SADAKATSİZ!

Kanal D'de, yeni bir dizi başladı.

Kanal D'de, yeni bir dizi başladı.

Dizinin adı "Sadakatsiz".

Henüz 2. bölümü yayınlandı.

Dizi; evli, mutlu, çocuklu, işinde gücünde evli bir çiftin, her şey çok şahane gidiyor hikayesini anlatıyor gibiydi.

Daha ilk bölümde hikaye tam giriyor, adam karısını aldatıyor, geçici bir durum da yok, sevgilisi kız hamile.

Bu arada adam hem karısı hem sevgilisi ile sevişiyor.

Adamın 2 taraflı ilişkisi devam yani.

Karısı öğreniyor.

Kız zaten adamın evli olduğunu biliyor.

Ve dizi de şöyle bir diyalog geçiyor;

Karısını aldatan adam;

"İnsanın kalbi bir kişi için atmıyormuş, evli olmak aşık olmaya engel değilmiş" dedi.

Ve haftanın gündemine çat diye oturdu.

Herkes hepimiz tartıştık.

Biz kadınlar, demediğimizi bırakmadık.

Neyse.

Bu durumu Profesör Nevzat Tarhan beyefendiye soruyorlar.

Hocam bir kişi aynı anda 2 kişiyi sevebilir mi?

Nevzat bey cevap veriyor;

"Sevgi duygusu çok masum değildir". Bir insan "parayı çok seviyorum" diye kuyumcuya gidip bütün altınları alamaz. 

Aynı anda iki kişiye sevgi duyabilirsiniz. Sevgi ham bir duygudur, olgunlaştırmak lazım.

Soruya devam ediyor gazeteci, “hocam sevgi duygusu masum değildir demek, ne demektir?”

Hoca anlatıyor;

Olgunlaşmamış aşk, olgunlaşmış aşk vardır, olgunlaşmış aşklar yararlıdır, ilkel aşklar zararlıdır.

Eğer vahşi bir duyguya sahipsen 1 değil, 2 değil, hatta 5 kişiyi sevebilirsin. 

Avcı erkekler vardır ve avcı kadınlar vardır.

Avcı erkek romantizm verir, erotizm ister, avcı kadınlar ise erotizm verir, romantizm ister.

Biz bu avcı erkeklere uyanmış ergenlik diyoruz. Evlilik olgunluğunu bilmeyen erkekler.

Evlilikte sihirli kavram sadakattir diyor. 

Ahhh! canım hocam ahhhh!.

Siz psikiyatrist ve nörologsunuz, kıymetli bir insansınız. 

Açıklamalar bilimsel. 

Avcılar, avlananlar falan.

Ama.

Hocam biz kadınlar var ya, bu adamların kafa taslarının içindekileri hiç anlayamayız.

Bizi hiçbir kitap, hiçbir bilimsel açıklama ikna edemez.

Olmaz.

Adam iki kişi ile nasıl sevişir, bir Allah'ın kulu çıkıp bir kadına anlatamaz.

Olmaz hocam olmaz.

Bana ne hıyarın uzamış ergenliğinden..

Utanmaz adamın, olgunlaşmamış halinden.

Biz, başka kadın fikrine gelemeyiz hocam gelemeyiz.

Çok yaralanırız.

Çok bozuluruz.

Çok kinleniriz.

Hiç unutmayız.

Bak hocam, soruları soran gazeteci erkek, o anlamaz. 

İkna olmuş gibi duruyor 

Ben size tam olarak, kadın olarak anlatayım.

Umutlarına, ortak kaderine sıkı sıkı sarıldığın adam;

Hayat arkadaşın, koynunda uyuyan adam.

Kalbinin merhameti olmayan adam. 

Seni aldatmış.

Seni kandırmış.

Seni utandırmış 

Sana hayatı zahmetli yaşatmaya karar vermiştir.

Beraber aldığın yolda, seni dönüş yolculuğunda tek başına bırakmıştır.

Ahhh! hocam ahhh!

Adam seni göz göre göre, gözünün içine baka baka, hayatımdan nasıl geri döneceğim yangınına düşürmüştür.

Tam olarak debelenme hali.

Debelenme nedir bilir misiniz?

Ne yapacağınızı bilememe halidir.

Berbattır.

Seni yer.

Ahhh hocam ahhh ! 

Siz o yangın ne menem bir  yangındır bilir misiniz? 

Umutsuz arsız adamlar.

Umutsuz yalancı adamlar 

Hoyratlar.

Bir kadın ne kadar üzülür, içi cayır cayır yanar bilemezsiniz. 

Ahhh hocam ahhh!

Aldatılmak, bir kadının içinde nasıl boşluk bırakır anlamazlar.

Öyle olur ki.

Artık kum saatini asla geriye çeviremezsin.

Hayatının bir köşesinde zehir musluğu akar durur.

Demem o ki.

Kadınları bitmeyen kıyılar boyu koşturan bu adamlar. 

Kendi vicdanının kahyası bile olamayan bu yalancı adamlar, bir vapura binsinler ve bir daha hiç inmesinler. 

Ömür boyu dolaşsınlar.

Hocam, nerede kalmıştık, uzamış ergenlik falan mıydı?

Funda'nın aklındakiler..

... Nihat Hatipoğlu Hoca sokakta 4 genç kızı görüyor.

Bira içiyor kızlar.

Hoca;

"Hayretler içinde kaldım diye anlatıyor.

Vay sen misin bunu diyen. 

Ortalık toz duman haline giriyor.

Zaten bir bahanemiz olsa da, biraz toz, çok duman çıkarsak derdinde yaşayan insanlar var. 

Yahu arkadaşlar! Bu adam din hocası.

İlahiyat okumuş, Kur-an ilmi almış.

Adam yadırgar, adam hayret eder, adam şaşırır, adam beğenmez, adam istemez. 

Ne bekliyorsunuz, ne desin?

Valla gencecik kızları sokakta gördüm, bira ellerine ne kadar yakışmış, içip içip pek eğleniyorlardı.

Mı?

Desin.

Demez. 

Sen nasıl sarıklı, cübbeli genç adamları, çarşaf giymiş genç kızları görünce hayret ediyorsan, o da buna hayret ediyor.

Zaten karşılıklı hayret ede! ede! ÖMRÜMÜZ geçmedi mi?

Ömür işte.

Sadece hayret etmekle kal.

Kimse kimseye karışmasın, yeterki gölge etmesin. 

İhsanı kolay.

... Ana yazımda sosyal medyayı anlattım ya.

Özellikle twitter.

3 defa lince uğradım orada, besbelli ondandır berbat bir yer.

Abuk subuk, kompleksli insan dolu orası.

Birini şikayet etmiştim, savcı bey, Funda hanım buraya karşına gelse korkudan altına işer demişti. 

Yakaladılar ve işedi.

Neyse 

Kızın biri tweet atıyor. 

"Bazen başkalarını affetmek yetmiyor, bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekir"

Ataol Behramoğu.

Ataol Behramoğu bizzat kendisi cevap veriyor. 

"Benim böyle bir sözüm yok".

Kız cevap veriyor, 

"HAYIR VAR, ARAŞTIRMANIZI ÖNERİRİM.

Zurnanın zırt dediği yer, değil mi?

Valla.

İnsanın saçını başını yoldurursunuz, deli misiniz siz falan demeyeceğim. 

Kızım sen ne kadar salaksın diyeceğim.