TRİBÜNCÜLER DİKKAT

Fenerbahçe'nin Austria Wien maçının sonlarında 4-1'lik skorun ve Avrupa Ligi gruplarına kalmanın zevki ile kafalar çakır-keyifken tribünlerdeki küçük bir grubun başlattığı şarkıcı hanımın tutuklanmasına yönelik protestolar "kitle ruhu psikolojisi" ile hemen herkese sirayet etti.

Bu topa girmeyin. Çünkü bu durum oldukça nazik ve algılar çok farklı gıdıklanıyor, ofsaytta kalabilirsiniz/kalabiliriz/kaldık.

Orta yaşlarını süren, son zamanlarda giyim-kuşamı ve sahne şovlarında yer verdiği marjinal mesajlarıyla daha ziyade dikkat çeken şarkıcı bir hanımın taa dört ay önce bir konserinde dile getirdiği ve imam-hatip camiası ile “sapık” kelimesini aynı cümle içinde kullanmasıyla alevlenen mini video toplumu neredeyse karpuz gibi ortadan bölüverdi. Tutuklanmasına sebep olan bu özellikle köpürtülmüş ve ölçülüp biçilmiş toplum mühendisliği çalışmasına –maalesef- spor müsabakalarında tribünler de ortak olunca pozisyon buz gibi ofsayt olmasına rağmen “hakim” gol verince ortalık karıştı.

Fenerbahçe’nin Austria Wien maçının sonlarında 4-1’lik skorun ve Avrupa Ligi gruplarına kalmanın zevki ile kafalar çakır-keyifken tribünlerdeki küçük bir grubun başlattığı şarkıcı hanımın tutuklanmasına yönelik protestolar “kitle ruhu psikolojisi” ile hemen herkese sirayet etti. 

İşte burası zurnanın “zırt” dediği yer. Bu girişimi başlatan üst akıl da zaten tam bunu istiyor: Huzursuzluk çıksın ve dalga-dalga topluma hızla sirayet etsin. Etsin ki yapacakları operasyonlara uygun puslu havalar olsun/oluşsun. Bunun için işe tribünlerden ve tribüncülerden başlamak da aslında sosyolojik olarak oldukça doğru, kıvılcımı ateşe döndürmenin en uygun yeri daima tribünler oldu geçmişte de şimdi de.

Ajda Pekkan olmakla Aleyna Tilki olmanın dar parantezine sıkışmış, besteci eşi ve bağlı olduğu pop müzik “klan”ının desteği ile piyasasıda olan, uzun zamandır albüm yapmamış, eski soundu ve şarkılarının ekmeğini yiyen ama ilerleyen yaşı(46) ve Z kuşağının daha çok tercih ettiği genç çıplaklarla girdiği rekabette geri planda kalmak istemeyen bir hanım şarkıcının trajik halleri akademide tez konusu bile olabilecekken bir de tutuklanması absürtlükler zincirinin son halkası oldu.

27 Haziran’da Antalya, 12 Ağustos’ta Yenikapı konserlerinde marjinal cinsel grupların bayraklarını açarak bu operasyonu çekenlerin radarına giren ve üzerine operasyon bina edilen bu hanım sanatçıya destek olalım derken başkalarının ekmeğine yağ sürmeyelim, hiç gereği yokken durduk yerde ortalığın gerilmesine sebep olan bu olayların tribünlerden tribünlere yayılmaması için “tribüncü” dediğimiz kardeşlerimizin çok dikkatli olması gerekiyor. Her biri kendi içinde değerli ve her biri bir sivil toplum kuruluşu hüviyetinde bulunan ultralar, fanlar, semtin çocukları, teksaslar, tommiksler kim varsa aman bu topa girmesinler. 

Yazımızın yazıldığı saatlerde henüz salıverilmemişti, belki ifadesi alındıktan ve aslında kendisine operasyon çekenlerin mağduru olduğunu anladıktan sonra tutuksuz olarak yargılanmak üzere evine-yuvasına dönmüş bile olabilir. İnşallah “dilin kemiği yok” atasözünün anlamını daha iyi kavramış, imam-hatip camiası veya başka hangi camia olursa olsun kimseye karşı aşırı gitmemenin değerini biraz geç ve yıpratıcı da olsa anlamıştır.

Bütün bunlar aslında gelecek sene Mayıs ayında yapılacak seçimlerin ne kadar zorlu geçeceğini ve kimlerin kimlere daha ne operasyonlar çekeceğini göstermesi açısından da ilginç bir örnek oldu. Uyanık olalım, ileri-geri konuşmayalım, montajlı videolara konu olacak şeyler söylemekten uzak duralım, halkın duygu ve düşüncelerini maniple ederek kamuoyunu eğip bükmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Sadece işimizi yapalım, işimizi doğru yapalım.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Zaferlerimiz daim olsun.