SURİYE VE IRAK HAREKETLENİYOR-1

Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar'ın Irak ziyareti öncelikle PKK terör örgütünün elinden bırakmak istemediği "Sincar'a yönelik bir operasyon olacak mı?" sorusunun ön plana çıkmasını sağladı.

Bir süredir Suriye ve Irak’taki gelişmeler medya da çok fazla yer bulmuyordu. Suriye veya Irak’ın Kuzeyinde yer alan üs bölgelerine teröristlerin yaptığı veya yapmaya çalıştığı saldırılar ve bu saldırılara etkin bir şekilde karşılık verilerek teröristlerin etkisiz hale getirildiğine dair Milli Savunma Bakanlığı’nca yapılan basın açıklamaları dışında fazla bir haber ile karşılaşmadık. Ta ki Milli Savunma Bakanı’nın Irak ziyaretine kadar.

Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın Irak ziyareti öncelikle PKK terör örgütünün elinden bırakmak istemediği “Sincar’a yönelik bir operasyon olacak mı?” sorusunun ön plana çıkmasını sağladı. Bu ziyaret Sincar’a operasyon ile anlamdırılmaya çalışıldı. Birden görsel medyada tartışmalar bu yöne evrilmeye ve televizyonlar ki görüntüler bize Suriye’ye yapılan operasyonları hatırlatmaya başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin aralıksız süren ve önleyici stratejiye dayalı operasyonları, bölgede oluşturulan çok sayıda üs bölgesi terör örgütünü nefes alamaz hale getirmiştir. Kandil ile irtibat büyük ölçüde kesilmiş, Türkiye bağlantılı eleman ve lojistik destek aktarımı Türkiye içinde sürdürülen yoğun ve isabetli operasyonlarla tükenme noktasına gelmiştir. Terör örgütü nefes alabilmek için Musul’un Sincar bölgesini elinde tutmaya çalışmaktadır.

BU KEZ IRAK ÜZERİNDEN

Oysa, 09 Ekim 2020 tarihinde Irak Merkezi Hükümeti ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında Sincar üzerinde varılan anlaşma gerek PKK terör örgütü ve gerekse İran yanlısı Haşdi Şabi güçleri tarafından iyi karşılanmadı. Bu anlaşmanın tam anlamı ile uygulanması halinde Sincar bölgesini ikinci bir Kandil haline getirme girişiminin sonuçsuz kalacağını PKK terör örgütü çok iyi bilmektedir. 2015 yılında Ezidilerin bu bölgeden gönderilmesi sonrasında Sincar’da sözde kanton kuran ve Sincar İnşa Meclisi adı altında bir yapılanmaya giderek, Suriye’nin kuzeyinde oluşturmaya çalıştığı, ancak Türkiye’den yediği darbelerle bu hedefine ulaşamayan terör örgütü bu kez Irak üzerinden sözde kanton yapısını denemeye çalışıyor. 09 Ekim 2020 tarihli anlaşma ile buradaki varlığının sona ereceği, bunun Suriye’deki varlığına da tehdit oluşturacağı endişesi PKK terör örgütünün Haşdi Şabi ile iş birliğini güçlendirebilir. Her iki örgüt açısından önem taşıyan bu bölgede olası bir çatışma durumunda, destekledikleri veya aidiyet duydukları gruplar dikkate alındığında, daha önce DEAŞ saldırısı karşısında Musul’da yaşanan bir örneğin Irak Ordusunda yeniden yaşanmasına neden olabilir. Yani Irak ordusu dağılabilir. Aynı şekilde Yezidileri DEAŞ’a karşı koruyamayan ve geri çekilen Peşmergelere’de fazla güvenmemek gerekir.

Bütün bu çekincelere rağmen Sincar bölgesine yapılacak bir operasyon bölgeyi Suriye-Irak-İran hattını muhafaza etme açısından çok önemseyen İran’ın da devreye girmesine, bu ise ABD’nin duruma müdahil olması ile sonuçlanabilir.

Son günlerde ABD’nin DEAŞ elemanlarını kendi kontrolündeki hapishanelerden çıkararak Irak bölgesine taşıyan ABD’nin bu gayretleri, 30 civarında Iraklının yaşamını yitirdiği pazara yeri saldırısı ile uygulamaya dönüşmüştür. Bu saldırı bugüne kadar saldırılarını giderek arttıran DEAŞ’ın ben tekrar buradayım mesajını verdiği son zamanların en geniş kapsamlı saldırısı olmuştur. Bu ABD için Irak’ta kalma açısından önemli bir fırsattır.

MERKEZ İŞLEVSİZ KALMIŞTIR

Diğer taraftan ABD ile yaşanan sorunlar nedeniyle bölgede etkileri giderek artan Rusya ve Çin’i de unutmamak gerekir. Rusya’nın Irak ile olan iş birliği daha ziyade enerji sektöründedir. Erbil’e 3.5 milyar dolar vererek Bağdat’a karşı Erbil’in elini güçlendiren Rusya, Türkiye’ye giden boru hattında büyük bir hisse satın almış ve bu hatta paralel bir doğalgaz boru hattı inşa etmeyi de taahhüt etmiştir. Rusya’nın Irak enerji sektörüne yatırımı 10 milyar doları aşmış durumdadır. Ayrıca, elektrik, ulaşım ve tarım sektörlerinde de anlaşmalar imzalanmıştır. Rusya; Irak, Suriye, İran ile birlikte DEAŞ’a karşı istihbaratta iş birliği konusunda Bağdat’ta bir komuta merkezi kurmuş, ancak bu merkez işlevsiz kalmıştır. Rusya, İran yanlısı Şii milisler ile temas kurmuş ve bu teması arttırmaktadır. Süleymani suikasti sonrasında ABD-Irak İlişkilerinin gerginleştiği dönemde Rusya, Irak’a askeri destek verme önerisinde de bulunmuştur. Ayrıca, Irak’ın Rusya’dan S-400 alma çabalarını göz ardı etmemek gerekir.2021 yılında yapılacak seçimlerde İran yanlısı grupların daha fazla sandalye kazanması durumunda Rusya’nın Irak’taki etkisinin artacağı öngörülebilir.

Çin ise Irak ile 2025 yılında imzalanan anlaşma kapsamında Stratejik Ortak kapsamında faaliyetlerini sürdürmektedir. Çin, Irak’ın birinci ticaret ortağıdır ve Irak’ın güneyinde ki petrol sahalarının işletmesini 25 yıllığına almış durumdadır. Ayrıca, Irak, Çin’in tek yol tek kuşak projesinin bir parçasıdır ve en büyük dördüncü petrol tedarikçisidir.

Bu değerlendirmeler ışığında, Sincar’a bir operasyon yapılmalı mıdır? sorusuna cevabım önceliğin Suriye’ye verilmesi olacaktır. Sincar, bu aşamada çok aktörlü karışık bir bölgedir. Ve sınırlarımızdan 100 -120 kilometre uzakta olması kara harekatı açısından bazı riskleri beraberinde getirebilecektir. Erbil-Bağdat anlaşmasının tam anlamı ile yürürlüğe girmesi zor gibi gözükmektedir. Bu süreç uzadıkça terör örgütünün ve Haşdi Şabi’nin eli güçlenecek, bölgede kalıcılıkları artabilecek ve aralarında ki iş birliği daha da gelişebilecektir. Ayrıca, İran’ın ve hatta Rusya’nın bu bölgeye yönelik Türkiye’nin muhtemel operasyonları konusunda istihbarat sağlayacağı da dikkatlerden uzak tutulmamalıdır.

ABD’nin bölgeden sorumlu elemanı Brett Mcgurk’ün ve dolayısı ile yeni ABD yönetiminin ne planladığı da önem taşımaktadır. Kısacası çok aktörlü bir denklem karşımızda yer almaktadır.