REKABERLİK

Yıllar önce bir iş görüşmesine girdiğimde arkadaki duvarda şu söz yer alıyordu: "Eğer kendimizden daha iyileri işe alırsak devlerin şirketi, kendimizden daha kötüleri işe alırsak cücelerin şirketi oluruz."  İmza: David Ogilvy.

O şirkete çalışmak üzere girdiğimde kendimi gerçekten değerli hissetmiştim. Demek ki iyileri işe almaya çalışan bir şirketin dikkatini çekebilecek kadar iyiydim. İş dünyasında bu duruma sıkça rastlanmaz. Kurumlar ve insanlar küçük hesaplar ve irili ufaklı gruplaşmalar içinde kaybolur gider. Giderek iş heyecanı azalır ve iş sadece para kazanmaktan ibaret bir sürecin adı olur.  Gayeden mahrum bir işten geriye kalan beraber ve solo mutsuzluklardır.

Kendinden daha iyi olanı tavsiye etme konusunda Hazreti Musa ile kimse boy ölçüşemez sanırım. Firavuna gitmek üzereyken Allah’tan kardeşi Harun’u yanına yardımcı olarak vermesini dilemiştir. Bunun sebebi Harun’un kendinden daha iyi konuşabileceğini düşünmesidir. Allahu Teala, Kur’an’ın farklı yerlerinde bu iki kardeşin ismini bir arada geçirerek bize örnek vermiştir. Daha iyiyi gerçekleştirmek üzere bir araya gelmek şüphesiz her çağda erdemli görülen bir davranış. Osmanlı Devleti, özellikle kuruluş döneminde farklı beyliklerin bir araya gelmesinden doğan bir ittifaktı. Birlikten rahmet doğdu ve tüm insanlık için iyilikler vücuda geldi. Birliğin kaybolması aynı zamanda gücün de ortadan gitmesine neden oluyor.

Rekabetin zirveye tırmandığı günümüz dünyasında nasıl olacak birlikte başarma, birlik olma fikri?  İmkansız gibi görünüyor ama değil. Birbirinin rakibi olan iki Alman araba markası var. Birisi Mercedes diğeri BMW. Rekabetleri uzun yıllara dayanan bu firmalardan Mercedes’in tepe yöneticisi emekliye ayrılıyor ve bunun için bir film çekiliyor. Filmde emekli yöneticiyi eve bir Mercedes götürüyor ve emeklilik günleri başlayınca özgürlüğün tadını çıkarıp BMW’ye biniyor. Normalde rahatsız etmesi gereken görüntü iki marka arasındaki iş birliğini akıllara getiriyor. Yeni nesil araba paylaşım platformları için bu iki marka güçlerini birleştiriyorlar. Yeterince güçlü olmadıkları için mi? Hayır, en güçlü olmak için. Burada aynı zamanda rekabetin amacı ve sınırları da çizilmiş oluyor. Rekabet eğer bizi daha iyiye götürüyorsa anlamlıdır. Kibir ve çekememezliğe götürüyorsa yanlış yoldayız demektir. Bir MÜSİAD sunumunda bu “rekaberlik” olarak tanımlanmış. Rekabetçi beraberlik. Baktım, başka yerlerde de var. Demek ki karşılık görmeye başlamış.

Eğer rekabeti doğru anlar ve ittifakları doğru şekilde yaparsak bir şirket ya da dünyaya hükmeden bir devlet kurabiliriz. Yapmamız gereken kendimizden daha iyi olan kişileri etrafımıza toplamak ya da kendimizden daha iyi olan kişilerin tecrübe ve bilgilerinden faydalanmak. Bunu yapamayan her kişi ve kurum ister istemez çürüme sürecine giriyor ve boş bir gururun esiri olarak hazin bir sona doğru adım adım gidiyor.

Mercedes ve BMW sadece iyi araba üretmiyorlar, aynı zamanda iyi yönetişimin nasıl olması gerektiğini de öğretiyorlar.

Yolumuz iyilikse yarışarak yardımlaşabiliriz. Yardımlaşarak yarışmaya devam edebiliriz. Üzerinden binlerce yıl geçse de geçmişin bilgeliği ilham vermeyi sürdürüyor ve onun kokusunu taşıyan her davranış bize hoş gelmeye devam ediyor.