TIKAAAANDIK!

Hastalığın neden olacağı gelecek, geleceğe dair endişeleri olan insanlar için söz konusudur.

Tam 1 senedir bu Kovid denen illet nedeniyle karantina halindeyiz. 

Küçük kızın videosunda söylediği gibi, sıkıldık, tıkandık, evlerde hapis kaldık.

Bu benim gibi hastalığın ciddiyetini bilen, çok gerekmedikçe sokaklara çıkmayan insanlar için söz konusudur.

Hastalığın neden olacağı gelecek, geleceğe dair endişeleri olan insanlar için söz konusudur.

Neyse zorunlu olarak evden çıkacağım bir gündeyim.

Evden çıkacağım, doktoruma gideceğim, güzel giyinmek istiyorum, bir türlü ne giyeceğim, ayağıma hangi ayakkabıyı giyeceğim, hangi çantamı alacağım, paltomu, çorabımı bilemiyorum bir türlü.

Aslında güzel giyinirim, bilirim de, herkes de öyle söyler, ama bir türlü bilemiyorum ne giyeceğimi.

Güya biraz yürüyeceğim, vitrinlere bakacağım bir kahve içeceğim.

İçimde nasıl bir telaş, bir an önce eve koşmak istiyorum.

Hep bir olmuyor telâş hali.

Hep aslında bugün gitmesem, yarın gitsem erteleme hali.

Hep, her şey yarın olsun.

Yarın oluyor, yine yarın olsun.

Tatsız.

Uzman sosyolog ve psikologlara sormuşlar ne olacak halimiz? 

Onlarda önce hepimizde olan, geldiğimiz bu durumu şöyle anlatmışlar.

Nerede ne giyeceğimizi bilemez olduk, hep eşofman giymek öyle çıkmak istiyoruz, 

Söze girme sıramızı karıştırıyoruz,

Yüz yüze konuşamadığımız için sesimizi ayarlayamıyoruz,

Daha ürkek ve kaygılıyız,

Bazı yaşlıların zihinsel becerileri geriledi,

Gençler arasında ifadenin yerini emojiler aldı.

İş, ev, hijyen dışında konuşacak başka şeyimiz kalmadı, yok,

Dışarıya açılan kapı sadece teknoloji ile mümkün oluyor.

Saptamalar bunlar, durumumuz bu.

Kontrollü normalleşiyoruz ama basit rutinlere yani hayatımıza nasıl döneceğiz.

Ya sosyal becerilerimizi tamamen kaybedersek ne olacak.

Peki çare.

İşte uzmanlar, şöyle anlatmaya devam etmişler.

Zaman zaman korku, kaygı, bıkkınlık, öfke ve kafa karışıklığı yaşayabiliriz.

Bunların yaşanması normal, kabul edin, kendinizden kaçmayın ve hiçbir şey için kendinizi zorlamayın.

Bir yılda çok şey değişti, eskiye tamamen dönemeyiz ve o halde eski yeni alışkanlıklarımızı birleştirmek zorundayız. 

Çevremizde bizi can kulağı ile dinleyeceğine güvendiğimiz insanlarla duygularımızı paylaşmalıyız, konuşmalıyız, dinlemeliyiz.

Her gün düzenli yürüyünüz,

Daha çok sosyalleştikçe becerilerimiz geri gelecek.

Tabi ki pandemi kurallarına uyarak, maske takarak alışverişe gidin.

Yani.

Fırtına dinince yıkılanları onaracağız, öğrendiğimiz yeniliklerle hayatımıza devam edeceğiz.

Oh be! ne şahane dedim. 

Bana bu anlatımlar iyi geldi, moral verdi.

Umarım size de iyi gelir, moral olur.

Funda'nın aklındakiler…

... Orta yaş üzeri 4 kadın, 4 kocası havuz kenarında sandalyeleri çekmişler güneşten istifade, oturuyorlar.

Tanımıyorum ama, karı koca oldukları çok belli, hepsi birbirine benzemeye başlamış.

İki boş sandalyeyi yanlarına çekmişler.

Benim arkadaşım bunları tanıyor, gidip sordu sandalyeler boş mu?

4 kadın aynı anda haykırdı, dolu, bilmem ne hanım gelecek dedi.

4 koca suskun.

Ben zaten boşuna sorduğunu, o sandalyeler boş olsa bile kadınların dolu diyeceklerini adım gibi biliyordum.

Biraz ileride tek bir sandalye var, arkadaşım kararlı, ona uzandı 4 kadın aynı anda yine dolu diye haykırdı 

4 kadının zevk alan, ah ya ayakta kaldığınız oh olsun! duygularını hemen aldım.

4 koca umursamaz otururken, 4 kadın çok mutluydu.

Anlarım hemen.

Arkadaşıma keşke sormasaydın, böyle cevap verecekleri o kadar belliydi ki dedim.

Ne yapmalıydım dedi.

Sormadan almalıydın dedim, burası para ödeyip, bilet alınan sandalyeler değil ki.

Ne kadar ayıp yer ayırmak.

Cart diye çekip alacaktın dedim.

İstersen ben yapabilirim, o sandalyeleri alırım ve kadınlara sadist mutluluk kötüdür, burası babanızın yeri değil diyeceğim dedim.

Çok nazik bir kadın o, ne olur sakın yapma dedi.

Peki dedim.

Arkadaşların, dolu ama o arkadaş gelinceye kadar lütfen buyrun oturun demeliydiler dedim.

O da bana peki dedi.

İkimizde ayakta kal, hayatta kal derken, birbirimize peki dedik.

Ben de.

Kadınlar çok tatlıdır, kadınlar birbirini çok sever, yalanını bir daha sakın dinleme dedim.

... Hep arıyorlar.

Vodafone arıyor, yeni tarifeniz bilmem ne olsun mu? Olsun, tamam diyerek kabul ediyorsun, yılmıyor defalarca ses kaydı yolluyor, yeni başka tarife üstüne tarife. 

Yahu aradın anlaştık ve bitti, kes sesini değil mi?

Turkcell arıyor geri dön, sizin için bilmem ne tarifesi yaptık.

444 telefonlardan yıldım.

Bankalar arıyor, kredi kartı ödemenizi 3 ay geciktirelim, faiz oranı bilmem ne.

Neden sen benim borcumu ertelemek istiyorsun arkadaş.

Anladım artık sıra geldi donlara, alacaksın onları da.

Herkeste bir para telâşı.

Sanki dünyanın eli cebimde gibi hissediyorum.

Her şey çok pahalı.

Küçük bir pastane, ince bir dilim chessecake 25 TL (daha incesini görmedim), küçük kare bir browni 25 TL, Türk kahvesi 15 TL, 1 bardak çay 10 TL.

Yandık arkadaş.

Bugün itibari ile cebimi dikeceğim, arayan herkesi azarlayacağım, siz benim paramı illa almak istiyorsunuz diyeceğim.

Vermeyeceğim diyeceğim.

Şiştim valla.

Bu ne yahu.