TEK TARZ-İ SİYASET

Namık Kemal'in Londra günlerinde Britanya Müzesi'nin okuma kısmından yararlanmak için ziyaretçi kartını doldurması gerekmektedir. Milliyet kısmının boş kalmamasını ister kütüphane görevlisi.

Müslüman diye yazmak ister Namık Kemal, kabul etmez. Bu bir milliyet değildir. Entelektüel bir ismin bile zihninde oturmamış milliyet kavramından söz ediyoruz. Sonra Osmanlı der, o da kabul edilmez. Namık Kemal son çare olarak Türk diye yazar ve bu ifade kabul görür. Bu anekdotun ne derece gerçekliği konusunda kesin fikre sahip değilim. Ancak Namık Kemal’in fikir yolculuğu göz önüne alındığında hayatını özetleyebilecek önemli bir kesit olduğunu düşünüyorum.

Osmanlı’daki fikir cereyanları işte bu üç düşüncenin, yani İslamcılığın, Osmanlıcılığın ve Türkçülüğün etrafında şekillendi. Namık Kemal’in fikri takipçileri bu üç kavramın etrafında zihin yormaya devam ettiler. Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset kitabını bu zihinsel tevarüsle yazdı. Sonrasında birbirini doğuran bu üç tarz-ı siyaset birbirileriyle kavgaya tutuştu. İkisi bir araya gelip üçüncüsünü dövmeye başladı ve birbirleri arasındaki yolculuklar da ikililer arasında gerçekleşti. Osmanlıcılık diye tasvir edilen düşünceyi bir miktar Batılılaşma ile eş tutarsak diğer iki akım kendi mecralarında kah yavaş kah hızlı akıp gitti. Zaman zaman Türkçülük zaman zaman Batıcılık zaman zaman da İslamcılık belirgin hale gelip modern sorulara cevaplar aradılar.  

Günümüzde bu üç siyaset biçiminin içindeki geçişkenlik sürüyor. Bu yoldaki sembol isimlerden biri de hiç kuşkusuz şair İsmet Özel. Kendisinin solcu gelenekle başlayan yazı ve hayat macerası İslamcılık ve sonrasında Türkçülük duraklarına uğradı. Benzer şekilde İslamcılıkla başlayan fikir maceralarının farklı duraklarda devam ettiği birçok örnekle detaylandırabiliriz ama gerek yok.

İsmet Özel, dilin imkanlarını kullanarak kendine geniş bir alan açtı ve hem çok uzaklara hem de çok derinlere gitme imkanı yakaladı. Çağı yakalayan klasik bir dil üzerinden geliştirdiği fikir yolculuğunun tüm duraklarında bir önceki sözleri geçerliliğini yitirmedi. Bu topraklar dediğimiz yerle, yani coğrafi olarak Türkiye gönül olaraksa Türk ve Müslüman’ın yaşadığı her yerle dertlenen samimi bir dil inşa etti.

Nöbette uyuyan askerin vurulması gerektiğinden İstiklal Marşı’nın farklı bestede söylenmesine varıncaya kadar birçok farklı sözle gündeme geldi. Bunları herhangi bir maddi yahut manevi beklentiyle yapmadı. İsmet Özel, hususi araç yerine belediyenin ulaşım araçlarıyla gezmeyi tercih etti. Bu sayede gerçek anlamda dokunulabilen ve sözünün ağırlığı olan bir şair olarak yer etti zihinlerde.  

Bu yönüyle İsmet Özel’i Namık Kemal’in zihinsel yolculuğundan da Yusuf Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyasetinden de uzak tutmamız gerekir. Kurucu bir fikir adamı olarak uğradığı üç durağa da kendi bakışını verebilecek denli güçlü duruşu olan kalem ustası.

Gündeme sağlık haberleriyle geldi ama onun yapmak istediği Türkiye’nin sağlığını korumak. Bunu da kelimeleriyle yapmaya gayret ediyor.