SON BAŞBAKAN NEREYE, YENİ BAKAN NEREDEN?

Musa ALİOĞLU 01 Tem 2018

Türkiye'nin siyasal tarihinde 24 Haziran 2018 seçimlerinin çok önemli bir dönüm noktası olduğu konusunda şüphe yok. 

Cumhurbaşkanlığı yönetim biçimine geçişe ve 16 yıldır iktidarda olan AK Parti'nin iş başında kalmasına onay veren halkımızın bu kararına saygı duymaktan başka bir şey söylenemez. Muhalefetin en güçlü Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce'nin, yenilgiyi kabul eden siyasi centilmenliği buna iyi bir örnektir.
Cumhurbaşkanlığı yönetim şeklinde en büyük değişim, Başbakanlık makamının kalkması, bakanlık sayısının azalması ve yeni birimler kurulması diye açıklanabilir. 

Siyasi tarihe adını, "Son Başbakan" diye yazdıran ve tekrar milletvekili seçilen Binali Yıldırım'ın hangi göreve getirileceği henüz belli değil. Adı, bir dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için geçen Binali Bey'in seçimlere girip, bir kez daha milletvekili seçilmesi "TBMM Başkanı olacak" tezini güçlü kılsa da, son gelişmelerden sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak istediği dile getiriliyor. 

Binali Bey, öyle sıradan bir bakan değildi. Cumhuriyet Tarihi'nde en uzun süre bakanlık yapanlardan biri. Rekor sürede Ulaştırma Bakanlığı yaptı. Bu süre içinde ulaştırma ve haberleşme alanında bir çok ilke damga vurdu. Osmanlı'nın Dahiliye Nazırı Halil Rıfat Paşa'nın o çok meşhur "Gidemediğin yer senin değildir" sözünü kendine şiar edinerek, karada, denizde ve en önemlisi de hava ulaşımında büyük bir devrimi başlatan, halkı uçmakla ve de uçakla tanıştıran, havayolunu halka açan az konuşup, çok iş yapan bir bakan olup tarihe geçmiştir. O nedenle hangi görevi istese hakkıdır, hangi göreve getirilse de layıktır. Sayın Yıldırım, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olursa, Ulaştırma Bakanlığı ile direkt ilgili olabilir. Ahmet Arslan tekrar Ulaştırma Bakanı olursa, hiç sorun olmaz uyumlu bir iş birliğini hayata geçirirler. 

Müsteşarı Suat Hayri Aka, Müsteşar Yardımcılarından (özellikle) Orhan Birdal, DHMİ Genel Müdürü Funda Ocak, SHGM Genel Müdür Vekili Bahri Kesici isimler de yerlerini korursa, havacılık yüksek uçuşunu sürdürmeye hızla devam eder. 

Fakat, böyle olmazda taşlar yerinden oynarsa sıkıntı doğabilir. Yeni bakanın ekibini toplaması zaman alır, bu ekibin işi öğrenip başarılı olması (Özellikle hava iş kolunda) bir hayli sorunlar doğurabilir. 

15 yıldır süren bir devamlılık, ekip uyumu ve bütünlüğü bu başarının tek nedenidir.  

Sektörü uçuran kararların altında imzası olan bu ekibin, işini çok iyi yaptığı kesin bir gerçek. Özellikle İstanbul'da yapılan yeni havalimanı konusunda ortaya konan irade ve gelinen nokta, Erdoğan ve onun yanı sıra Yıldırım'dan devralınan misyonu Ahmet Arslan ve ekibinin çok başarılı bir şekilde devam ettirildiğini göstermekte. 

Fakat, tüm bunlara rağmen bu bir bayrak yarışıdır denilerek, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından, bakanlık koltuğuna çok yeni bir ismin oturması da gündeme gelebilir.  
Bazı bakanlıklara iş dünyasından, kültür hayatından hiç beklenmeyen yeni isimler atanabilir diye duyumlar da almaktayız. 
Erdoğan'ın bu konuda şaşırtıcı kararlar aldığını mazide gördük, yine görebiliriz.

Ben bu yazıyı 24 Haziran seçimlerinden önce yazmış olsaydım, Müsteşar Suat Hayri Aka'nın, Müsteşar Yardımcısı Orhan Birdal'ın (tekrar da olsa), THY'nin başarılı Başkanı İlker Aycı'nın, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir'in, THY'de rüştünü ispat eden Bilal Ekşi'nin, DHMİ Genel Müdürü Funda Ocak'ın, TAI CEO'su Temel Kotil'in milletvekilliğine adaylık için başvurmalarını önerebilirdim. Fakat, Beştepe'den böyle bir işaret almadıkları için adaylık için girişimde bulunmadılar. Bildiğimiz gibi, parlamento her zaman aynı kişilerden oluşmuyor. Her seçimde saf dışı kalanlar, elenenler hep oluyor. İşte bu saydığım isimler, bulundukları mevkilerde çok başarılı olup, bürokrasi yokuşunun en yararlı durağında inerek, siyasi arenada milletvekili olabilirlerdi. 
Şimdi gelinen bu noktada, en önemli şey ulaştırmada ille de havacılık iş kolundaki kurum ve kuruluşların sağlıklı bir şekilde fonksiyonlarını kesintisiz sürdürmesidir. 

Şimdi Ulaştırma Bakanı'nın değişmesi iyi olmayacaktır. Şayet, böyle bir değişiklik şartsa, yukarıda adını saydığım her biri birbirinden değerli isimlerden Suat Hayri Aka, İlker Aycı veya İsmail Demir, pek ala bakan olmaya layık isimlerdendir derim. 

Yeni gelen bakan, tıpkı Lütfü Elvan gibi kendine yakın bir ekip kurmak isterse işleri sekteye uğratabilir. Bilinmelidir ki, yeni adıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı çatısı altındaki genel müdürlüklerde işi bilen, tecrübeli, liyakatli ve de dirayetli yetişmiş bürokratlarla başarı hikayeleri yazılmaya devam edilir kanaatindeyim. Karada, denizde, havada ve diğer tüm ilgi alanlarında kervan yolda dizilir mantığıyla iş yapılamayacağı kesin bir gerçektir. Bu kadroyu iş başına getiren siyasi lider olan Erdoğan'ın İstanbul Yeni Havalimanı ve de Kanal İstanbul gibi çok önemli iki projeyi bitirmeden, yeni isme teslim edeceğini hiç sanmam diyenlere de hak verebilirim. 

Bu nedenle, adını saydığım bürokratlar arasından birinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı olarak atanırsa da şaşırmayalım. 
İyi uçuşlar Türkiye'm...