SEKİZ YAŞINDAKİ KIZ, GÖLDEN 1500 YILLIK KILIÇ ÇIKARDI

Gizem ŞENYURT 08 Eki 2018

Dünya çapında en ünlü tarihi hikayelerden biri, İngiltere'de geçtiğine inanılan Kral Arthur efsanesidir.

Hikayeye göre Kral Arthur, Excalibur isimli kılıcı saplı olduğu kayadan çekip çıkararak egemenliğini ispatlar. Günümüzde ise heyecan verici bir kılıç çıkarma haberi, İsveç’ten geldi. Saga Vanecek isimli sekiz yaşındaki bir kız çocuğu, ailesiyle gittiği yaz tatilinde gölde yüzerken bir kılıç buldu. İsveç’in Jonkoping şehrinde bulunan Vidostern Gölü’nde kuraklık sebebiyle alçalan sularda yüzen küçük kızın kolu ve bacağı suda keskin bir cisme çarptı. Küçük kız önce bir dal parçası olduğu düşündüğü şeyin kabzası olduğunu fark edince sudan çıkardı ve babasını çağırdı. Kılıca benzediğini söylediği cismi babasına gösteren küçük kızın yanılmadığı ortaya çıktı. Kızın babası Andy Vanecek, ilk başta kızının bulduğu cismin tuhaf şekilli bir dal olduğunu düşündüğünü söyledi. Daha sonra bir arkadaşına gösterdiği cismin tarihi bir kılıç olabileceğini fark etti. Buldukları kılıcı Jonkoping Şehir Müzesi’ne götüren baba-kız, asıl sürprizi burada yaşadı. İlk incelemelerde Viking öncesi döneme ait olduğu tespit edilen kılıcın en az 1000 yıl öncesine ait olduğu söylendi. Karbon testlerinin sonucu ise geçen hafta geldi ve küçük kızın bulduğu kılıcın en başta sanılandan daha eski olduğu ortaya çıktı. Testler, kılıcın en az 1.500 yaşında olduğunu saptadı.

Kılıcın şaşırtıcı derecede iyi korunduğunu söyleyen Jonkoping Müzesi yetkilisi Mikael Nordstrom, gölde araştırma başlattıklarını açıkladı. Yapılan araştırmalarda gölde, başka tarihi eserler de bulundu. Bulunan eserler arasında şimdilik en eskisi 3. yüzyıldan kalma bir broş. Nordstrom, gölde çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Kapı durdurucu olarak kullandığı taş, 100 bin dolar değerinde bir meteor çıktı

Amerika’nın Michigan eyaletindeki Central Michigan Üniversitesi’nde jeoloji profesörü olan Mona Sirbescu, geçtiğimiz günlerde bir taşı incelemesi için çağrıldı. Edmore kırsalındaki bir çiftlikte 1930’lu yıllarda bulunan taş tam 10 kilo ağırlığındaydı. Prof. Sirbescu, taşın kariyeri boyunca incelediği en büyük taş olduğunu söyledi. Taş, bir meteora aitti. Michigan’da bulunan benzer meteorlar  yüzde 90-95 oranında demirden oluşurken bu taş, yüzde 88 demir, yüzde 12 nikel elementi barındırıyordu. Büyüklüğü de göz önüne alındığında taşın değerinin yaklaşık 100 bin dolar olduğu tespit edildi. İşin tuhaf yanı, Prof. Sirbescu’yu çağıran çiftlik sahibi yaşlı adamın, değerini bilmediği meteoru 30 yıldan fazladır kapı durdurucu olarak kullandığı ortaya çıktı.

Prof. Sirbescu, meteorun Güneş Sistemi’nin ilk zamanlarına ait olduğunu söyledi. Taşı Vaşington’daki Smithsonian Enstitüsü’ne gönderen Prof. Sirbescu’nun bulgularını Enstitü de doğruladı. Meteor şu anda Central Michigan Üniversitesi’nde derslerde kullanılmaya başlandı. Smithsonian Enstitüsü ise meteoru satın almak istiyor. Taşı, 30 yıldır kapı durdurucusu olarak kullanan sahibi ise taşı satarsa, gelirinin yüzde 10’unu üniversiteye bağışlamaya söz verdi.

Mor renge dönüşen portakalın gizemi çözüldü

Avustralya’nın Brisbane kenti geçtiğimiz haftalarda ilginç bir olayı konuşuyordu. Neti Moffitt isimli kadın, iki yaşındaki oğluna yedirmek üzere portakal dilimledi. Oğlunun yemediği dilimler ise bir süre sonra mor renge dönüşmeye başladı. Panik olan kadın, oğlunun zehirlenmiş olabileceği endişesi ile Queensland eyaleti sağlık yetkililerinden soruşturma talep etti. Birkaç hafta boyunca testler yapan bilim insanları sonunda mora dönüşen portakalın gizemini geçen hafta çözdü.

Queensland Sağlık Kurumu’nun baş kimyacısı Stewart Carswell, meyvedeki renk değişikliğinin sebebini anlamak için onlarca test yaptıklarını açıkladı. Testlerin sonuçlarına göre, portakalda doğal olarak bulunan bir antioksidan türü olan antosiyaninler, Moffitt’in portakalı keserken kullandığı bıçakla tepkimeye girdi. Bu olayın ilk defa yaşanmasının sebebi ise, Moffitt’in portakal keserken kullandığı bıçağı henüz yeni bileylemiş olması. Bıçağın üzerinde bilemeden kalan demir tozları, antosiyaninlerle tepkimeye girerek portakalın bıçakla temas eden kısımlarının mor renk almasına sebep oldu.

Moffitt, portakalın renk değiştirdiğini gördükten sonra, oğlunun zehirlenmiş olabileceğini düşünerek çok korktuğunu ve hemen yetkililere başvurduğunu söyledi. Küçük çocuğun sağlığı ise gayet iyi, zehirlenme ya da rahatsızlanma yaşamadı. Carswell ise genelde kendilerine araştırma için kan, idrar, su, toprak, balık, et gibi ürünlerin geldiğini, portakalın ise daha önce hiç incelemedikleri bir ürün olduğunu söyleyerek tüm ekip için ilginç bir araştırma olduğunu ekledi. Araştırmanın sonuçlanmasının ardından Moffitt’in portakalı kesmek için kullandığı bıçak ve bileyici de kendisine iade edildi ve böylece mor portakalın gizemi de çözülmüş oldu.