RÜYADAN İMPARATORLUĞA OSMANLI

Caroline Finkel'in kitabı olayları okuyucuyu sıkmadan aktarmada başarılı bir eser. Bize Osmanlı tarihinin bütün olarak kavranmasına imkân sağlayan bu eserin yazarına şapka çıkarmak düşüyor.

600 küsur yıllık Osmanlı tarihinin tamamını anlatmaya kalkmak bir cesaret işidir. Son dönemin popüler olmayı başarmış kitaplarından Timaş yayınlarından çıkan Caroline Finkel'in “Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı / Osmanlı İmparatorluğu'nun Öyküsü - 1300-1923” adlı çalışması böyle bir cesaretin ürünü.

Tercümesini Zülal Kılıç’ın, redaksiyonunu Erhan Afyoncu’nun yaptığı kitabın yabancı bir yazara ait olması ve Osmanlı’ya dışarıdan bir bakışı barındırması ilgi çekici. 5’inci baskısını okuduğum kitabın 153’üncü sayfasındaki "III. Murad'ın atalarından çok daha fazla zaman geçirdiği hareme paralel olan bir de erkek gözdeleri dünyası vardı. Bunlar arasında Hoca Sadeddin Efendi, mali işlerine bakan Kara Üveys Çelebi ve ruhani danışmanı Halveti şeyhi Şüca bulunuyordu" ifadeleri gözden kaçmış görünmektedir.

20’nci sayfada I. Bayezid’in Sırbistan despotu Lazareviç'in kız kardeşi Olivera ile evlenmesi zikredilmiş; devamında Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey'in I. Bayezıd'ın kız kardeşiyle evlenmesinden bahsedilerek buna yorum yapılmış:

"Gelinin ailesinin ikincil olduğu düşünüldüğünden, Osmanlılar kızlarını Hıristiyanlara değil, yalnız diğer Müslüman beylere verirlerdi".

Burada doğru bir yorum yapılamamıştır. İslam hukukuna göre Müslüman erkek Hıristiyan veya Musevi bir kadınla evlenebilir ancak Müslüman bir kadının Hıristiyan veya Musevi’yle evlenmesi haramdır.

Kitabın 89. sayfasında Sultan II. Bayezid’in oğullarından Şehzade Korkut’un 1511’de Mısır’da sürgünden döndüğünden ve kendisine Teke sancakbeyliğinin verildiğinden bahsediliyor. Bildiğimiz kadarıyla Şehzade Korkut, Teke sancakbeyliğine ilk olarak 1502’de atanmıştır. Buna ilaveten, şehzadenin Mısır’a gitmesinin babasının gözünü korkutmak veya iltica olarak değerlendirildiğini okumuştum fakat sürgün olayını ilk kez duyuyorum.

211. ve 216. sayfalarda II. Osman'ın 1623'te tahttan indirilip öldürülmesinden bahsediliyor. Doğru tarih 20 Mayıs 1622'dir.

251. sayfada Sabetay Sevi'nin 1665'te kendini Mesih ilan ettiği ifade ediliyor. Sabetay Sevi mesihlik iddiasını ilk kez 1648'de ileri sürmüştür.

366. sayfada Vahhabi mezhebinin kurban kesmeyi reddettiği söyleniyor. Vahhabi mezhebi kurban kesmeyi reddetmemektedir.

Caroline Finkel’in kitabı olayları okuyucuyu sıkmadan aktarmada başarılı bir eser. Bu kapsamlı eserde bazı hususların gözden kaçmış olması da normaldir. Bize Osmanlı tarihinin bütün olarak kavranmasına imkân sağlayan bu eserin yazarına şapka çıkarmak düşüyor.