İçinde edebiyat olan şarkıları çok seviyorum, “o kadar güzelsin ki” kalbimde nereye koysam yakışıyorsun.

“Şarkılar çok basitleşti”

Şarkılarda son zamanlarda sözler çok basitleşti, sen buna çok dikkat ediyorsun. Türkçeye önem veriyorum, şarkıların sözlerinin anlamlı olmasına özen gösteriyorum.  Her ne kadar yozlaşan bir müzik kültürüne sahip olsak da, ben bu yozlaşmadan kaçınmaya çalışıyorum. Tabi ki iyi işler geç de olsa yerini buluyor.

“Kültürümüzü yozlaştırmayın”

Müzikte gidiş kötü, eski müzik sektörünü özlüyor gibiyim. Eski plakçılar vardır onlardan dinlerim ben eski şeyleri. Biz kaset çocuklarıyız, Tarkan kaset yapardı koşardık alırdık. Artık öyle bir şey yok her şey cep telefonunda, yani bilgisayarda da değil artık cep telefonuna kadar inmiş durumda. Oraya ulaşmaya çalışıyoruz, tabi bu zor bir süreç. Dinleyiciye ulaşmak elektronik camiada kolay değil. Başarmaya çalışıyoruz, başaranlar var arkadaşlar arasında ama bunu başarırken müziği ve Türk kültürümüzü yozlaştırmazlarsa çok sevinirim.

“Seda Sayan’ın yaptığı en güzel albüm”

Önceki albümümüm Seda Sayan ile beraber yaptığım “Seni Seviyorum” albümü oldu. Aslında her türlü olarak güzel bir malzeme verdik, magazinde de çok yer buldu bu proje. Müzik de çok güzeldi, aranjeleri olsun, şarkıların seçimi olsun. Hatta ben birkaç yerden duydum müzisyenden duydum bu lafı yani Seda Sayan’ın yaptığı en güzel albüm müzik kariyerinde diyenler de oldu. Yani resmen gömlek değiştirdik, bambaşka bir Seda Sayan vardı. Bunu sahneye de taşıdık, çok da başarılı programlar yaptık. Tabi bunu devam ettirebilirdik ama o zaman öyle gerekiyordu ettirmedik yarıda kaldı diyelim.

“İyi rap yapan var ama çoğu boş”

Bir kulübe gitmiştim yazın, orada rap çalıyordu, rap ama Türkçe rap değildi. Bilmiyorum ismini kim, çünkü rap dinlemem pek benim tarzım değil, çalan şarkıya herkes İngilizce eşlik ediyordu ve çok şaşırmıştım ‘nasıl olur’ dedim. Nasıl olur? Çok uzun bir şarkı ve bunun hepsini hatırlıyorlar, biliyorlar ve beraber söylüyorlar. Türkçede de böyle rap konser görüntülerini gördüm bana inanılmaz geldi. Herkes şarkının sözlerini biliyordu, çok garip. Öğrenilecek bir söz de yoktu o müzikte yani. İyi rap yapanlar var. Eypio gibi mesela seviyorum onu, duygulu en azından. Ezhel mesela tamam okey, bu adamlar güzel, ama diğerleri boş, çok boş.

“Müzik camiası kısır döngü içinde”

Şu anda müzik kültüründe gelinen noktada bu camianın kısır döngü içinde ve bütün popçularda dikkat edin doksanlara dönmeye başladı. Doksanlardan şarkılar seçip cover yapan popçu sayısını bilmiyorum. Hala arabesk söyleyenler de var. Neden? Çünkü arabesk şarkıların sözü o kadar güzel ki, sözleri çok güzel dolu o şarkılar. İçinde bir isyan da varsa adam isyanını anlatmış yani isyan etmiş ya da bir acı varsa ya da bir fakirliği anlatıyorsa ya da bir aşk acısıysa her şey var içinde. Ama rapte bu yok.

Ömürlük aşkların filmi vizyonda

Emre Karayel ve Aslı Tandoğan’ın paylaştığı “Söz Vermiştin” filmi vizyona girdi. Aşka bir ömür sahip çıkabilmeyi, O’nu yıllarca her gün yeniden sevebilmeyi anlatan filmde, müzik yapımcısı Nesim’in (Emre Karayel), okul orkestrasında gitar çalarken kendisinin gizli hayranı olduğunu sonradan öğrendiği Lilyan’la (Aslı Tandoğan) yıllar sonra yeniden karşılaşmasını anlatıyor. Bu tesadüfi karşılaşma kısa zamanda büyük bir aşka dönüşürken, bu tutkulu aşkta yaşanan hayatın sürprizleri de filmin hikayesini oluşturuyor.

Baran Seyhan’ın yazıp yönettiği, başrollerini Emre Karayel ve Aslı Tandoğan’ın paylaştığı “Söz Vermiştin”de; Şenay Gürler, İlyas Özçakır, Gözde Seda Altuner, Enes Üstündağ, Mazlum Çimen, Levent İnanır ve Nur Sürer rol alıyor. Görüntü yönetmenliğini Ahmet Bayer’ın üstlendiği filmin müzikleri Saki Çimen, Albert Luza ve Baran Seyhan’a ait. Sinema sezonu açıldı, yavaş yavaş filmler görücüye çıkmaya başladı. Geçen sene sinema kötü bir yıl geçirmişti umarım bu yıl güzel olur. Sinemanın tadı başka.

Muhammed Ali’nin belgesel filminin dünya prömiyeri

Ümit Köreken ile Nursen Çetin Köreken’in işitme ve yürüme engelli yüzme sporcusu genç Muhammed Ali’nin hikayesini anlattıkları belgesel filmi, dünya prömiyerini Fransa’nın köklü festivallerinden olan 34. Belfort Entrevues Uluslararası Film Festivali Uluslararası Uzun Metraj Yarışması’nda yapacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle gerçekleştirilen belgesel ayrıca Yunanistan’ın önemli festivallerinden 22. Olympia Uluslararası Çocuk ve Gençlik Filmleri Festivali'nin Belgesel Film Bölümü’nde yarışmaya hak kazandı.

Çocukların ve gençlerin dünyasına bakarak onların yaşama bakışları konusunda izleyiciye farkındalık kazandırmaya çalıştıklarını dile getiren yönetmen Nursen Çetin Köreken, Muhammed Ali’nin yolculuğu ile ilgili bakın neler söyledi:

“Engel kavramının tamamıyla insanın kafasında oluştuğuna, aslında bir insanın azim ve kararlılıkla, çok çalışarak her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğine inanıyorum. Projelerimiz ile ilgili çalışmalarımız devam ederken Konya’da Muhammed Ali ile tanıştık. Azmi ve kararlılığıyla dikkatimizi çeken ve pek çok insana ilham vermesini istediğimiz Muhammed Ali’nin hikayesini bir belgesel çalışmasıyla sinema perdesine aktarmak istedik. Süreçle ilgili hazırlıklarımız devam ederken çalışmalarımız boyunca Muhammed Ali ile doğrudan iletişim kurabilmek için işaret dili öğrendim ve bu benim için çok değerli bir kazanım oldu. Muhammed Ali’nin ev, okul hayatının yanında havuzda yaşadıklarını ve hissettiklerini ‘engelli’ kavramını algılarımıza kabul ettiren sözde engelsiz tarafımıza göstermek amacıyla, çok geniş çevrelere ve farklı kültürlere ulaşarak, algılardaki ‘engel’leri aşmayı umuyoruz.”

18-25 Kasım tarihlerinde Fransa’da gerçekleşecek 34. Belfort Entrevues Uluslararası Film Festivali Uluslararası Uzun Metraj Yarışması’nda dünya prömiyerini yapacak olan Muhammed Ali, 30 Kasım-7 Aralık tarihlerinde Yunanistan’da düzenlenecek 22. Olympia Uluslararası Çocuk ve Gençlik Filmleri Festivali'nin Belgesel Film Bölümü’nde yarışarak yolculuğuna devam edecek. Türk filmi adına bol şans diliyoruz.

MEF Üniversitesi ile FEV Türkiye’nin iş birliği alkış topladı

Uzun zamandır takip ediyorum, MEF Üniversitesi sahip olduğu vizyonu adım adım geliştiriyor ve en önemlisi bu vizyonu uygulamaya geçiriyor. Bunun en son örneği üniversitenin FEV Türkiye ile gerçekleştirdiği iş birliği anlaşması. MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin ve FEV Türkiye Genel Müdürü Dr. Taner Göçmez tarafından imzalanan protokol kapsamında, FEV Türkiye, MEF Üniversitesi Mühendislik Fakültesinin tüm bölümlerinde lisans ve yüksek lisans eğitimlerini sürdüren başarılı öğrenciler için ulusal ve uluslararası projelerinde staj, yarı/tam zamanlı iş imkanı sağlayacak, MEF Üniversitesi ile Ar-Ge ve tasarım odaklı çalışmalarda işbirlikleri yapmaya başlayacak.

MEF Üniversitesinin Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin “Aktif öğrenme ile eğitim alan öğrencilerimizin mesleğe hazırlanmalarında ve Mühendislik Fakültemiz başta olmak üzere tüm fakültelerimizin Ar-Ge çalışmalarında destek alabilecekleri bir iş birliğine imza attık. 1978’de Almanya’da kurulan, sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir tarafındaki tesislerinde araç mühendisliğinin bütün alanlarında önemli başarılar elde etmiş ve bu alanlarda ayrıcalıklı bir konum edinmiş olan FEV ile iş birliği içinde olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi.

Öte yandan MEF Üniversitesi Türkiye Barolar Birliği ile de bir anlaşma yaptı. Anlaşma kapsamında; MEF Üniversitesi, TBB’ye kayıtlı olan tüm avukatların çocuklarına, eşlerine ve kendilerine MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Hukuk Yüksek Lisans Programlarına burs yönergesindeki şartlar dahilinde tercih yapmaları ve kayıt yaptırmaları durumunda ödeyeceği eğitim ücreti üzerinden yüzde 15’lik bir indirim uygulayacak. 

Bu tarz haberleri gördüğümüz zaman Türkiye’nin yüksek öğretimi adına mutluluk duyuyoruz. Üniversitelerin sektörlerle yanaya olması lazım, bunu önemseyen üniversite çok az maalesef. Bu açıdan bakıldığında bu iş birliği anlaşması çok güzel bir örnek.

Bora Duran telefonkoliklere mesaj

Bora Duran sözü, müziği ve düzenlemesi kendisine ait şarkısı ‘Başgan’ dijital müzik platformlarında yayınlandı. ‘Telefondan kafanı kaldırsan görürsün belki’ sözleri ile, insanların telefonla olan ilişkilerine dair espri yapan şarkıya; Erhan Kozan yönetmenliğinde klip çekildi.

Ajda klasiğini coverladılar

Rock müziğin MTV ödüllü grubu maNga, Türk pop müziğinin en önemli kilometre taşlarından biri olan Fikret Şeneş’e saygı albümü kapsamında yayınlanan tribute albümde yer alan 'Haykıracak Nefesim' şarkısını yeniden düzenledi, yorumladı ve bir de klip çekti.

Şarkının video klip çalışması için kamera karşısına geçen maNga ekibi, yönetmenliğini ve görüntü yönetmenliğini Mustafa Özen’in üstlendiği klipte, grubun maskotu Spa’nın dünyaya geri dönüş hikayesini anlattı.

Seattle Türk Filmleri Festivali 7. yaşında

Bu yıl 21-24 Kasım tarihleri arasında yedincisi düzenlenecek olan Seattle Türk Filmleri Festivali, 8 uzun metraj, 1 belgesel, panel ve kısa film bölümü ile dört gün boyunca Türk filmlerini Kuzey Amerika izleyicileriyle buluşturacak. İlk olarak 2012 yılında Washington eyaleti Türk Amerikan Kültür Derneği (TACAWA) kapsamında gönüllülerden oluşan bir grup tarafından düzenlenen festival özel etkinliklerle her yıl artan sayıda izleyiciye Türk sinemasını tanıtacak. Festivalde bu yıl Cem Kaya, Farah Zeynep Abdullah, Doğu Demirkol ve Tunahan Kurt konuk olacak.

Seattle’daki filmseverler “Ahlat Ağacı,” “Anons,” “Kızkardeşler” gibi bol ödüllü filmlerin yanı sıra gişe rekorları kıran “Müslüm,” ilk filmleriyle çıkış yapan Ömür Atay’ın “Kardeşler” ve Mehmet Ali Konar’ın “Renksiz Rüya,” 1960 ve 70’lerdeki Türk sinemasının kopyalama gelenegini araştıran belgesel Remake, “Remix, Remake, Rip-off” ve ünlü jokey Halis Karataş’ın hayatını anlatan “Bizim için Şampiyon” ile tanışma şansını elde etmek edecek. Türk sinemasının Amerika’da olması çok güzel bir olay, emeği geçenlere kocaman bir tebrik.

Can ve Fatma güçlerini birleştirdi

Can Baydar, Avrupa Müzik tarafından yayınlanan, sözü ve müziği kendisine ait “Yangın Yeri” isimli şarkısı için rock müziğin güçlü kadın vokallerinden Fatma Turgut ile düete imza attı. Gürsel Çelik'in düzenlemesini yaptığı ve stüdyo dairede kayıtları tamamlanan şarkının miksini Özgür Yurtoğlu, masteringini ise Çağlar Türkmen gerçekleştirdi. Klibin yönetmen koltuğunda Ecem Gündoğdu otururken, görüntü yönetmenliğini Veli Kuzlu üstleniyor.

Proje için güçlerini birleştirdiklerini dile getiren Can Baydar & Fatma Turgut'un "Yangın Yeri" şarkısı ve klibi tüm dijital platformlarda görücüye çıktı.

İ.A.Ü. ilk 300’de

Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS University Rankings, 'Dünya Üniversiteleri Sıralaması 2020'yi yayımladı. Toplam 1000 üniversitenin değerlendirildiği listede İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) 'Gelişen Avrupa ve Orta Asya Sıralaması'nda (Emerging Europe and Central Asia - EECA) ilk 300 üniversite arasına girdi.

 "Hedefimize ulaşıyoruz"

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın, "Biz bu yola çıkarken kendimize bir hedef belirlemiştik. Demiştik ki, 'Cumhuriyetimizin 100'üncü yılı olan 2023 yılında Türkiye'nin en iyi ilk 5, dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer alacağız.' Şükürler olsun ki bugün bu hedefe ulaşmakta olduğumuzu görüyoruz. Türkiye'nin en büyük vakıf üniversitelerinden biri olan İstanbul Aydın Üniversitesi, bilgiyi inovatif yaklaşımla ürüne dönüştürüp toplumu ve toprağıyla özümseterek ekonomiye katma değer sağlayan yaklaşımıyla daha nice uluslararası başarıya imza atmaya devam edecektir" dedi.

Üniversitelerin yurt dışında dikkat çekecek başarılara imza atması ülkemiz adına çok önemli bir konu. Maalesef tüm alanlarda uluslararası başarılara hasret kaldık. Özellikle yüksek öğretim veren kurumların artık kendisini yurt dışında da göstermesi lazım. Yurt dışından Türkiye’de eğitim görmek için gelen öğrencilerin sayısının artması ülkemiz adına da çok önemli. Türkiye Avrasya’daki stratejik konumun bu alanda da göstermeli ve hem doğudan hem de batıdan öğrenciler ağırlamalı. Bu konu hem Türkiye’nin bir uluslararası pazar olması adına hem de üniversitelerimizin küreselleşmesi adına çok önemli bir konu Buna ayrı bir özen gösteren üniversiteler bunun meyvesini yavaş yavaş alıyor.