SOKAKLARI PANCAKE KOKAN ŞEHİR: BRUGGE

Hakan DİKMEN 13 Şub 2019

Bugün Avrupa'daki çok bilinmeyen ama önemli bir kenti size anlatacağız. Anlatacağız diyorum çünkü, bugün sayfamın bir konuğu var. Tiyatro sanatçısı ve akademisyen Doğanay Cireli.

Onun çektiği fotoğraflar ve anlattıklarıyla, benimkileri harmanlayıp size bir seyahat anısı sunacağız. Bu kent yıllardır hiç değişmemiş.  II. Dünya Savaş’ında da zarar görmeyen tek yer olmuş. Böylece günümüze kadar bozulmadan gelmeyi başarmış mimarisiyle gerçek bir Orta çağ şehri olarak yıllardır dimdik ayakta kalmayı başarmış.

Brugge, Unesco Dünya Mirası Şehri unvanı kazanan bir şehir. Orta çağın gizemlerini koruyan, ticarete açık, eğlenceli, coşkulu Brugge, bu nedenle yüzyıllar boyunca uluslararası bir metropol olmuş. Aslında, Brugge, kelime anlamıyla “Köprübaşı” anlamına geliyor. Bu yüzden köprüler kenti denilebilir. Eğer futbol sporunu sevenler arasındaysanız bu kentin takımını da bileceksiniz. Galatasaray’a 3 gol atmışlar, Beşiktaş taraftarlarına da pek misafirperver davranmamışlardı. Kavga çıkarmışlardı.

Burası her yerine yürünebilen bir şehir. Bir sürü su kanalı olması nedeniyle kuzeyin Venedik’i de diyorlar. Evlerin su üstünde yansıması çok hoş.  Kanallarda çevreyi görmek için bot gezisi yapmak mümkün. Şehrin mimarisi pek güzel.

Su kanallarının içinde ve kıyılarında çok güzel taş evler var. Sanki o evlerde oturanlar değil de profesyonel şehir dekoratörleri bu evleri süslemişler. Çok kaliteli gözüküyorlar.

Değişik çikolatalar iştah kabartıcı

Küçük, bir yer olmasına rağmen gelen turistlerin sayısı çok fazla. Bu güzel şehrin sokaklarının Pancake koktuğunu söylemiştik. Bildiğiniz Belçika Çikolatasıyla ünlü bir ülke. Brugge de de hakkını veren süper çikolatalar satan dükkanlar var. Pastaları ve kahveleri de  bir başka lezzet odağı. Brugge da sokak lokantaları tertemiz. Şahane parklar var. Belki bir gün gidersiniz. Benim için de çikolata ve kahve denemeyi unutmayın.

Brugge’ un 16. yüzyıldaki günlerine geri dönmek ister misiniz? O zaman “sanal gerçeklik gözlükleri” ile şehrin farklı yerlerinde bir anda çağ değiştirip 16. yüzyıla gidebilirsiniz. 

Her akıllı telefonu ile çalışabilen bir çift karton bardak gibi gözlükler sayesinde bu deneyimi yaşayabilirsiniz. Merak ettiyseniz eğer, http://vr.historium.be/  bu adresten nasıl olduğuna bakabilirsiniz.

Çıplak gözle gördüğünüz binalara gözlükle bakınca, o bina orta çağdaki hayata dönüyor. Başka bir deyişle, eski zamanlar kentin geçmişinde önemli rol oynayan yerler, şu an olduğu gibi ve o zamanki haliyle, insanlarıyla görülebiliyor. Bana çok ilginç gelmişti.  

Brug Meydanı devamlı kalabalık. Resimde gördüğünüz gibi en fazla kullanılan ulaşım aracı bisiklet. Brugge’ da bisiklet sayısı, kentte yaşayan nüfusundan fazlaymış. Brug Meydanı’nda yer alan belediye binası Gotik mimarinin başarılı örneklerinden biri. Binanın ilk katında yer alan, toprak, su, hava ve ateşi sembolize eden duvar resimleri etkileyici. Brug Meydanı’nda görmeniz gereken bir diğer yapı olan Kutsal Han Bazilikasının tarihi 12. yüzyıla uzanıyor. Bazilikada, Hz. İsa’nın kanının olduğu söylenen küçük bir şişe bulunuyormuş. Ama ben göremedim.

Brugge, kanalları, Arnavut kaldırımlı sokakları ve Orta Çağ binaları ile tanınır; bu da kendi başınıza yürüyüş turu yapmayı ve Brugge çevresinde bazı şehir gezilerine katılmayı son derece keyifli hale getirir.

Melodik çanların konseri ve faytonların tıkır tıkır ses çıkararak sokaklarda dolaşmaları bu şehre ayrı bir hava veriyor. 13. yüzyıldan kalma bu çan kulesi 47 çandan oluşan bir carillon’a sahip ve panoramik manzaralar sunuyor. Ama tabii ki bu 83 metre yüksekliğinde 366 basamağı çıkarsanız bu manzaraları görüp fotoğraflayabilirsiniz. Bunca eziyete katlanırım diyorsanız çıkmak için bir de  6 Euro’ya bilet almanız lazım. Çıktığınızda çanların çalmamasına dikkat edin. Ülkeye dönene kadar kulaklarınızda çan sesleri ile yaşarsınız.

Çanlarla çalınan melodi

Carillon, klavye kullanılarak çalınan ve en az 23 bronz çandan oluşan bir müzik aleti. Aslında değişik boylardaki çanlar bunlar. Çanların harmonik bir ses vermesi de büyük ustalık gerektiriyor. Enstrüman çalmak gibi bir iş bu. Sadece zengin şehirlerde bulunan bu Carillon Çanları kulelerde farklı yükseklikte ve tonlarda çalınan bir çeşit enstrüman olarak kariyer katmış kentlere. Kasım 2014’ten bu yana UNESCO Belçika carillon kültürünü Somut Olmayan Kültürel Miras olarak tanıdı.

Brugge’e gidip çalan bir carillonu yerinde dinlemek isterseniz, Brugge Pazar Meydanı’nda 47 çan ile muhteşem konseri tadabilirsiniz. Brugge Grootseminarie (teoloji akademisi) 26 çan ile, Damme Belediye Sarayı’nda 39 çan ile ve Lissewege Kilisesi 24 çanıyla ilk sırada yer alıyorlar.

Bu güzel kenti gezip bize anlatan fotoğraflar çeken Doğanay Cireli’ye çok teşekkür ediyoruz. Kanallar ve köprüler şehrinde yediklerini içtiklerini sormadık ama gördüklerini anlattırdık. Çikolata resimlerinden de anlaşıldığı gibi kilo almadan gelmek büyük başarı olmuş onun için. Bu hafta da bir kenti size el birliğiyle anlattık. Sayfayı dizayn eden yani mizanpaj üstadı Mehmet Yeşil ve ben huzurlarınızdan hürmetlerle ayrılıyoruz. Bir hafta sonra başka bir dünya şehrinden merhaba demek üzere hoşçakalın. hdikmen@yenibirlikgazetesi.com

Bilhassa yaz aylarında kanallarda gezi tekneleri çok fazla rağbet görüyor. 8 €.

Brugge ’un olmazsa olmazı çikolata dükkanları. Eskiye de değer veren bu dükkanlarda kerpeten, anahtar, kilit, vida gibi değişik şekilde çikolatalarıyla farklı olmak istemişler.

Brugge için gelir getiren sektörlerden biri de dantel satışları. Tüm dünyaya dantel satıyorlar.  Çok eski zamanlardan beri, Brugge ve dantel, birbirine ayrılmaz bir şekilde dantel oyası gibi bağlanmış. Binlerce hanımın usta elleri bu maharetleriyle dünya çapında ün kazandı.  Dantel Müzesinde, isterseniz deneyimli ve hevesli dantel eğitimcileri size en iyi dantel işlemesi yapmanız için püf noktalarını öğreteceği kurslar sunuyor.