KTO


SANATÇI SİYASİ YORUM YAPMALI MI?

Micheal KUYUCU 12 May 2019

"Herkes Konuşacak" söylemi üzerine… Sanatçılar herkes mi?

Geçtiğimiz hafta Türkiye gündemi önemli bir siyasi konuya odaklandı. İ.B.B. Seçimlerinin tekrarlanması ve sonrasında kamuoyunun buna reaksiyonu pek çok açıdan incelenmesi gereken bir konu olarak tarihe geçti. Bu reaksiyonlar arasında en çok tartışılan müzik ve sanat dünyasının yaptığı siyasi yorumlar oldu.

Ekrem İmamoğlu’nun sanatçıları hedef kitlesine alan bir konuşmasından sonra başta müzik endüstrisi olmak üzere sanat dünyasının farklı kollarından pek çok kişi Ekrem İmamoğlu’nun kullandığı #herşeygüzelolacak etiketini kullandı.

İmamoğlu sosyal medyada Yıldırm’a göre 7 kat daha güçlü

6 Mayıs Pazartesi günü aslında Türkiye’de radyoculuğun yayınının başlangıç yıldönümüydü. Ama gel gör ki o gün sosyal medyanın hegamonyası altında geçti. Özellikle o günün akşamı açıklanan İ.B.B. seçimlerinin tekrarlanacağı haberi sosyal medya platformu Twitter’a büyük bir hareketlilik getirdi. İmamoğlu’nun sosyal medyayı kullanarak açıklamalar yapması Twitter’ı daha da hareketlendirdi. İmamoğlu’nun tüketicisi konumunda olanların, daha doğrusu onu destekleyenlerin daha çok gençlerden ve kadınlardan olması, onun Twitter’da daha baskın olmasına neden oldu. Bunu seçimler boyunca da gördük. Yaptığım bir akademik araştırmada Ekrem İmamoğlu’nun Twitter’da Binali Yıldırım’a göre 7 kat daha büyük bir etkileşim aldığını gördüm. 2014 yılında yapılan yerel seçimlerde de CHP’nin adayı AK Parti’nin adayına göre sosyal medyada daha fazla etkileşim almıştı ama bu seçimlerde oran farkı epey büyümüş. Sosyal medya aracılığı ile örgütlenen İmamoğlu’nun takipçileri bir tsunami gibi büyüdü. Bu durum kendisini müzik ve sanat camiasında da gösterdi. 6 Mayıs akşamı 22.30 civarında açıklama yapan İmamoğlu bu camiaya “susmayın, herkes konuşacak” demesi üzerine müzik ve sanat camiasından geri bildirimler aldı. Bu geri bildirimleri tek tek inceledim ve bu konuşma sonrasında ki 24 saat içinde yapılan paylaşımları inceledim.

Sanatçı siyasi görüş belirtmeli mi?

Bu araştırmayı yaparken gerek kendi kendime gerekse çevremdekilere şu soruyu sordum: “Sanatçı siyasi görüşünü kamu oyu önünde belirtmeli mi?”.

Bu konu aslında dünyada tartışılan ve dönem dönem gündeme gelen bir konu. Herkesin bu konuda bir fikri var. Kimisi “evet sanatçılarda siyasi görüşlerini açıklamalı” derken kimisi buna “hayır” diyor.  Burada düşünülmesi gereken önemli bir detay var. Evet sanatçı da bir insandır ve her insan gibi o da yemek yediği ve uyuyup kalktığı gibi siyasi görüşünü açıklama hakkına sahiptir. Ama bir şey unutuluyor. Sanatçı aynı zamanda kamuya mal olmuş biridir. Kamusal bir görevi vardır. Bu kamusal pozisyonu onun diğer insanlar gibi rahat davranmasına engel olabilir. Hele işin içine bir de popüler kültür girdi mi o zaman o sanatçının kamusal sorumluğu daha da artıyor.  

Bir ünlünün siyasi görüş bildirmesine iki açıdan sakınca vardır. Birinci sıkıntı kamusal sorumluluğu adına, ikincisi ise marka değeri adına doğan sıkıntıdır. Siz eğer kamuya mal olmuşsanız hiçbir parti ile yan yana gelmemelisiniz, hiçbir siyasi liderle fotoğraf bile çektirmemelisiniz. Tüm siyasi partilere eşit mesafede pozisyon almalısınız ki toplumu etkileyecek bir davranışta bulunmayın. Bunun bireysel anlamda da bir sakıncası vardır. Bugün Türkiye tıpkı 1980 öncesi olduğu gibi iki farklı bloğa bölünmüş durumda. AK Parti & MHP bloğu ve CHP’nin çatısı altında toplanan diğer partilerin aktif veya pasif biçimde desteklediği blok. Bu iki bloktan biri yüzde 52 diğeri ise yüzde 48’lik bir kitleye sahip. İşletmeci olarak bakıldığında birinin yüzde 52 diğerinin ise yüzde 48’lik bir müşterisi var. Peki bir sanatçı bu 52 veya 48’lik bloklardan birine yönelik bir pozisyon sunarsa diğer bloktaki müşteriler içinde kayıp yaşamaz mı? Yaşar! Şu an kutuplaşma öylesine ilginç bir noktaya geldi ki ortaya çıkan tabloda başta ülkemiz olmak üzere herkes zarar görüyor.  Bir blok “beka sorunu” diyor, diğer blok ise bunu “kurtuluş savaşına” benzetiyor.  Ben kitlelerle buluşan, işi kitlelerle olan insanların siyasete karışmasına hep karşı çıktım. Ama maalesef bu iş artık çığırından çıktı.

Hangi sanatçı ne dedi?

İlk önce şunu belirmek isterim. Müzik sanatçılarının siyasete karışması akil insanlar projesi ile başladı. Aslında teorik olarak çok güzel bir projeydi, ama oraya seçilenler bu “seçilmiş” olma durumunu biraz da kendi pozisyonlarını farklılaştırmak için kullandılar. Bu kişiler toplumun ve diğer sanatçıların tepkisini aldı. Örnek mi? Orhan Gencebay ve Yavuz Bingöl.

Bir tarafı mutlu ederken diğer tarafın ne düşündüğünü ne hissettiğini bilmek gerekir. Empati yapmak gerekir. Bunu yapamazsanız öbür taraf size kin güder. Bu kin büyür, sonra biri çıkar bunu bir strateji olarak kullanır ve bu fay hattı gibi büyüyen duygusal tepkinin açığa çıkmasına neden olur. İşte geçtiğimiz pazartesi günü sanat camiasında yaşadığımız olay buydu.

Yukarıda bir liste var. Radyolarda bu dönem içinde şarkıları en fazla yayınlanan sanatçı listesin aldım. Bu listeyi Telifmetre adlı araştırma şirketinin verilerinden derledim. Sonra bu listede yer alan sanatçıların 6 Mayıs 22.30’dan 7 Mayıs 22.30’a kadar ki Twitter hesaplarını inceledim. Merak ettim ve sanatçıların politik duruş sergileyip sergilemediğini inceledim.

Ortaya çıkan tablo çok ilginç. Şarkıları en fazla yayınlanan 40 solist içinde 16’sı #herşeyçokgüzel olacak etiketini kullandı. Bu sanatçılar arasında Fatma Turgut ve Murat Boz’un aktif bir kişisel Twitter hesabı yok.  Gülşen – Ayşe Hatun Önal – Demet Akalın – İrem Derici – Simge – Bengü -  Ömür Gedik – Mustafa Sandal – İlyas Yalçıntaş – Altay – Tuğba Yurt  ve Rafet El Roman o 24 saat içinde hiçbir tweet atmadı.

Ferhat Göçer – Cem Belevi – Derya Uluğ – Işın Karaca – Hadise – Emre Kaya - Hande Yener  ve Özgün o tarihte Twitter’ı kullandı ama hiçbir siyasi paylaşımda bulunmadı. Bu dönem içinde radyolarda şarkıları en çok yayınlanan kırk sanatçı içinde 14 tanesi yani yüzde 35’lik bir bölümü #herşeygüzelolacak etiketini kullandı. Yüzde 35’i ise o yirmi dört saat içinde hiçbir ileti yazmadı. Yüzde 25’i Twitter’ı kullanmasına rağmen hiçbir siyasi paylaşım yapmadı. Yüzde 5’inin Twitter hesabı yok.

Diğer Ünlüler Ne Yaptı?

Şarkıları top 40 içinde olmayan sanatçılar arasında Sertab Erener, Sıla, Şebnem Ferah, Tan Taşçı, Volkan Konak, Yalın, Tuğba Özerk, Derya Köroğlu, Mor ve Ötesi gibi sanatçılar #herşeygüzelolacak adlı etiketi kullandı. Bu etiketi kullanarak yorum yapan ve beni en çok şaşırtan sanatçı ise Tarkan oldu. Neden diyeceksiniz? Çünkü Tarkan, her konuda nötr bir duruş sergiler, ne bir spor müsabakası ne bir müzik olayı ne de aktüel bir olay hakkında, kısaca hiçbir konuda hiçbir yorum bile yapmazdı, onu ilk kez onu ilk kez bir siyasi paylaşım yaparken gördüm.

Medya dünyasında ise durum daha farklıydı. Acun Ilıcalı uzun zamandır koruduğu apolitik duruşunu bu olayda da sürdürdü. Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz gibi isimler etiketi kullanarak yorumda bulundu. AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’la radyo piyasasında adı bütünleşen, geçen seçimlerde bir pot kırarak “Ben HDP’ye oy veririm ama…” şeklinde bir anons yapan ve sosyal medyaya konu olan Gezegen Mehmet “Bu durumda ilçelerde dahil tüm İstanbul seçiminin iptal edilmesi gerekmez mi?” şeklinde tepki alan manidar bir tweet attı.

Toplumu da beni de şaşırtan bir diğer isim de Gülben Ergen oldu. Gülben Ergen’in marka kimliği iktidar partisi ile yakın anılıyor ama o İmamoğlu’nun etiketini kullanarak ters köşe yaptı. Hatta öylesine ilginç bir şey yaşandı ki, bir müziksever “Yeşim Salkım ile Gülben Ergen ilk kez bir ortak noktada buluştu” şeklinde bir yorum yaptı. Bunun üzerine Yeşim Salkım ironik bir yanıt yazarak Gülben Ergen ile ilgili “..kocama da ortaktı bir zamanlar” yanıtını yazdı.

Sanatçılar arasında “sanatçı tarafsız olmalı” konusuna farklı bir biçimde yaklaşan tek sanatçı Yusuf Güney oldu. Yusuf Güney sosyal medya hesabında CHP lideri Kılıçdaroğlu hakkında konuştuğunda kendini “Sanatçı tarafsız olmalı” diye linç edenlerin, şimdi siyasi bir amaçla kampanya başlatmalarına bir anlam vermediğini söyledi ve “Sanatçı tarafsız olmalı diyenler şimdi neden tepkisiz?” şeklinde bir ileti yazdı. Bu iletisi çok tepki aldı ve sosyal medyada en fazla tepki alan sanatçı oldu.

Hayat kaypaklara güzel

Sabah Gazetesi yazarı Mevlüt Tezel bu olayı köşesine taşıyarak sosyal medyada siyasi yorum yapan ve bu etiketi kullanan sanatçılar ile ilgili “Hayat kaypaklara güzel…Kendini ‘Sanatçıyım’ diye tanıtan am tek hüneri menfaat için takla atmak olan, halkını düşünüyormuş gibi yapıp aslında onlara tepeden bakan kaypakların çelişkilerle dolu hikayesini anlatacağım” dedi. Yazısını “Sanatçılar için hava hoş bugün, ‘Ekrem İmamoğlu bugünün Atatürk’üdür’ yarın seçilmeyince Erdoğan için yine ‘asrın lideri’ derler.” Sözüyle bitirdi. Tam bu yazıyı okurken Müzik On Air adlı internet sitesinde Recep Tayyip Erdoğan’la fotoğraf paylaşan Murat Dalkılıç’ın da bu etiketi kullandığını okudum.

Nevşehir’den bir kamu yöneticisi bu etiketi kullananların Nevşehir’e giremeyeceğini ve Nevşehir Belediyesinden hiç iş alamayacağını söyleyerek, bence çok büyük bir gaf ve talihsiz bir açıklama yaptı.

Bu konu ile ilgili en güzel sözlerden birini Barış Yarkadaş söyledi “Hiçbir sanatçı #herşeygüzelolacak sözünü tweet atmaya zorlanmasın. Seçime mi gidiyoruz savaşa mı belli değil”. Bu sözlerine ben de katılıyorum. Çünkü sosyal medyada bu etiketi kullanmayan sanatçılara karşı da bir kampanya uygulandı.

Her Şey Güzel Olacak şarkısı ne olacak?

Bir şey daha eklemek istiyorum. Millet ittifakı #herşeygüzelolacak söylemini sloganlaştırdı. Geçtiğimiz yıllarda bestesi Sinan Akçıl’a ait Ziynet Sali’nin seslendirdiği “Her şey güzel olacak” adında bir şarkı var, şarkı hit oldu. Şimdi burada merak ettiğim bir şey daha var. İmamoğlu bu şarkıyı kullanacak mı? Ziynet Sali bu etiketi kullandı ve ona destek verdi, bestecisi Sinan Akçıl ise bu etiketi kullanmadı. CHP bu şarkıyı kullanmak isterse acaba ne olur?

Son söz….

Türkiye’de yaşanan bu kutuplaşma hiç hoş değil. Maç oynarken taraftarları çığırtkanlığa çağırmakta hoş değil. Kutuplaşmayı kullanarak oy toplamak hele hiç hoş bir şey değil. Ben iki tarafında sakin olması gerektiğini düşünüyor ve böyle olmasını diliyorum. Şu an İmamoğlu ekibi “mağduriyet” teması üzerinde kendisini konumlandırıyor ve tribünleri maça dahil etmek için tezahürata çağırıyor. Binali Yıldırım ise yapı olarak daha sakin bir insan. Mizaç olarak iki farklı insanın mücadelesine tanıklık ediyoruz. İki tarafın da reklam ve tanıtım kampanyalarında çok dikkatli olması lazım. Aslında bu maç iki tarafında strateji savaşına tanıklık edecek. Taraflardan biri sakin diğeri ise popülist bir söylem kullanıyor. Biri maça tribünü de dahil etmek istiyor diğeri ise daha kurumsal bir kampanya götürüyor. Biri daha agresif diğeri daha sakin. Biri başarıya aç diğeri ise tok. Biri X kuşağında güçlü diğeri Y kuşağında güçlü. Biri ağlayarak konuşuyor diğeri ise sessiz konuşuyor. Sanatçılara gelince:

Ben sanatçılara karşı biraz inançsızım. Bana göre bir sanatçı X ya da Y partisinin propagandasını yapmamalı. Bir sanatçı bir siyasi liderle fotoğraf bile çektirmemeli. Siyasi partilere popüler olmuş şarkılarını satmamalı. Mesela AK Parti’nin kullandığı Kayahan bestesi “Bir Aşk Hikayesi”ni acaba Kayahan yaşasaydı herhangi bir partinin şarkısı yapar mıydı?

Sanatçılar siyasi partilerle hiçbir ilişkiye girmemeli. Bu ilişkileri ranta çevirmemeli. Gerçek sanatçı partizancılık gibi mikro konulara değil sisteme dayalı makro konularda yorum yapmalı. Bir sanatçı Beatles gibi bir sisteme karşı çıkmalı. Michael Jackson gibi “We are the World” gibi kampanyalar ile sistemsel sorunlara karşı çıkmalı. Liberal sisteme, sosyalist sisteme eleştiride bulunmalı. Kamuya mal olmuş kimliğini daha genel sorunlara ayırmalı. Apolitik olmalı demiyorum. Sistemi eleştirmeli ve sistemlere karşı koymalı diyorum.

Uzun lafın kısası, kimse kusura bakmasın ben sanatçıların bu siyasi mesajlarını fazla inandırıcı bulmuyorum. Lehte olanlar da aleyhte olanlarda tamamen duygusal (!) nedenlerden dolayı siyasete bulaşıyorlar. Bu duygusallığım altında maddi ve manevi bir menfaat kaygısı olduğunu düşünüyorum. Özetle kamuya mal olmuş gerçek bir sanatçı hiçbir siyasi parti ile yan yana bile gelmemeli, dikkatiniz çekerim siyasi sistem demedim siyasi parti dedim.