SEÇMEN DAVRANIŞI VE KAZANMAK

Tercih eden biz, tercih edilen de biziz. Seçimi kazanmak için gösterilen çabanın, icraatlar için de gösterilme zamanıdır.

Kazananlar yoruldu ama asıl iş şimdi başlıyor. Seçimleri başka amaçlarla kullanma, bir çekişme ve varlık mücadelesine çevirme gayretlerini geride bırakıp daha da önemlisi hızlıca bütün şaibeleri aydınlatmak ve seçmenin mesajlarına odaklanmak ve hızla çalışmak zorundayız yeniden.

Ülkemizdeki seçmen davranışı, kılı kırk yaran, sağduyulu ve tarihi bir sonucu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’de iki kutuplu ittifaklara dayanan yeni yönetim sistemi hızla yerleşmektedir. Türkiye’nin genel yönetimi, bekası ve istikrarı prim kazanmış, devletin tepe liderliğine olan güven devam etmiştir. Yerel yönetimde şehirlerdeki geçişlerle ekonomide önlemler alınması, şehirlerin zihinsel bir dönüşüm için mercek altına alınması ve ortak akıl ile yönetilmesi, yitirilen heyecanın kazanılması mesajı verilmiştir. Kimlik siyaseti zayıflamıştır. Seçmen bir kez daha ideolojik dili değil samimiyeti, partiden önce lideri önemsemiştir. Ülke için çalışan herkes kazanmış, demokrasi daha da kökleşmiştir.       

Asıl mesele, bütün enerjisiyle seçimi kazanmaya odaklanan, yoğun bir program ile çalışan, ilginç projeler geliştiren, çekici vaatlerde bulunan, herkese dokunmayı dert edinen liderlerin, ipi göğüsleyince bu duruşlarını ne düzeyde sürdürecekleridir. Hayatlarının merkezine sadece kazanmayı, öne çıkmayı, diğerlerini geçme hırsını, ideolojilerini koyanların, koltuğa oturduktan sonra bazen benlik takıntısından öteye geçemediklerini biliyoruz. Dolayısıyla seçimden önce devlet, ülke ve vatandaş için çalışıp didinenlerin, seçimden sonra ne için çalışacaklarıdır asıl olan.

Araştırmalar; konu ne olursa olsun bir eşik değer olarak sadece güçlü bir hırsla başarmayı ve kazanmayı hedefleyenlerin, başarı tatminine takılıp asıl hedef olan başarıdan sonraki çalışmaların gerektirdiği çabadan uzaklaşabildiklerini ortaya koyuyor.

Şehirlerin Maddi ve Manevi Zenginliği

Siyasetçi için kazanmak, elbette önemli bir maddi sonuçtur. Ancak bundan daha da önemli olan bu sonucun içini maddi ve manevi üretimlerle dolduracak bir bütünlüğü ve başarıda sürekliliği sağlamaktır. Bunun için liderin kazanma ve başarı güdüsünün merkezinde kendi kişisel arzularının tatmini değil; mahalle, belde, şehir, ülke, devlet ve dünyaya hizmet vermenin tatmini yer almalıdır.

İnsanlara hizmetkâr olmayı tercih etmiş, gönül ehli bir liderden söz ediyoruz aslında. Şehirleri sadece akılla değil kalple yönetmeyi, şehrin üzerinde görünen maddi yapıları, mimarisi ve zenginliği kadar yerin üstünde ve altında görünmeyen mana iklimini ve kültür değerlerini de yakalayan bir aşk ehlinden söz ediyoruz. Kendisiyle barış içinde bir fert olarak şu uçsuz bucaksız âlemin bir parçası olmayı, herhangi bir şey, eşya, canlı değil insan olmayı hem de dosdoğru bir insan olmayı tercih etmiş yiğitlerden söz ediyoruz. Kendinde kusur bulma erdemine sahip, benlik takıntısını aşmış yerel liderler. Kendi keyfi için değil liderliğini yaptığı insanların mutluluğu için zamanının her zerresinde anı yakalayıp kıymetlendiren liderler.

Başarı Kimin İçin

Zira bütün içgüdüleri ile kendini bilen ve yönetebilen liderler, şehirleri bir tüketim alanı olmaktan kurtarıp bir üretim alanına çevirebilir. Çünkü onlar bilirler ki şehirlerin bozulan mimari yapılarının dönüşümü ve onarılması kadar bozulan insani değerlerin yeniden asli haline dönüşümü ve onarılması da önemli ve değerlidir.

Bunun içindir ki seçimi kazanan muhtarların, belediye meclis üyelerinin, başkanların; her şeyden önce ulaştıkları başarıya takılıp kalmadan hayatlarında yepyeni ve tertemiz bir sayfa açmaları, kendilerini tercih etsin ya da etmesin herkesin gönlünde yer almayı hedeflemeleri, verilen sözlerin ve sunulan projelerin peşinde koşmaları zorunludur. Tüm bunları yaparken bilimsel bakışı, temel insani değerleri, bu güzel coğrafyanın milli ve manevi zenginliğini ve devletimizin bölünmez bütünlüğünü, bir an için olsun göz ardı etmemeleri çok önemlidir.

Unutulmamalıdır ki altyapı, ulaşım, iletişim, sağlık, savunma ve uluslararası ilişkiler gibi alanlarda çok önemli gelişmeler sağlayan ve hızla küreselleşen dünyada marka olma yolunda ilerleyen ülkemiz için daha alınması gereken çok ciddi mesafeler vardır.