ŞİMDİ MODA; 'KANKİ', 'KANKA'!

Fehmi KETENCİ 22 Nis 2019

Toplumdan, sosyal yaşamdan gündeme yansıyan fotoğraflardaki görüntüleri zaman zaman yazılarıma yansıtıyorum.

     İstanbul, yerleşik 16 milyona, gelen-gidenleriyle 20 milyona varan nüfusu barındıran bir metropol. Dünyada birçok ülke nüfusuna yaklaşan ve onların da üzerindeki sayıda insanların yaşadığı ülkelerden daha büyük olan bir dünya kenti.

      Tarihi; yüzyılların derinliklerinden günümüze, kuşaklar boyu emanet edilen kültür varlıkları, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan dünyayı kıskandıran “Boğazı”, “Altın Boynuz” olarak adlandırılan Haliç’iyle, Avrupa’nın en gözde bir turizm kentlerinden biri olarak göz kamaştıran metropollerinden biri. Yedi tepe üzerinde kurulmuş şehir yerleşimi, trafiği ile, tarihi yansıtan kültür varlukları, kentsel düzeniyle, etnik ayırım gözetmeksizin birlikte yaşamak konusunda her zaman özel olan bir şehir İstanbul. Yansıyan fotoğrafların yarattığı mozaiğin çok zengin, zaman zaman da karmaşasıyla çok gözde olması doğal.

      Bu büyük kentte yaşayanların en ufak bir harekete yaşamsal farklılıklar göstermesi doğal.

      Bu konuda sık sık yazılar yazdım, yazıldı. İstanbul’u tüm özellikleri ile anlatmaya kalksanız aylar sürer.

      Ben bugün, İstanbul ve büyükşehirlerden başlayan teknolojik iletişim araçları ve sistemleri hızla gelişmesine rağmen, iletişim kurma alışkanlıklarını ritüele dönüştüren, iletişimin samimiyetini arttıran yeni davranış biçimlerinde, özellikle gençler arasında hızla çığ gibi yayılan bir davranış sergileme biçimini yansıtan, bir sözcükten söz edeceğim.

      Başlığı, bir süredir hep duyduğum ve oldukça da rahatsızlık hissettiğim bu sözcükleri öne çıkararak attım; “Kanki veya Kanka”.

      Birçok kaynaktan inceledim. Genelde kullanılan biçimi kankidir. “Kanka” olarak da kullanılıyor. “Kanki veya kanka”; kankardeş, can yoldaşı, canciğer dost. 

      “Kanki” veya diğer kullanılan tanımıyla “kanka”, kanki, kankardeş deyiminin çeşitli şekillerde dile getirilen ifade biçimlerinden biridir. Bu ifadelerden biri de "kanka"dır. İnsanlar, günlük hayatlarında bu ifadeleri karşısındaki kişiler gerçek anlamda kan kardeşi olmasa bile samimi buldukları birçok insana hitap şekli olarak kullanmaktadır.

      Başta İstanbul ve diğer il merkezlerinde özellikle gençler arasında giderek yayılan bu hitap biçimi, en samimi, sevgi paylaşımının en özellikli göstergesi olan isimle hitap etme ritüelini ikinci plana itiverdi. Artık sokakta, toplu taşıma araçlarında, okullarda karşılaştığımız gençlerin birbirlerine hitaplarında bu kelimeyi sıkça duyuyoruz.

      Uzuca bir süreden beri bu tanımlamadan oldukça rahatsız olduğumu söylemeliyim. Üniversitelerde Öğretim Görevlisi olarak derse gidiyorum. Oralarda, çoğunlukla öğrencilerin birbirlerine isimleriyle hitap etme yerine “Kanki” veya “Kanka” olarak hitap ettiklerin duyuyorum.  Açıkça söylemeliyim ki; bu duyduklarımdan oldukça rahatsız oluyorum. Bu artık ağızlardan çıkan bir kelime olamanın ötesine geçemiyor. Kelimenin gerçek anlamını yansıtmamaktadır.

      Bu kelime son yıllarda nereden çıktı ve gençliğin diline nereden dolandı ve bir çiğ gibi nasıl yayıldı? Gençlerin büyük bölümü bu tanımlamayla dostluk kardeşlik bağı kurmaya çalışıyor. Bu böyle devam ederse bunlardan birçoğu “kanki” veya “kanka” dediği arkadaşlarının adlarını umarım unutmazlar.

      “Kanki” kelimesinin Türkçe anlamını yukarıda yazdım. Bu kelimelerin diğer dillerdeki yaklaşık anlamlarını da buraya aktarmak istedim.

      “Kanki”; İngilizcede Bosom friend, Fransızcada Ami İntime, Almancada Der Busen Freund, İspanyolca da ise Major Amigo’dur.

      Bu konuyu bugün buraya yansıtmak istemem, bunun gençler arasında hızla yayılıyor olmasından duyduğum rahatsızlıktandır. Bu ifade, arkadaşlar arasında sevgiyi paylaşmak için duyguyu yansıtan bir tanımlama olduğuna inanamadığım içindir. Arkadaşlık sevgisi, sevdiklerinize adıyla hitap etmekle daha da pekişecektir.

      Bunlar, bir dönem iletişimin farklı yönlere kaydırılması ortamında, “chat”leşmeler sırasında türeyen iletişim kelimelerinin ürettiği, ortaya çıkardıği bir geçici kullanımdır.

      Gençlerimizin kullanımında hiçbir art niyetin olamayacağını da düşünmüyorum. Sadece kendilerini daha rahat hissetmelerini gösteren bir davranıştır.