TOFAŞ: BİR SİSTEM TAKIMI

Bertan ERMAN 21 Şub 2018

Geçtiğimiz hafta, basketbolda Türkiye Kupası haftasıydı ve Anadolu Efes, finalde Tofaş'ı mağlup ederek 11. kez mutlu sona ulaştı; tebrik ederim.

Ancak 15 sayı farkla mağlup olmasına karşın, maç içinde aradaki fark ne olursa olsun; sonuna kadar mücadele eden Tofaş’ı kutlarım. Gönüllerin şampiyonu oldular ve doğru yoldalar.

Tofaş’ta gördüğüm şey, kelimenin tam anlamıyla bir sistem. Mavi Yeşilliler, kısa sürede uzun vadeli başarılara imza atmaya devam ediyor. Çok değil; bundan 2 yıl önce alt kümeden çıkan bir Tofaş vardı. Geçen yıl ise, final gibi bir maçta Pınar Karşıyaka’yı istediği farkla mağlup etti ve yeniden Basketbol Süper Ligi’ne döndüğü ilk sezonda Playoff’a kaldı. Bursa ekibi, bu sezon ise bambaşka bir seviyeye ulaştı. Ligdeki ilk 10 maçını kaybetmediler ve şu an son Türkiye ve Avrupa şampiyonu Fenerbahçe Doğuş ile aynı puanda; zirve yarışında İstanbul’un en güçlü takımını takip etmekte. Bu başarının altında yatan genel faktörün, Başantrenör Orhun Ene’nin takım içinde oluşturduğu sistem olduğunu, Tofaş’ın maçlarını takip ederken görebiliyorsunuz.

Teknik anlamda savunmaya önem veren bir Tofaş var. Rakip takımın en skorer ismine yapılan savunmada gelen double teamler, genellikle top çalmayla sonuçlanıyor. Hücumda ise doğru konumlanmalar, momentumun bozulmayacağı şekilde paslaşmalar ve doğru şut seçenekleri… Özellikle Raymar Morgan ve Kenny Kadji gibi uzunların da geniş şut opsiyonlarına sahip olmaları, Tofaş’ın modern basketbola sağladığı uyumu gösteriyor.

Ancak, sistem denilen olgunun, birçok kavramı var. Yiğit Arslan, Muhsin Yaşar ve Berkan Durmaz gibi kendi altyapılarından çıkardığı genç isimlerin takıma verdiği enerji, Pierria Henry ve Barış Ermiş’in maç içindeki galibiyet kararlılıkları, Josh Owens, Kenny Kadji ve Raymar Morgan’ın boyalı alandaki dominasyonu ve elbette kaptan Sammy Mejia’nın oyun zekası ve liderliği, takım içinde birlik oluşturuyor ve sisteme ruh katıyor. Bursa halkı da, Tofaş ile bütünleşmiş durumda ve maçları nerede olursa olsun yanındalar. Ayrıca, retroyu seven bir olarak, 1999 ve 2000 yıllarında şampiyon olan kadrodan David Rivers’ın, şu an takım elçiliği yapıyor olması da, Tofaş’ın ruhuna ayrı bir güç katıyor. Keza, sosyal medyayı iyi bir şekilde kullanmaları ve sosyal sorumluluk çalışmaları, Tofaş’ın basketbolda gün geçtikçe daha büyük bir marka yolunda olduğunu bizlere gösteriyor.

Aslında Tofaş için şov yeni başlıyor. Önlerinde sadece Basketbol Süper Ligi var. Karşılaşmalara daha da istekli çıkacak bir takım izleyeceğimizi ve her gün üzerine koyarak, gidecekleri en iyi yere ulaşacaklarını düşünüyorum.